İbrahim Genç

Şato Brıhto Akuti

31 Mart 2010 Çarşamba 18:46

Ülkeleri ve milletleri birbirine yakınlaştırmada bayramlar güzel bir vesiledir. Zoraki bile olsa bayram günlerinde olumsuzluklar unutulmaya çalışılır ve bir uzlaşı havası doğar. Bu bakımdan ülkemizdeki bütün halkların ve inançların gerek mitolojisinden ve gerekse de dinlerinden gelen bayramları biz de unutmamalı ve bugünlerde birlik ve beraberlik ruhu içinde hoşgörü ortamını yaratmalıyız

Bu anlamda geçen haftalarda Kürtlerin Newroz bayramında barış ve kardeşlik çağrılarında bulunmaları çok şey anlatmaktadır. Bu yıl Newroz’u Kürtler özgürce ve coşkuyla kutladılar. Hükümet’in de sağduyulu davranması ile Newroz, güzel mesajlarla süslendi. Yakınlaşmak

39892

2005 Akuti kutlamalarından bir kare

isteyen bütün Türkiyelilerin bayramı oldu Newroz.

Geride bıraktığımız Newroz coşkusunun yanında yine Mezopotamya ve Anadolu’nun en kadim halklarından olan ve ülkemizde Midyat, Mardin, Adıyaman, İstanbul başta olmak üzere birçok ilde yaşayan Süryani yurttaşlarımızın bayramını da unutmamak gerekir.Unutmamak diyorum;çünkü yıllarca ülkemizin demokrasi zaafından dolayı kutlanamayan 1 Nisan  Bahar Bayramı AKUTİ daha önce ülkemizde kutlanamıyordu.Neyse ki artık Süryani yurttaşlarımız da her yıl bugünde bayramlarını kendi geleneklerine göre festivallerle kutlayabilmektedirler.

Uzun zamandan beri kutlanan Akuti ülkemizde ilk defa 2005’te Mardin-Midyat’ta kutlandı. Bu anlamda ülkemizde bu kutlamaya izin çıkması, gecikmiş bir karar olmasına rağmen çok anlamlı ve güzeldi. Ki Süryaniler de bundan istifade ederek gönüllerince geniş katılımlı bir organizasyonla kutlamışlardı. Kutlamaya topraklarından binlerce kilometre uzakta yaşayan yüzlerce Süryani gelmişti. Fotoğraflara baktığınızda görüyorsunuz ki rengarenk yerel kıyafetler giyilmiş, yerel yemekler yapılmış… Bahar gelmiş, çiçekler açmış, toprak coşmuş, insan gülmüş…

Süryani yurttaşlarımızın heyecanla kutladıkları 1 Nisan Akuti bayramı, Asur ve Babil uygarlığından gelmekle birlikte Süryaniler tarafından yaşatılmaktadır. Mezopotamyanın en organik geleneklerinden diyebileceğimiz bu bayram, eski gelenekte bereketi, aşkı, dürüstlüğü, günahlardan arınmışlığı simgelerken aynı zamanda doğanın uyanışına işaret eder. Bu sebepledir ki önceleri 12 gün boyunca kutlanırmış. Şenlikler yapılır, yaylalara çıkılırmış. Ki biliyoruz ki bugün de Süryaniler  1 Nisan gününü sevgi, barış ve kardeşliğin şiarıyla kutlamaktadırlar.Bu sebeple bugünde kültürel yemekler yapılmakta, folklorik giysilerle oyunlar oynanmakta, müzik eşliğinde halaylar çekilmekte, evlilikler yapılmakta ve sevgi, barış, kardeşlik duyguları ön plana çıkarılmaktadır. 

Süryanilerin mitolojisinde 1 Nisan Bayramı şöyle dile getiriliyor:“Kötülük Tanrıları, güzel olan her şeye saldırıyor ve yok ediyorlardı.Yaşam bir cehennemi andıracak hale gelmişti.Sonra Tanrı Akuti, kötülük tanrıları ile savaştı ve onlara karşı zafer kazandı.Akuti, zafer sonrası insanlara, hayvanlara ve bitkilere yaşamaları için dünyayı yeniden yaratarak armağan etti.İşte bu olay 1 Nisan günü meydana geliyor.Bu yüzden 1 Nisan dünyanın yeniden doğuş günüdür”.Bu sebeple de AKUTİ’yi sadece bir bahar bayramı olarak görmeyen Süryaniler 6657 yıldır 1 Nisan gününü ‘Yeniden Doğuş Günü’ olarak da kutluyor.

