Ümit Yazıcıoğlu

Seçim arenası !

2007-05-07 15:53:08

Asker, Türkiye'yi bütün dünyaya rezil edecek bir muhtıra verdi. Hükümet, Genelkurmay'ın bir devlet kurumu olduğunu, hiçbir askeri yetkilinin böyle bir açıklama yapmaya yetkili olmadığını çok açık bir dille söyledi. Çankaya sürecinin çok sancılı olacağını, darbe dahil büyük olayların yaşanabileceğini ben bir yıldır söylüyordum. Şimdi önemli bir sürecin içerisinden geçiyoruz. Süreç  demokrasiyle aşılacaktır. Dolayısıyla Türkiye'de 22 Temmuz 2007 için erken seçim kararı aldı. Bu kararın alınmasının ardından partilerde seçim hazırlıklarına başladılar.

Değerli Fehmi Koru’nun da belirlediği gibi, AK Parti bu seçimlere, insanların tedirginliklerini giderecek muhtemel bir görüntüyle gidecek. Aday listelerinde demokrasi mesajı taşıyan isimlere yer verilecek. Dolayısıyla bu seçimlerde eğer varsa bazı sert unsurlar AK Parti kadrolarında daha az yer alacak. Daha dikkatli bir yönetim kadrosunu Meclis'e taşıma çabası gösterecek olan AK Parti'nin oy diye bir derdi yok ama 'yönetebilen bir hükümet' olma diye bir derdi var.. Yönetebilir bir hükümet olmanın şartı, milletten oy almak değil sadece. Yönetebilir hükümet olmak için devletin diğer organlarıyla uyumlu çalışmak ve o organların gerçekten yöneticisi olmak gerekiyor.

Baraj' nikahı!

Seçim barajı milletvekili seçimlerinde, dünyada görülmeyen düzeyde adaletsizlik yaratığı için, bazı partiler baraj nikahıyla birleşmeye karar verdiler..

Seçimlerde yüzde on barajına takılma endişesi yaşayan DYP ve Anavatan, seçimlere Demokrat Parti çatısı altında girme kararı aldı. Dolayısıyla 12 Eylül 1980 askeri müdahalesiyle askıya alınan demokratik faaliyetlerin serbest bırakılmasından sonra kurulan ve seçime katılmasına izin verildiği için "12 Eylül Partileri" olarak tanımlanan üç partiden biri olan ANAP da, DYP ile birleşmesinin ardından tarihe karıştı.

Ayrıca
Baykal ve Sezer'in gece yarısı buluşmasından ulusalcı solda bütünleşme umudu çıktı. İlk aşamada DSP seçime CHP çatısında girecek, ikinci aşamada ise birlik var.

Bence birleşmeler siyasetin doğasından kaynaklanırsa başarılı olur, siyaset mühendislerinin veya kurtlarının hesabıyla gerçekleşirse toplum bunu reddeder. Siyasette gerçek ayarı Ankara oyunları değil sandık yapacak. Buna nazaran  sormak gerekir, acaba seçime 78 gün kala ilan ettiğiniz partilerinizin birleşmesi  bir hareket yaratabilir mi?

Binaenaleyh,

Eski DP Genel Başkanı Aydın Menderes, bu birleşmenin fiyaskoyla sonuçlanacağını iddia ediyor. Menderese göre, "Bu birleşme değil barajı aşma girişimidir. Ayrı ayrı barajın altında kalacaklarına şimdi birbirlerine sarılarak düşecekler. Kendilerine demek ki romantik bir son biçmişler. Birinin milletvekili olma hırsı, diğerinin genel başkan kalma hırsı vardır. Millete karşı suçlarını örtmek için DP ismine sığınmışlardır”. Köşk seçimine katılmayan Ağar ile Mumcunun 'suçlarını örtmek için DP ismine iltica ettiğini' savunan Menderes, bunların DP ismine sığınma girişimleri başarılı olamayacaktır" dedi.  Menderes’in bu görüşünün haklılık yanı çok var. Ayrıca bu iki parti eskiden yolsuzluğa ve kötü yönetime o kadar bulaşmamış olsaydı, bu birleşmenin  bundan takriben 12 yıl önce olumlu olarak gerçekleşmiş olması gerekirdi. Fakat zamanında bunu başaramadılar. Şimdiki tavırları ve birleşmenin zamanlaması ise inandırıcı olmadığı gibi Menderesin eleştirilerine haklılık katmaktadır.

Sonuç olarak tespitim

Uzun süredir konuşulan DYP-Anavatan  veya CHP-DSP birleşmesi gerçekleşti. İttifak yapan, ya da birleşen partiler seçimlerde belki tek başlarına alabileceklerinden daha fazla oy alabilirler, ama bu durum onların siyasi mazileri temiz olduğu sürece mümkündür.

Doğal olarak
DYP ve ANAPIN  veya CHP ve DSP’nin nereden geldikleri belli. Ama bu partilerin nereye gideceklerini millet secimde belirleyecektir. Galip Demirel inde dediği gibi geçmişte bu tür birleşmelerin fayda getirmediği görüldü. ANAP'a gönül bağlayanlar Anavatan isminin ortadan kaldırılmasına pek iyi bakmayacaklar.

Halkımız
ise seçimde objektif olarak karar verecektir. Bütün bu süreç içerisinde anayasada yerini ve ifadesini bulan herkes ve her kurum demokrasiyi zedelememe konusunda aşırı itina içerisinde olmalıdır. Hukuk ve yargı bağımsızlığı hepimizin temelidir. Siyaset asla mahkemeye taşınmamalıydı, diye ısrarla söylemiştim. Ve ısrarla tekrarlıyorum bugün ortaya çıkan tablonun kimseyi memnun etmesi söz konusu değildir.

Erdoğan Hükümetinin erken seçim ve cumhurbaşkanını halka seçtirme kararı demokrasi için atılmış ciddi bir adımdır.

Bu yazı toplam 13284 defa okunmuştur