Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Şemdinli seferi

2006-05-07 16:28:01

9 Kasım 2005 tarihinde Şemdinli Türkiye'nin ve Dünyanın gündemine girecek olan bir olaya ev sahipliği yaptı. Umut Kitapevi'nde meydana gelen patlamada bir kişi hayatını kaybetmiş 5 kişi yaralanmıştı. O gün Şemdinli'de ve Hakkari'de bambaşka bir sayfa açılmış oldu.

Umut Kitapevine konulan bombanın patlamasından sonra, hem Şemdinli hem de kitapevinin sahibi Seferi Yılmaz gündemin bir numarasına oturdu. Şemdinlili Seferi Yılmaz birden ülkenin gündeminde ünlü olmaya başladı. Bu insana yapılan suçlamalarla adeta hedef gösterildi. Bir kısım köşe yazarlarının anlattıkları bilgilerin nereden kendilerine sızdırıldığı konusu kafalarda soru işareti bıraktı.

Her ne kadar birileri bu olayı küçümsese bile aslında yıllardır bu bölge ve bölge halkı üstünde oynanan oyunların şifresi çözüldü gibi görünüyor.

Olayla ilgili yargı sürecinin yürütüldüğü şu günlerde  'Kim yaptı, neden yaptı?' gibi sorulara yanıt aramak üzere medya ve bu işin uzmanları da kafa yoruyor.

Hatta yargıya yansıyan bu olaylarla ilgili olarak Vali, kaymakamlar genel müdürler ve en son Van Savcısı bile görevden alındı. “Şemdinli” çok şiddetli bir deprem gibi ülkemizin birçok kurumunu sallamaya ve bedel almaya başladı.

Şemdinli'de yaşayan insanlar olaya karşı muhakkak ki bir neticeye varmışlardır. Kimisinin kafasında halen soru işaretleri dolaşırken, geneli ise tanık oldukları olaylarla ilgili bir suçlu bulmuşlar bile.

İnsanın, insana ettiği zulümlerden kurtulmamız gerek. Türkiye'de çok ciddi bir dönemin daha eşiğindeyiz ve biz istersek, her şey daha güzel olabilir. Kardeşi kardeşe kırdıranların keyiflerine son vermenin zamanı gelmiştir. Savaş rantçılarının dümenine takoz koymak gerekiyor.

Kilit olay Şemdinli

Şemdinli bombası Türkiye'deki huzur ortamına atılan bir bomba niteliğindedir. Buna kimse 'Hayır' diyemez. Aslında Türkiye’de de dönen karanlık oyunları çözebilecek kilit olay Şemdinli olayıdır. Bir zamanlar “Susurluk” ve “Yüksekova” çeteleri netice vermemişti.

Yüksekova, Şemdinli ve Hakkari merkezde patlatılan bombalar, meydana gelen faili meçhul olaylar hiçbir zaman burada yaşayan insanlara huzur getirmemiştir. Kim, ne amaçla yapmışsa kesinlikle halkın düşmanıdır. Bu halk çok çekti, çok bedel verdi. Artık kimin hangi adımı atması gerekiyorsa atmasının vakti zamanı gelmiştir. Yaşanan onca gerginlikler ülkemiz insanına hep kaybettirdi, hiçbir şey kazandırmadı.

TBMM tarafından kurulan Şemdinli Araştırma Komisyonu nihayi raporunda “at izi, it izine karışmış” deyimini kullanmıştı. Bu da olayın büyüklüğünün ve zorluğunun göstergesi olsa gerek.

Herkes bir barıştan, bir huzurdan bahsediyor. Hangi barış, Hangi kardeşlik, Hangi huzur?

Hakkari insanının istediği huzur ikide bir bombaların patladığı bir huzur değildir. Hakkari insanının istediği barış faili meçhullerle beslenen barış değildir.

Hakkari insanının sözü ettiği kardeşlik, dışlanmışlık değildir.

Türkiye'de gelişmekte olan ve belki de nereye gittiği belli olmayan iki taraflı milliyetçilik bizi uçuruma doğru götürüyor.

Türkiye yine karışıyor ve yine birileri dışardan çomak sokuyor.

Yeter artık kardeşçe yaşamak çok da uzak olmamalı. Kürt halkının elinden tutmak bu kadar çıkmaza sokulmamalı. Batıdaki insanlarla konuşurken artık kendimizi çok büyük bir savaş bölgesinde hisseder olduk. Buraya gelmek isteyenler bile; "Gelirsem sence sorun olur mu, çok rahatsız edilir miyim?" diye sormaya başladı.

Hiçbir zaman, hiçbir yerde, hiçbir şekilde şiddet çözüm olmamıştır. Birilerinin ölmesi savaş rantçıları dışında hiç kimseye fayda sağlayamamıştır. Artık bunu bilmek bu bilinçle hareket etmek gerekmektedir.

Mutlu değiliz, huzursuzuz Türkiye!

Evet, mutlu değiliz çünkü burada aş yok, iş yok, huzur yok, kin var, nefret var öfke var, şiddet var...

Barış ve kardeşliğe susadık dostlar...

Bu yazı toplam 9578 defa okunmuştur
özgür
 // abıt adar
yeter artık 20 metrede bir korulan bu nizamiyeler nezaman kalkacak düzelmez kardeş...
23 Eylül 2007 Pazar 20:09
tanidi
 // muzaffer
Neye yaradi dunya semdiliyi tanidi semdinlinin saniklaride saltanat suriyor hangi cezayi yediler cumhuriyet savci yediler hani sonuna kadar gidecekti o da biti...
iklim
 // özge
bir internet cafedeyim.Çocukların sesini duyuyorum..tererüst değilim...sen nesin..bunlar bir oyundan gelen sesler.evet bir oyun.iki seçenek var ya düşman ya dost.evet bu bir oyun çoçukların parmaklarında şekillenecek ve sonuçlanacak bir oyun.ya gerçekler....oyunlar bu kadar kanlıysa gerçekler kırmızıdan uzak mı olur?ve iklimler böylesine rotasız mı olur?hangi iklim de kaybedildi düşler bilenmez belki ama düşlerin baharı uzakta değil.Bu bizlerin elinde..evet ben halen inanıyorum insanca yaşam için insan haklarını savunacak iklimler var.... ...