39893
2005 Akuti kutlamalarından bir kare

 Sonuç olarak bu topraklarda yaşayan her rengin kendini, kendi dili ve kültürü ile özgürce ifade etmesi bir kardeşliğin temini için mutlaka gerekiyor.Bu toprakların kadim halklarının kültürlerini yaşayabilmesi ve geliştirebilmesi için özellikle devletin bu konuda demokratik açılımlar yapması zorunludur. Bu anlamda bugünlerde konuşulan anayasa değişikliği sürecinde bütün halkların dil ve kültürlerinin anayasal güvence alınması da düşünülmelidir.

Newroz, Akuti derken yakın zamanda Hıdrellez de gelecek. Onu da unutmamalıyız diyorum şimdiden. Çünkü bütün bu bayramlar ülkemizin değerleridir. Her bayram, tabiatın canlanmasına işaret ettiği gibi birliğin ve beraberliğin de işareti olabilir. Bütün halkların kardeşçe bir arada yaşaması için Süryani yurttaşların bugününü unutmamak gerekir ve onların diliyle “Şato Brıhto Akuti” (yeni yılınız kutlu olsun) diyebilmek gerekir.

Bu yazı toplam 7012 defa okunmuştur
mezopotamyalı hevale ...
 // Camer
Bu kişi bir istisna kendini kaybetmiyor belki ama senınde dediğin gibi ekonomik zorluk çekenler,kendini onlara minnet olarak görenler her şeylerinden vazgeçebiliyor.Ve sözde hizmete adıyorlar.Peki bu cemaat için kötü mü? Yok hatta büyük bir zamanım olduğu gibi Kürdler içinde büyük bir kayıptır.
Bizler,
1-Aslımı inkar etmiyeceğiz
2-Dilimizi unutmuyacağız ve sahip çıkacağız
3-Hele hele okuyupta bir yerlere gelen gençlerimiz tarihlerini,kültürlerini foklörünü .. vb için mücadele içinde olması lazım ki geleceğe taşınsın.Yoksa tarihte var olupta kaybolan milletlerin durumuna düşeriz.Anadiliyle Eğitimi olmıyan bir millet yok olmaya mahkumdur.
Ne demek istediğimi anladınız galiba.Kalsağlıcakla...
07 Nisan 2010 Çarşamba 21:49
mezopotamyalı hevalime ...
 // Camer
Zaten böyle oluşumların peşinde olduğu kitle genelde ya zeki olacaklar veya beçare olan gençlerdır değil mı? Ben size bazı örnekler verdim heval sorun birşey olmaları değildir,sorun orda asimile edilmeleridir.Kürdlüklerinden soyutlanmalarıdır.Bunu başardıklarına göre demek ki amaçlarına ulaşıyorlardır değil mı?
Sana bir örnek daha verim,Amed te iki kardeş sur dershanesine gidiyor.Müdür çocukların okuldaki durumlalrını soruyor.Abi olanın dersleri çok kötü,kardeşi taktirlik.Abiye sen git işimize yaramazsın ama kardeşin kalsın o parasız burda ders alsın diyor.Ne demek istediğimi anladınız değil mi?
Ve o küçük kardeş,güzel bir yer kazanıyor.İçlerinde dayanamıyor.Ve üniversitelerde anadilde eğitim istiyenlerin başını çeken biri oluyor....
07 Nisan 2010 Çarşamba 21:43
CAMER KARDEŞİME....
 // mezopotamyalı
SİZİi üzdüğümü düşünerek bir cevap daha yazmak istedim. Önceki yorumlarınıda okudum ve söylediklerinin çoğuna katılıyorum. Yalnız bir yorumunda insafsızca eleştirdin, bende o sözlerine cevap verdim.
Bir iki defa cemaatın EŞİĞİNDEN adımımı attım.Ve gördüm ki,içlerinde bazıları milliyetçiliğe şiddetle karşı olmalarına rağmen,aynı zamanda türk milliyetçiliği de yapıyorlar.
Orada bulunmaktan inanılmaz sıkıldım.
Uzaktan seyrediyorum, İçindeki mutlu kürtleri görünce de bende mutlu oluyorum.
Örneğin,Kürt öğrenci, binbir zorlukla köyünden çıkıp cemaatın okulunda öğretmen olmuş.Diğer düşüncedeki türklerin yanında belki ADAM yerine konulmayacak.Yerine göre Şivesi alay konusu oluyor.Burda ise mutluluktan uçuyor adeta
Buna ne diyebilirim ki?...
05 Nisan 2010 Pazartesi 08:04