Ümit Yazıcıoğlu

Savaş tezkereleri çözüm değil

21 Ekim 2007 Pazar

Sayın Başbakan Erdoğan, ve Değerli okuyucularım,

Bildiğiniz gibi Federal Kürdistan Bölgesi başkanlığı tarafından yapılan son resmi açıklamalarda, ''Bir kaç gündür devam eden gerginlik, Türkiye'nin sert tepkisinin ve PKK'yi vurma bahanesi ile Kürdistan sınırlarının ihlal edileceği tehditlerinin kendileri tarafından şaşkınlıkla karşılandığı, çünkü Kürdistan'ın Türkiye ile PKK arasındaki savaştan sorumlu olmadığı, hiçbir şekilde kan dökülmesini, şiddetin meydana gelmesini kendilerinin teyit etmediğini. Ayrıca kendilerinin  savaşın içine çekilmeyi de hiç bir şekilde kabul etmeyeceklerini'' belirtiler.

Malumunuz Irak´a veya Federal Kürdistan Bölgesine yapılacak olan askeri bir harekat, Kıbrıs harekatına benzemez. Şartlar çok değişiktir. Saldırı durumunda çok kötü sonuçlar gelişebilir. Operasyonun hedefinde gerekçe PKK olarak gösterilse bile, asıl hedefin Kerkük petrolleri ve bölgesel Kürt yönetimi olduğu daha şimdiden iddia ediliyor ve biliniyor. Bu iddialar dış ilişkilerde yankı buluyor ve doğruluğuna inanılıyor. Devlet, bu iddiaları inkar etse bile, inandırıcı  durumda değil ve inandırıcı olamıyor.

Öbür taraftan eğer Federal Kürdistan Bölgesine askeri bir hareket yapılırsa, böyle bir durumda Türkiye, açık bir şekilde uluslar arası arenada izole olur. Türkiye"nin AB ye girme kapıları tümden kapanır, kendisi NATO da zor durumlarla karşılaşır. Ve Misaki Milli sınırları  içerisinde yaşayan 25-30 Milyon Kürt ister istemez vatandaşı olduğu ülkede tavır belirler. Aynı zamanda devlete, kendilerinin Federal Kürdistan Bölgesinde yaşayan akrabalarına karşı savaş açtığı için,  iyi gözle bakmaz. Türkiye"nin her yerinde silah sesleri ve terör işitilir.

 

Unutulmamalı ki Kürt bölgesi Amerikan kuvvetlerinin emniyette olduğu, Irak'ın en güvenli yeri. Bunun yanında Güvenlik Konseyi'nin almış olduğu 1546 sayılı karar var. Bu karar ABD tarafından Türkiye'ye karşı uygulanır. Yani ABD Kürtlere karşı herhangi bir saldırı olursa Kürtleri korur. Türkiye'nin içerisinde de o zaman belli diş güçlerinde desteğiyle  oluk gibi kan akar. Acaba bu durum ülkemizin çıkarlarına uygun olabilirimi?

 

Bence hayır.

 

Peki yapılması gereken nedir?

 

İlk önce problemlerin çözümü, için kalıcı çözümler üretmek ve bulmak gerekir.

 

Geçmişten gelen ve sürmekte olan yanlışı, olumsuzluğu düzeltme ve iyiye, olumluya dönüştürme çağrısında hepimizin bulunması gerekir, çünkü savaş, işgal ve akınlarla Kürt sorunu çözülemez.

 

Kürt sorununu müşterek bir yolla, karşılıklı iyi ilişkiler ve istişare içinde çözmek gerekir. Bu sorunun tek çözüm yolu vardır oda sorunu siyasi ve ekonomik yollarla çözmektir.

 

1978'den beri devam eden “PKK ile mücadele” yönteminin iflas ettiği ortadadır. Mevcut konsept işe yaramamıştır. Bu yöntemi sürdürmek isteyenler, önce başarısızlıklarının hesabını bu millete vermelidirler.

 

Pentagon Sözcüsü Geoff Morrell'ininde Kuzey Irak'ta 1990'ların sonlarından kalan bir düzenleme çerçevesinde yaklaşık 2-3 tabur Türk askeri bulunduğunu belirtti.

