Bedri Çallı

Şemdinli Ağlıyor

2006-11-10 00:23:56
Çevrecilerin endişeli ve tedirgin olduklarını, insanlığı ve gelecek nesilleri bekleyen tehlikeleri önceden sezme yetenekleri olduğu fakat bunu birilerine anlatamama üzüntüsünü yaşıyorlar. Bu gün yaşadığımız bir çok ulumsuzluğu Tema Vakfı çok önceden kamu oyu ile sürekli paylaşmadı mı? Paylaştı da ne oldu. Bundan iki yıl önce Tema Vakfı adına Şemdinli’de bir panel düzenleyerek, çevre ile ilgili bir çok bilgi ile birlikte Aral gölü belgeselini izlettim ve sonuçlarını açıklamaya çalıştım. Ardından mahalli gazetelere Meşe ağaçlarının sökülerek yakacak veya üzüm bağcılığına yer açılmasını ve aynı şekilde gevenlerin köklerinden çıkarılarak hayvan yemi ve yakacak olarak kullanılmasının bedeli ağır olacaktır şeklinde yazmıştım. Nafile dinleyen olmadı. Bu sel felaketinde yaşamını yitiren Şefket ve Azime Engelliler Derneği kurucu başkanı olmam sıfatıyla on yıl boyunca tekerlekli sandalye ihtiyaçlarını defalarca karşıladım ve ihtiyaç doydukları başka desteklerim de oldu. Bu nedenle evlerine bir çok defa gittim. Ayrıca Şemdinli’ye her gittiğimde Şefket ile karşılaşır ve merhabalaşırdım. Onları tanımak insanın acısını daha da büyütüyor. Ayrıca Şilan’ın sel sularına kapılması başlı başına bir dramdır, anne ve babasının acıları hiç dinmeyecek. Her üçünün kaybından dolayı ailelerinin ve Şemdinli halkının acılarını paylaşıyorum. Şemdinli ilçemizde son yaşanan sel felaketinden bir hafta önce makamında ziyaret ettiğim Şemdinli Belediye Başkanı sayın Hurşit TEKİN yakam da bulunan Tema rozetini sordu. Kendisine, ‘Sayın Başkan; Tema rozetini taşıyan bir insanın omuzlarına büyük bir sorumluluk yüklenmiş olur, hele hele bu bir Belediye Başkanı ise” ve kendisine bir rozet takdim ettim. TEMA Rozetini takdim ederken, bu sorumluluğu biraz daha açarak hatırlatmaya çalıştım. “sayın Başkan; Şemdinli’yi bekleyen çok büyük bir çevre felaketi var, ama ne zaman olur bunu bilemem dedim. Şemdinli dağları dik yamaçlı topraktır. Bu toprağı koruyan meşe ağaçları ve gevenlerdir. Meşe, toprağın dostudur. Geven aynı şekilde, hem de arıcılıkta gevenin önemli bir yeri vardır. Meşe ağaçları toprağı tutar, ancak üzüm çubukları toprağı tutmaz. Lütfen bir yetkili olarak bu katliamın önüne geçiniz’ dedim. Bu konu ile ilgili bir yazı yazacağımı da ayrıca kendisine ifade ettim. Fakat sel felaketi erken olunca bana bu konuda yazı yazma fırsatı vermedi. Bakın kaderin cilvesine aradan bir hafta geçti Sel felaketinin ardından, yerinde incelemek üzere Şemdinli’ye gittim. Afet mahallinde iken, Hakkari ve Şemdinli Belediye Başkanları kalabalık bir grup ile birlikte sel felaketinin olduğu yere geldiler. Kendileri ile merhabalaştıktan sonra, Sayın Başkana hatırlattım, bundan bir hafta önce yanılmıyorsam bu gün yaşananların, bir gün yaşanacağını size iletmiştim. Sadece zaman verememiştim, dedim. evet diyerek, dediğimin çıktığını belirtti. Heyelan mıntıkasında görüştüğüm insanlar, iki katı sel çamuruna saplanmış sadece bir katı dışarıda görünen orman işletmesine ait binayı bana gösteriyorlardı. Bina bir denizin ortasında ki bir adayı andırıyordu. Bu binada Çukurca’lı bir memur ailesi vardı. Dokuz nüfus çatı deliğinden yukarı çıkarak çatının üzerine çıkmayı başarmışlar. Dört