İrfan Sarı

Savaştan gözyaşı doğar

01 Eylül 2008 Pazartesi

Hafif ve söylenmesi inanılmaz ağza yakışan başka kelime biliyor musunuz bilmiyorum.

 

Barıştan söz ediyorum! Barış.

 

Hani şu sokaklarda yetmiş yaşına inat, çocuklarına gelecek yaratmak için cansiperane duran annenin “bijî aşitî” demesi var ya! İşte ondan.

 

Barış insan ağacının vermiş olduğu en narin meyvedir.

 

Ama her ne hikmetse barış denince bazılarının kulaklarını tıkaması bu ülke insanına mahsustur.

 

İşte bu yüzden her insanın belinde bir silah kendi savaşının peşinde…

 

Derler ki;

 

“Barış zamanında oğullar babalarını toprağa verir, savaş zamanında da babalar oğullarını toprağa verirler”

 

Her iki durumda da toprağa verdiği oğul ve kocası için kadınında mutlak acısı gözden kaçmamalıdır.

 

Maalesef ki, ta kuruluşundan beri intikam ve silah sevdası bu ülkenin insanına hep acı ve gözyaşını getirmiştir. Savaş hep gözyaşını getirmiştir getirmesine ama bir türlü bu gözyaşının dinmesi için iki adım atılmamıştır. Su değirmeni gibi aynı miktar ve aynı dönme hızıyla savaş sürekli bir dozajda tutulmaya çalışılmıştır.

 

Bunla birlikte yönetim birbirinden farksız olabilmiştir. Bu olabilmişlik her 10 yılda bir askeri cuntayla aynı kıvama getirilmiştir. Siyasi erkin ayağına sahibi gibi sarılan bürokratlar ve siyasi erki çizmenin içinde tutan askeri yöntem.

 

Baskı, şiddet ve yok sayma!

 

Beraberinde hep babaların oğullarını toprağa verişini gördü. Çocuklar yirmi yaşında adını bile bilmedikleri bir savaşın içinde her gün ölüyorlar. Babalar ve anneler göz çanaklarını silmeye fırsat bulamadan bir daha bir daha ağlıyorlar.

 

Ve en garibi barış için meydanlara inen insanlar, ellerinde ağır silahlar etrafında zırhlı araçlarla çevriliyor, hatta coplanıyor.

 

Aslında şöyle de bir şey var “savaşı bilmeyenler barışı anlayamazlar.” Gün geçtikçe kızışan bu savaştan her kesim bir şekilde zarar gördü ancak buna karşın daha bu savaşın barışla buluşmasını algılayacak kadar çoğalmadı kimse.

 

Var olanlar ise hedef haline getirilmekte.

 

Peki, nedir bu anlamsız şiddet taraflılığı, kimdir bunu direten?

 

Olsa olsa çocuklarının acısını görmeyenlerdir, başkalarının çocuklarının kanı üzerinden hesap yapanlardır.

 

Dönüp bir duygudaşlık yapma zamanları gelip geçti çoktan…

 

Dünyanın neresinde olursa olsun akan her damla kanın durması için bir dileğimiz olsun.

 

Ancak akan kan kapımızdaysa önce onun durmasını sağlamalıyız diye düşünüyorum.

 

Bu sebeple dünya barışının güvercinleri bu topraklardan kalksın diye de diliyorum!

 

Kavgalardan, savaştan sadece gözyaşı doğar.

 

Barıştan aşk!

Bu yazı toplam 8214 defa okunmuştur
iyide ustat
 // n.......
iyide üstadım doğru söylüyörsun bu memleket barışa susamış arap çölünün suya susadığı gibi ama malesef biz barış bile isterken yanlış yolu seçiyoruz, niye diyeceksin mitink yapiyoruz aşiti diyoruz kendi esnafımızın camını kırıyoruz barışı bile şidetle istiyoruz once kendimizle barışacaz sonrası çorap söküğü gibi gelir yaşasın barış kardeşlik saygılarımla tertibin...
03 Eylül 2008 Çarşamba 23:21
tbr
 // nezahat
çogu yerde gürüyoz ki insanlar herşey türkiye için deniliyo:halbuki herşey türkiye için degil türkiyenin bize bı faydası yok ki ancak,herşey bariş ve kardeşlik için olursa bu dünya düzene girer.başarıların devamını dilerım abicigim...
02 Eylül 2008 Salı 23:59
YAZIK BİZE
 // HELİS ORHAN
ARKADŞLAR İÇİMZDE HAİNLER OLDUKÇA BU SAVAŞ DURMAZ...
02 Eylül 2008 Salı 11:42