 

Diğer taraftan Fransız Le Figaro gazetesinin sorularını yanıtlayan Irak Cumhurbaşkanı Sayın Celal Talabani, “Türkiye'nin sürekli kendilerini PKK'ya yardım etmekle suçladığını kaydederek, bunun doğru olmadığını, aksine Irak'ın kuzeyinde Türk ordusuna dört adet üs sağlayarak Türkiye'ye yardımcı olduklarını” dile getirdi.

 

Binaenaleyh,

 “Kürtler, Kuzey Irak'ta konuşlanmış olan Türk askeri sayısını 2000” olarak telaffuz ediyor. TSK"lerinin  Irak Kürdistanına 1990lıyıllardan itibaren bugüne dek - hem de Irak yetkilileriyle anlaşarak - 24 kez girdiği biliniyor.  Peki bugün TSK 25. kez Iraka girince meselenin biteceğine dair bir garanti mi var?

 

Sonuç olarak irdelememiz gerekirki,

 

Şemdinli olaylarından itibaren sivil siyaset ve toplum üzerinde aşama aşama gerçekleşen kuşatma tezkereyle zirveleşmiş oldu. Bu kuşatmanın kaldırılması için tek yol sivil siyasete sahip çıkmak ve sorunu siyasi yollarla çözmektir. Yoksa Kürt ve Türk halklarının  bin yılı aşan kardeşliğini bozup onların kardeşçe, dostça yaşamasının arasına kan davası sokmak değildir. Öyle düşünüyorsanız bunun kimseye hiçbir yararı yoktur, ama herkese kalıcı zararları bildiğimiz gibi kaçınılmazdır.

 

Belirttiğim gibi,  Türkiye ne zaman silahlı siyasete prim vermişse, ülkede o zaman siyaset kendi tabii silahlarından olmuş, bundan ülkedeki görece özgürlük ortamı fena halde zarar görmüştür.

 

Binaenaleyh daha dün seçimden mutlak galip olarak çıkan iktidar, silahlarla yönetilmeye hayır diyebilmelidir.

 

Federal Kürdistan Bölgesine karşı yapılacak olan Askeri bir operasyon, Merhum Adnan Menderesin Başına örülen Kore çorabının hem Cumhurbaşkanına hem hükümete karşı kurulmuş bir parçasıdır. 

 

507 vekilin Sınır ötesi tezkeresi tehlikeli bir savaş macerasıdır. Bu durum Türkiye"nin Mezopotamya bataklığına çekilmesi demektir.  Bu tuzağa kanaatimce düşülmemelidir.

Bu yazı toplam 12120 defa okunmuştur
Vicdan sahibi insanları
 // Hüseyin Aras
Hocam ayrıca TEVKURD da, Türkiye’de vicdan sahibi insanları Güney Kürdistan’da operasyon ve işgale karşı Kürt halkıyla dayanışmaya çağırıyor....
31 Ekim 2007 Çarşamba 16:21
AKP ve Hükümetinin savaş çığırtkanlarına teslim olmaması gerekir.
 // Deniz Koç
Bununla birlikte, AKP ve Hükümetinin iyi komşuluk ilişkilerine saygı göstermesi, savaş çığırtkanlarına teslim olmaması gerekir. Bunun yanında hükümetin savaş çığırtkanlığına ve top yekun savaş çılgınlığına teslim olması, hükümetin varlığını da tehlikeye sokacağını bilinmelidir....
31 Ekim 2007 Çarşamba 16:20
Diğer yandan
 // Hasan Hekimoğlu
Diğer yandan Kürt Federe Devleti Başkanı Sn. Mesut BARZANİ ve Irak Cumhurbaşkanı Sn. Celal TALABANİ’ nin savaş çığırtkanlığı karşısındaki doğru siyasi tutumları, istikrar için gösterdikleri çaba, Federal Irak’ın egemenliği ve Kürdistan Federe Bölgesinin sınır güvenliği konusundaki haklı ve kararlı tutumları, sorunun çözümünde barışa ve diplomasiye şans tanımak bakımından son derece önemlidir: Kürdistan siyasi liderlerinin bu tutumlarını devam ettirmeleri bir ulusun liderlerinden beklenilen önemli bir sorumluluktur....
31 Ekim 2007 Çarşamba 16:18