Ümit Yazıcıoğlu

Serokkomar Celal Talabanî

12 Mart 2008 Çarşamba

Mam Celal'in,

Esenboğa Havalimanı'na 07 Mart 2008 de gelişinin ardından kendisi hemen Anıtkabir'e geçti. Serokkomar Talabani'nin Ankara ziyareti, aynı zamanda bu ziyaretin vereceği sonuçlar. Gerçeğinde ilgiyle izlenmesini zorunlu kılıyor.

 

Irak heyetinin Anıtkabir ziyaretinde, ağır ağır yürüyen Mam Celal'in merdivenleri çıkamaması üzerine mozoleye çelengi Irak Milli Savunma Bakanı Şirvan El-Vaili koydu. Daha sonra Misak-ı Milli Kulesine çıkan Serokkomar Talabani, Anıtkabir özel defterine "

 

"Benim başkanlığımdaki Irak heyeti için, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türkiye'deki yeni hayatın kurucusu büyük lider Mustafa Kemal Paşa'yı ziyaret etmek bir onurdur. Irak'ta biz, Atatürk'e Kurtuluş Savaşı'nda yabancı müdahalesi konusunda gösterdiği liderlikten ve Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olsa da yeni Irak'ı tanımasından dolayı büyük saygı duyuyoruz „diye yazdığı metin ve bu metinin altındaki imza aynı zamanda devletleşmeye giden Kürtler içinde önemlidir.

 

Serokkomar Talabani  hangi mesajları Türkiyeye vermek istedi?  

 

1. 1923 ten sonra İlk kez Türkiye Cumhuriyeti"nin Devlet Başkanlığı makamında Kürdistan ifadesini kullanmıştır. Diğer taraftan Türkiye"ye demiştir ki  "Bakın siz beni Devlet Başkanı gibi karşılamadınız. Ama ben yine de geldim. Size zeytin dalı uzatıyorum. Bu benim  iyi bir niyetimdir. Fakat siz önce kendi içinizde bir karar verin. Benimle çalışmak istiyor musunuz?" "Sorunları çözmek için diyalog istiyorsunuz. Ama kendi kamuoyunuz, buna hazır değil. Kamuoyunuzu biz Kürtlerle diyaloğa hazırlayın..." Hatırlayınız yıkılan Osmanlı İmparatorluğu"ndan 20"yi aşkın yeni devlet doğmuştur. Yirmi birinci yüzyılda ise kurulmayan iki devlet kalmıştı... Birisi Ermenistan, diğeri Kürdistan... Ermenistan kuruldu. Bugün Ermenistan"la sizin ticari ilişkileriniz var... Kürdistan ise kurulmak üzere... Bu gelişmeyi artık kabüllenin.

 

2. O´nun Türk yetkililere mesajı, hadi gelin "PKK ile anlaşın" olmamıştır. Bu açıktır. Bölgesel Kürt yönetimi aracılığıyla PKK'ye baskı yapmasının kendisinden istendiğini vurgulayan Mam Celal, Türkiye'yle siyasi, ticari ve kültürel ilişki kurmak istediklerini belirtmiştir.

 

3. Terörle mücadelede Türkiye, Amerika ve Irak arasında diyalog ve işbirliği yapılmasını desteklediğini vurgulamıştır. Ortak sorunları işbirliğiyle çözmek istediklerini belirterek de, operasyonlar ve siyasi çözümle ilgili bir soru üzerine, “yaklaşımımız açıktır, Irak anayasası ülke topraklarında hiçbir terör örgütünün barınmasına izin vermez, Türkiye"yle aramızda bir işbirliği var buna da bağlıyız,” vurgusunu yapmıştır.  Aynı zamanda Kürt sorunuyla ilğili olarak da “siyasi çözüm konusu Türkiye"yi ilgilendirir,” diyerek,  bu konuda diplomatik bir nezaketle,  Türkiye"nin içişlerine karışmadıkları mesajını vermeye çalışmıştır.

 

4. Gazeteciler tarafından kendisine, "Size bir Kürt kedisi bile teslim etmem" biçimindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine. "Burada bir yanlış anlama sözkonusudur. Ben Kürt kedisi demedim, Irak kedisi dedim. Biliyorsunuz ben Irak Cumhurbaşkanı'yım. Cumhurbaşkanı olarak, Irak'ın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığı için Kur'an-ı Kerim'e ant içtim” cümlesiyle dindar olduğunu diplomaside vurgulama gereğini duymuştur. Çünkü Türkiye"yi idare edenler islama derinden inanmış dindarlardır.

 

5. Ayrıca “Türkiye gibi dost bir ülke olsa dahi bir Iraklı"yı Türkiye'ye teslim etmek, Irak anayasasına aykırıdır" diyerek de, kendilerinin söylediği şudur: Irak federalizimle yönetilen bir ülkedir. Irak Anayasasının yanında birde Kürt Federe Devleti"nin anayasası vardır. Bu anyasa her Kürdü bağrına basmaktadır. Dolayısıyla “Size bir Kürt kedisi bile teslim etmem" sözünü diplomatik bir dille Mam Celal Ankara"da aslında tekrarlamıştır. Tabiki onu anlayana.