tarafından sel suları ve çamur deryası akıyordu. Çocuk kadın olarak bunlar korkudan fenalık geçiriyorlarmış. O esnada ismini sormayı unuttuğum bir Belediye personeli ne şekilde bilmiyorum, ama bu insanlara ulaşmış ve onların tek tek kurtarılmasını sağlamıştır. Fakat bu cesur davranış karşısında hiçbir yetkilinin ona teşekkür etmemesi veya ödüllendirilmemesini doğru bulmadıklarını ifade ettiler. Doğru söze ne denilebilir. Şemdinli’yi 1974 yılında gören bir insan olarak, bu gün insanların oluşturduğu tahribatı görünce arada dağlar kadar fark var, bu nedenle bu felaketin son felaket olmayacağını üzülerek belirtmek istiyorum. Aslında sadece Şemdinli değil, Hakkari genelinde bu tahribat almış başını gidiyor. Bizden sonraki nesiller, yani yavrularımızın vay hallerine. Yine elbette sel ve benzeri afetler olacaktır, ancak Şemdinli açısından şunu söylemek zorundayım. Şemdinli’yi görevi gereği yapılaşmada Teknik anlamda olsun, idari yönde seçilmiş yada atanmış kişiler olarak yönetmek anlamında olsun, ikamette, seçme ve seçilme sorumluluğundan olsun her kesin dikkatini şu meşhur köprüye çekmek istiyorum. Olası bir felakete karşı bunun yetersizliği görülmeliydi, bunu neden söylüyorum, şu an bile her hangi bir olumsuzluk karşısında Hakkari genelinde aynı manzaralar yaşanacaktır. Bundan ders çıkarılması anlamında bir uyarı olarak belirtmek istiyorum. Sel’den sonra yapılan çalışmaların yetersizliği ve düzensizliği dikkat çekicidir. Çalışma alanının etrafına şerit çekip askeri güçle insanların yaklaştırılmaması yeterli bir hizmet olarak görülmüş. Oysa sel suları ile getirilen kütüklerden dolayı iş makinelerinin çalışması daha da güçleşmiştir. Çıkarılması veya motorla kesilmesi mümkün olan ağaç ve kütüklerin kesilmesine izin verilmesi halinde makinelerin daha düzenli çalışmaları sağlanmış olacaktı. Düzenli bir şekilde insan gücünden yararlanması sağlanmalıydı. Gelen yardımların ne şekilde ulaştırıldığı konusunu bilmediğimden yorum yapmıyorum. Ancak Kaymakamlık veya Belediye’nin bu felaket ile ilgili herhangi bir Banka’dan hesap açtırılmadığı ve açtırılmış ise duyurulmadığı büyük bir eksiklikti. Halkın maddi durumunu göz önüne alarak her yıl Valilik ve Kaymakamlıklar odun serbestisi yaparken çok ciddi bir hata yapmaktalar. Odun serbestisi yerine toplama odun serbestisini getiriyorlar. Bu defa insanlar ağaçları daha kolay köklerinden çıkarıyorlar. Toplama adı altında yapılan tahribat yine Hakkari genelinde olumsuz bir şekilde kendisini his ettirmektedir. Sel, heyelan ve toprak kaymalarının olacağı beklenen hadiselerdir. Ancak bunların meydana geleceği önceden tespit etmek çok basittir. Önlem alınması mümkündür. Her türlü olumsuzluğu göz önüne alarak yapılaşmaların gerçekleştirilmesi gerekir. Her isteyen insan istediği şekilde ve istediği yerde yapılaşmaya giderse sonuç bu olur. Ben bu yapılaşmaya izin vermedim şeklindeki savunma yeterli değildir. İzin vermemiş olabilirsin, ancak hatalı yapıldığını görüp müdahale etmemekte bir sorumluluk olmalı. 48 yıllık yaşamımda ilk defa bu denli ciddi bir felakete şahit oldum. Allah halkımızı bu tür çevre felaketlerine bir daha maruz bırakmasın. 09.11.2006 Bedri ÇALLI bedricalli@mynet.com bedricalli@hotmail.com
Bu yazı toplam 11996 defa okunmuştur