İrfan Sarı

Sert olur kemikler

17 Ocak 2012 Salı 16:51

Diyarbakır merkez cezaevi kazısında tarihi değeri olan insan kemiği sayısı 15'e çıktı. Birilerinin nefreti, kini, düşmanlığı sonucu o derin çukura gömülen yani açık bir ifadeyle üstü örtülmeye çalışılan bu sadistliğin tarihi utancı çıktı yeryüzüne.

Garip olan ise onların gömüldüğü yeryüzünün üstünde yaşayan ne çok insan görünümlünün var oluşudur.

Elleri tetik basan, işkence yapan, insan yakan ve kendini bütün olanlara rağmen insan sananların durup kendi vahşetlerini seyretmeleridir garip olan.

Tırnaklarının altında hala temizlenmemiş insan etiyle çocuklarını okşamışlardır kim bilir. Kim bilir ne kadar yürekli baba olduklarını anlatmışlardır çocuklarına ya da duyguları seher temizliğinde anne olduklarını anlatmışlardır kendilerini çocuklarına.

Anneler sımsıcak kucaklarından alınan çocuklarının hasretiyle yıllar yılı gözyaşı dökerken onlar Kürt çocuklarını nasıl hunharca katlettiklerini anlatmışlardır etraflarındaki duygusuzlara.

Çocukları onların babalarının kahramanlığının altında bir caninin karanlık siluetinin olduğunu bilemedi belki. Bilemediler belki katlettikleri insanların kanı babalarının ciğerine kadar sıçramış.

Bilemediler elleri kolları bağlı insanların başında nasıl diklendiklerini ve nasıl kahpece canlarını aldıklarını yani babalarının nasıl korkak nasıl ödlek olduklarını bilemediler.

O caniler normal anne ve baba gibi dolaştı bunca yıldır halkın arasında. Hala ellerini kollarını sallayarak dolaştıkları gibi… Aynaya bir kez bile bakmaya cesaret edemeyen o korkaklar kendi gölgelerine bıçak çeken tavuklar…

Onlar meydanların adamı değil…

Onlar karanlığı seven vampirler…

Yarasalar…

Onlar toprağı, suyu, insanı, onuru, yiğitliği, adamlığı kirletenler.

Cellât bile olamayacak kadar ruhsuzlar…

Belki çocukları onların kollarında uyurken bir katilin bir canavarın kollarında olduklarını hiç bilemeyecekler. Bilemeyecekler babalarının görev diye insan öldürüp kuyulara sakladığını bilmeyecekler bu timsahlığı yapanların bir gün yavrularını da yiyebileceğini…

“çünkü timsah kısmı yavrusunu yer”

Bu kısım işte bu kısım çokça barbardır karnı doysun diye hiç çekinmeden yutar yavrusunu ve güneşe serilir.

Mesela babalarının başının hiçbir zaman dik olmayacağını bilemeyecekler onların çocukları. Hiç dik başlı bir babaları ya da anneleri olmayacak onların ama bilemeyecekler.

Bilemeyecekler onların anneleri ve ya babaları kaç yetim kaç öksüz bıraktılar arkalarında. O yetimler ve öksüzler düşündükçe babasızlığı-annesizliği, katillerin yüreğinde bir korku bir telaş bir sürtüşme bir çarpıntı oluştuğunu bilemeyecekler…

Ve o katiller bilemeyecekler çocuklarına her sarıldıklarında baba sıcaklığı değil katil soğukluğu verdiklerini. Anne kokusu değil ölü kokusu saldıklarını.

Bir katil nasıl sarılır sahi çocuklarına…

Nasıl bakar çevresindekilerinin yüzlerine…

Varsa sevgilileri katil gibi bakıyorlardır herhalde, yani yalancı bakıyorlardır.

Ben katilim deme cesareti yoktur onların.

Sevdiklerini en çok onlar aldatıyordur tabi varsa sevdikleri…

Çünkü öldürdükleri masum insanlar dolaşıyordur kanlarında

Ağrılı, sancılı…

Bolca acılı…

Onlar kemiklerin sert olduğunu bilemediler…

Çıkar bir gün yer yüzüne, onların kara yüzüne inat.

Bu yazı toplam 4715 defa okunmuştur
inadına yaşam
 // mustafa genc kahta
onlarki kendi yaşamlarını feda ettiler. kendisi kahraman ve kahraman halkı icin yau kahramanları katleden caniler babayım diye babalık tasyanlar o sert ve soğuk kemiklerin ömrünüz boyunca vijdan azabı çekeçeksiniz tabi vijdanınız varsa...
19 Ocak 2012 Perşembe 22:11
ö...
 // resul
sizi tebrik ediyorum.. iki üç defa okudum .. bu kadar güzel mi yazılır diye .. zihnimizde yer edindi yazınız..şeytanın kırık aynada baktığı zamanlar da ve insanların kırık aynada kendisini bile göremediği , şeytanın kendi yerine tayin ettikleri bu canileri, yazınızda ne kadar güzel dile gitirmissiniz.. tbr ediyorum.. tekrardan.. tskler...
19 Ocak 2012 Perşembe 03:31
TA İLK İNSANDAN BERİ ÖLÜM VE ÖLDÜRME VAR....
 // AVA AZADİ...
Size ait olanın kendisine ait olduğuna inanıyorsa bir insan bunu elinden almanız durumunda iş öldürmeye kadar gidebilir. Neticede Türkiyede 50-60 bin insan bu yüzden öldü ve öldürüldü. Şimdi levhi mahfuzda üzerinde kavga edilen nesne yada hak hukuk kime ait ise o haklıdır. Öldürmüşsede haklıdır. ölmüşsede haklıdır. Demek öldürme o kadarda nefret edilecek bir durum değil.Asıl karşı durulacak zülümdür. Bazan öldürme bile adalettir hatta merhamettir.Ölümler iki taraflı olmuş.Ama bir taraf cehennemi boylarken, diğer ölenler ebedi saadete nail olacaklardır. Bu düşünce ve inanç yoksa eğer, ha bugün ölmüşsun ha yarın bence o kadarda önemli değil.Neticede hepimiz öleceğiz.Bu açıdan baktığımızda o kemiklerin müsebbipleri tahminimce cehennemi boylaya...
18 Ocak 2012 Çarşamba 12:56