 

* * *

 

Diğer taraftan Serokkomar Talabani Misak-ı Milli Kulesinede Anıtkabirde çıktı. Acaba kendileri bu kuleye çıkmakla hangi mesajı Türkiye"ye vermek istediler? Bu konuyu ilerde yazacağım. Burada belirtmek isterim ki Misak-ı Milli 17 Şubat 1920 tarihinde, Edirne Milletvekili Mehmet Şeref (Aykut)"un verdiği önergenin kabul edilmesi ile mecliste okunmuş ve aynı gün meclis tarafından kabul edilmiştir. İçerdiği maddeler şunlardır:

 

1-Osmanlı Devletinin yalnız Arap çoğunluğuna sahip topraklardan 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesinin imzalanması sırasında düşman kuvvetlerin işgali altında kalan bölgelerin geleceği halkın özgürce vereceği oylarla kararlaştırılmalıdır. Aynı antlaşma sırasında Türk askerinin kontrolü altında bulunan bölgeler ayrılmaz bir bütündür. (Hatay ve Musul bu sınırlama içinde kalmaktadır.)

 

2- Halk oylaması ile anavatana katılan Kars, Ardahan ve Batum illerinde gerekirse yeniden bir halk oylaması yapılmasını ve sonucun herkes tarafından kabul edilmesini istiyoruz.

 

3-Batı Trakya"nın hukuki durumu özgürce yapılacak bir halk oylaması ile tespit edilmelidir.

 

4-Hilafet Merkezi ve Osmanlı İmparatorluğunun başşehri İstanbul ve Marmara Denizinin güvenliği esastır. Bu ilke esas alınmak suretiyle Boğazların ticari geçişlere açılabilmesi için diğer devletlerlerle birlikte alacağımız karara uymağa hazırız.

 

5-Yapılacak barışta azınlıkların hakları; komşu ülkelerde yaşayan Müslüman halklara da benzer hakların tanınması şartı ile teminat altına alınacaktır.

 

6-Ekonomik gelişmemize imkân sağlamak için her devlet gibi bizimde özgür ve bağımsız olmaya hakkımız var. Bu nedenle mali, ekonomik ve hukuksal kısıtlamalara karşıyız. Ancak ekonomik gelişmelerimiz için her ülke ile görüşmeye hazırız.( detayı için bakınız  Alev Coşkun: Kuvayı Milliyenin Kuruluşu, s.276 ( En Uzun 15 gün–1997)

 

Kısacası Serokkomar Talabani, Türkiye'ye dostluk mesajları verdi. Ziyaretinin amacının Türkiye ile "stratejik, sağlam ve uzun süreli ilişkiler kurmak" olduğunu belirtebilirz.

Bu yazı toplam 11569 defa okunmuştur
Şimdi Bay Başkan Talabani
 // Fetullah Beyaztaş
Değerli Hocam, aynı konuda Sırac Bilğin ağabayimiz diyorki. "Şimdi Bay Başkan’ın Kuzey ile ilgili sözlerine karşı alınan tavra bakalım. Kuzeyli iki parti lideri ve bazı şahsiyetler dışında kimsenin selam vermediği Talabani, yurdumuzun bu bölgesinin kafasını karıştıracak fırsatı bulamadı. Bay Başkan Kuzey’de kitlesel olarak protesto edildi, gezisi ile nefret uyandırdı..Kuzeyli Kürtler’in zindanlarda işkence görmesi, sokak ortasında öldürülmesi, kitlesel olarak sokak savaşlarına hedef kılmasını yok saydı..Kendisini herkesin temsilcisi olarak lanse etti. Ama o sadece Kürtler’i zayıflatmaya çalışan bir kurmê darê’den başka bir şey olamadı. Derler ya, alışmış kudurmuştan beterdir. Onun kişiliği böyle oluşmuşken, kendisinden ne beklenebilir ki?


Kuzey şu anda büyük bir mücadele sürecini yaşamaktadır. DTP sempatizanlarının (ki bunlar savcı efendinin beklediğinin aksine DTP’li değidir) ve üyelerinin düzenlediği kitlesel gösterileri her zaman provoke etmeye hazır bir kontra yapısı hazır tutulmaktadır. Bu kontralar ya gösteri sırasında, ya da gösteriden hemen sonra kitlenin arasına dalıp kavga çıkarmakta, ardından da tutuklamalara girişmektedir. Bay Başkan bunu “Seçilmiş bir hükümete karşı mücadele etmenin terörizm” olduğunu anlatıp duruyor. Böylece, bir WP yazarının kaydettiği gibi, Ankara’ya girişte toprağa basan Bay Başkan dönüşte yolunda kırmızı halı döşenerek uğurlandı.


