Necip Çapraz

Şemdinli Efkarı

2006-02-23 21:50:47

               Efkarımızı Şemdinli Tütünü İle Dağıttık Hep

Şemdinli (Navşar) Osmanlı İmparatorluğu döneminde tütünü ve balı ile tanındı. Hakkâri ilinin maceralı hayatını en fazla yaşayan ilçelerden biridir. İki ülkeye sınırı olan Şemdinli, insanlarının yaşamları İran, Irak ve Türkiye üçgeninde geçti. Buranın insanları, İran’ı, İrak’ı çok iyi biliyor. Akrabaları var bu ülkelerin çoğunda.

Şemdinli’nin Coğrafik avantajları vardı; sınır ülkelerden ekonomilerine yansıyan kaçakçılık, sağlık hizmetleri, ticari ilişkiler v.s.hep güncel yaşamlarına yansıdı.Sebze, meyve, tarım ve hayvancılık için diğer Hakkâri ilçeleri arasında en avantajlı ilçe idi. Şemdinli balı, tütünü, üzümü ve diğer meyve çeşitleri ile Hakkâri ilini yıllarca besledi. Şemdinli’de yetişen ters lalesi (guldexun) ile artık anılacak bir duruma geldi. Çünkü Hakkâri bölgesinde yetişen ters lale artık literatüre Şemdinli Lalesi olarak tescil edildi. Yıllarca doğa hırsızları, bu soğanlı bitkiyi bu coğrafyadan yasak bir şekilde söküp para kazandılar…

Ormanlık yapısı ile Yüksekova’nın eksi 40 derece soğuklarında ısı oldu, evlerde orman katliamına inat… Bu gün kesilen asırlık ceviz ağaçları bir çevre katliamına dönmüşmüş durumdadır. Ormanlık yapısı itibari ile Hakkâri merkez ilçe Yüksekova ilçesi ve diğer civar illere kesilen orman deposu ağaçları yakacak odun ihtiyacı olarak yakılmaktadır. Şemdinli’den Diyarbakır’a kadar yakacak odun gittiğini düşünebiliyor musunuz?

Bu coğrafyanın tarihine bakılırsa Cumhuriyet döneminden önce de  devletler arasında birçok defa sorunlara sahne oldu. Sonrasında sürgün yerinin son noktası oldu… İnsanlar uzun yıllar buraya sürgün edilmenin korkusuyla yaşadı. Coğrafyanın dez avantajları olan ve uzun yıllar eğitim, sağlık, sosyal ulaşım ve ekonomik alanda hep sıkıntı yaşadı. Doktorsuzluktan insanlar öldü. Yol olmadığından kilometrelerce yürümek zorunda kaldı. Okul ve öğretmensizlikten insanları eğitimsiz kaldı…

Şemdinlili şel-şepik ve cemedani olan kültürel kıyafetini bu günde giyer. Kadınlarda kiras fistanı… Müzik enstrümanı ise Dizele ( kamıştan yapılı, üflemeli çalgı)… İlimizde kültürel yapının en doğal olan ilçesidir.

Özellikle yıllardır düşündüğüm; Şemdinli’nin bir inanç turizmi merkezi olabileceğidir. Ancak; buradaki tarihi yapıların öncelikle restore edilmesi gerekiyor.

Türbesi Şemdinli Nehri (Bağlar) köyünde bulunan Seyyid Taha Hazret’lerinin türbesini her yıl Türkiye’nin değişik yerlerinden gelen binlerce insan, kabri başında ziyaret eder. Nehri köyünün yollarını düzenli olarak yapılması ve insanların buralarda düzenli olarak konaklayacağı yerlerin yapılması gerekiyor.

Ayrıca Şemdinli-Derecik yolu bir zamanlar Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel’in bile “yapın” dediği halde halen bitirilmemesi ülkemizin bir ayıbıdır. Bu nedenle 14 bin insanın yaşadığı Derecik Beldesi’nin 60 km. yolu bir an önce bitirilmeli,4 saatlik yol bir saate inmelidir. Ayrıca bölgenin kalkınması için Derecik Sınır Kapısı açılmalıdır.

Derecik Beldesi bir iklim adacığıdır. Burada kışın bile seracılık için en uygun yerlerden biridir. Derecik kömürü de kalorisi yüksek olan bir kömürdür bununda değerlendirilmesi gerekiyor. Diğer köy yollarının yolları da bir an önce standartlara uygun olarak yapılmalıdır.

Yazımı 30 yıl önce Şemdinli'yi ziyaret eden  Merhum Şair Necip Fazıl Kısakürek'in bir anısı ile bitirmek istiyorum.

Necip Fazıl KISAKÜREK 1976 senesinde Seyyid Taha Hazretlerini kabri başında ziyaret etmek ister. Bu niyetle İstanbul’dan Van’a gelir. Orada bazı gönül dostları ile birlikte Şemdinli’ye hareket eder. Necip Fazıl, yaşlı hasta ve bitkin olduğu bir haldeyken, at sırtında Nehri’ye kadar gider ve Seyyid Taha Hazretlerini kabri başında ziyaret eder. Yolda dostlarına şu vasiyette bulunur. “Şayet ölürsem beni Nehri’de Seyyid Taha Hazretlerinin yanına defn edin.” Necip Fazıl “ÇİLE” isimli eserinde bu ziyaretiyle ilgili şu beyiti yazar.

 

         “ Şemdinli dağlarının içtim nur çeşmesinden,

              Kurtuldum akreplerin ruhumu deşmesin

 

                                 *         *         *

12.08.2005 (Bu yazı Şemdinli olaylarından önce www.semdinli.com sitesinin giriş sayfasına yazmıştı)

             

                          *        *         *

Şemdinli’de yaşam normale doğru…

Yukarıda Şemdinli ilçemizin ekonomik ve sosyal yapısı ile ilgili yazdığım makalemden bir ay sonra Şemdinli tarihe yine ev sahipliği yaptı. Aylardır gündemde olan “Şemdinli Olayları” gündemdeki yerini koruyor. Bu olaylarda mağdur olanların adalete yardımcı olması ve sabırlı olması gerekiyor. Bu konuda kanuni, ekonomik, sosyal yatırmalarla gündem halkın huzurunu sağlamaya yönelik olmalıdır. Şemdinli'ye yeni atanan Kaymakam Aytuğ Çağlar'ın ümitvari düşünceleri bazı atılımların hayata geçmesi zamanla olumlu katkı sunar. Bunun için de "iyi niyetlilerin" devreye girmesi gerekiyor.Şemdinli’de yaşananların gün ışığına çıkması ve burada suçlu olanların bir an önce cezasını çekmesi gerekiyor. Kimse suç işleme özgürlüğüne sahip olmamalı. Suç işleyen kimse cezasını bulmalıdır. Hiçbir kişi,kurum, kuruluş kendini kral olarak lanse etmemelidir. Eğer bu ülkenin “çakıl taşı” önemliyse insanı da “kutsaldır” mantığı ile yaklaşılmalıdır. Herkesin huzurun gelmesi yönünde hareket etmesini diliyorum.  

Bu yazı toplam 11259 defa okunmuştur
nehri
 // eda
süper.........
06 Temmuz 2009 Pazartesi 18:22
duyarlı insan
 // mehmet
yüksekovahaber camiyasına ayrıcanecip çapraza saygılarmı sunarım böyle birduyarlığıgün ışığına çıkardığınız için...
başarılar dileriz !
 // batuhan günverir
bu haberleriniz altında birde köşe yazarınız olmanız gerçekten çok güzel sizi tebrik ederim yazınız okudum çok olumlu düşünmüşsün ...