Kuzey, Bu Zat bir köşeye çekilmedikçe kendisine asla itibar etmeyecektir."...
16 Mart 2008 Pazar 00:35
Talabani
 // jan bewar
Sn.Talabani hiçde serokkomar gibi karşılanmamış hatta diplomatik dilde nerdeyse aşağılanmıştır.Bir onbaşı dahi karşılamamıştır.60bin kişilik muz cumhuriyeti St.vincent başbakanına gösterilen ihtimamın çeyreği kadar mam celale gösterilmemiştir....
15 Mart 2008 Cumartesi 11:06
KÜRTLERİ KÜRESEL SERMAYEYE BAĞLIYORLAR
 // Menderes Budak
Hocam bu konuda sizinle Kürt politikacı Abdullah Öcalan´ın ğörüşlerini paylaşmak istiyorum. Bir haftalık tecritten sonra avukatlarıyla görüşen Abdullah Öcalan'ın bu konuda önemli mesajlar verdi.
"Mehmet Şimşek'in hiçbir gücü yokken neden Türkiye'ye getirildi?" diye soran Öcalan, "Çünkü bunlar küresel sermayenin sözcüleri. Talabani Türkiye'ye geldi. Talabani'yi Türkiye'ye getiren de, Mehmet Şimşek'i Türkiye'ye getiren de aynı iradedir. Talabani'yi Ankara'da asker istemiyordu, camlı köşkte ağırladılar. Küresel sermayeyi kontrol edenlerin amaçları Güney'de Arap emirlikleri gibi emirlikler kurmayı hedefliyorlar. Dubai gibi yerleşimler kurmak, Erbil'de Diyarbakır'da Holdingler kurmak, merkezler oluşturmak istiyorlar. Kürtlerin topraklarının yarısı satılmış diğer yarısını da almak istiyorlar. Yer altı ve yer üstü kaynaklarına da sahip olacaklar. Kürtleri de karın tokluğuna kendilerine, patronlarına bağlayacaklar. Kadın nasıl erkeğe muhtaç hale getirilmişse, kadınlar böylece nasıl karılaştırılmışsa, Kürtleri de bu şekilde kendilerine bağımlı kılmaya çalışıyorlar. Kürtlere nasıl davranması gerektiğini öğretiyorlar şöyle davranacaksın şöyle giyineceksin, böyle yapacaksın, şöyle evleneceksin gibi. İşte Osman'ın düştüğü durum ortada. İkide bir fotoğraf çektiriyorlar şöyle yapacaksın diyorlar. Osman ve Botan'ı da bu şekilde kopardılar, bunlarla birlikte bin kişiyi de kopardılar. Bu işi parayla yapmaya çalışıyorlar. Onların projesi bu. İsim vermek istemiyorum ama krediler alarak üç günde Holding kurduruyorlar. Böyle kısa zamanda Holding mi kurulur? Krediler alarak üç gün gibi kısa sürelerde Ağrı'da Bitlis'te Holdingler kurarak Kürtler üzerinde denetim kurmaya çalışıyorlar. İşte bunların etrafına insanları toplayarak Kürtleri parçalamayı hedefliyorlar. Ben kredi almasınlar demiyorum ama neye ve niçin hizmet ettiklerini iyi bilsinler. Bu şekilde Kürtleri kendilerine bağlıyorlar Kendilerini de Küresel sermayeye bağlıyorlar. Ancak bu konuda Barzani daha ihtiyatlı yaklaşıyor." ifadelerine yer verdi. Öcalan, "Bana da zamanında elli kez geldiler, teklif ettiler. Denizler ve Mahir Çayanları tasfiye ettiler. Ben de o dönem vardım, beni de tasfiye edeceklerdi ama ben neden tasfiye etmek istediklerini anlamaya çalışıyordum. Bunları sezdim ve bir çıkış sağlayarak yurt dışına çıktım. Şam'da bir İngiliz yetkilisi, "Talabani'ye, Barzani'ye yardım ediyoruz neden size yardım etmeyelim" diyordu. Bununla benim fikrimi öğrenmek ve onların denetimine girmemizi istiyorlardı. Ben kabul etmedim. Benim için önemli olan özgürlüktür, özgürlük hareketinin büyüyüp gelişmesidir." dedi. Talabani ve Barzani'nin de demokratik bir çözüme katkıları sağlanabilir" diyen Öcalan, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Dört parçadaki halkımıza selamlarımı iletiyorum, Urfa'ya da selamlarımı iletiyorum. Urfa kazanacaktır, biliyorum, er ya da geç tarihine ve Hz. İbrahim'e yakışır rönesansını gerçekleştirecektir. Kadınlara selam ve sevgilerimi iletiyorum. Tüm cezaevindeki arkadaşlara selamlarımı iletiyorum."...
14 Mart 2008 Cuma 13:35