Mehmet Dinç

Sarmaşık Mutlu, Umutlu Ediyor

25 Ekim 2013 Cuma 11:50

Diyarbakır, öyle bir kent ki gerektiği zaman, dışarıdan hiçbir medet ummadan, kentin sorunlarını tartışmak ve bir çözüme kavuşturmak için, kentin ileri gelenleri ve halkı buluşarak, surların kapılarını kapayıp kendi öz dinamikleriyle çözüm üretebilecek bir insan potansiyeline, bir iradeye sahip.  Bu bağlamda zamanla ortaya çıkan sorunları bir bir çözmek için yapılan hamlelerin, çalışmalardan biri de yoksullukla mücadele. Yoksulluk denince de ilk akla gelen, yoksullukla mücadele bilincini tüm kentin ortak sorunu olduğu gerçeğini Diyarbakır’ın her kesimine anlatmayı başarmış Sarmaşık Derneğidir.

Sarmaşık derneği, Diyarbakır’ın yoksulluğuna çözüm ürettiği gibi, zamanı geldiğinde, çevre iller ya da kardeş illerde de kendi deneyimlerini paylaşıp, o illerde de bu yöntemlerin uygulanabilirliğini ilke edinmiş kendine. Bu vesileyle Mardin’de de yoksullukla mücadelede çözüm yöntemlerini tartışmak için bir panel düzenlendi. Panelde biri vardı ki bu işin genlerine inecek kadar yoğunlaşmıştı bu konuda; anlatırken ilk günkü kadar heyecanlıydı.

Mehmet Şerif Camcı’ı Diyarbakır’da kurulan Sarmaşık derneğinin Genel Sekreteri. 9 yıldır bu görevi sürdürüyor. Camcı konuşmaya başladığı zaman içtenliği, samimiyeti ve insanın yüreğine işleyen davudi sesi solondaki bütün insanların dikkatini üzerine çekiyordu. Panelden sonra soluğu yanında aldım. Yaptığı işin bilincinin ve gururunu verdiği heyecan ile dopdoluydu Camcı. Onunla sarmaşık derneği ve amaçları için keyifli ve uzun bir röportaj yaptık. Sarmaşık derneğinin çalışmalarını takdirinize bırakıyorum.

1- Kendinizi biraz tanıtır mısınız? Özellikle STK lar için de, insana yardım mahiyetinde yaptığınız işler, neler? Bu hususta hiç unutmadığınız olay neydi?

Doğma/büyüme Diyarbakırlıyım. Aslen Mardin Derik nüfusuna kayıtlıyım. 30 yıldır sendikalar, dernekler ve Vakıflarda görev yaptım. Siyasi parti çalışmalarında da en üst düzeyde yer almama rağmen, yaşamım boyunca beni en fazla heyecanlandıran, doğru ve etkin bir iş yaptığım inancını her dem diri tutan çalışma, Yoksullukla Mücadele Çalışmaları oldu. 2005 yılından beri bu çalışmada yer alıyorum. Lakin geride kalan 9 yıla rağmen bu işe daha dün başlamış olmanın heyecanı ile güne uyanıyorum. Temel nedeni insanların yaşamına dokunduğunuzu, sıkıntılarına olanaklarınız ölçüsünde çare bulmaya çalıştığınızı ve yaptığının işin görünür sonuçlar elde ettiğini görmeniz olsa gerek. Bu durum bende muazzam bir iç huzur ve motivasyon sağlıyor. Yaşadığınız tüm sıkıntılar, karşılaştığınız güçlükler bir anda üstesinde kolaylıkla gelebileceğiniz bir hal alıyor.

“İnsana Yardım Mahiyetinde yaptığımız İşler” e gelince; Biz kimseye “yardım” etmiyoruz. Yardım kelimesinden de pek haz almıyoruz. Bizim yaptığımız “Yardım” dan ziyade ihtiyaç sahibi olma durumuna düşürülmüş insanlara DESTEK olmaktır. Bizim yaptığımız yardımdan öte hakları olanı kendilerine teslim etmektir.

Unutmadığım pek çok olay var; Zorla göç ettirilerek Diyarbekir’ in varoşlarına sürüklenen bir ana yıllar öncesinde şunu söylemişti: “Köyümün en zengini iken bu kentin en yoksulu durumuna, kuru ekmeğe muhtaç duruma düşürüldüm.” Müthiş etkilemişti beni. Bir diğer olay: Oğlu Van’da Tıp Fakültesinde okuyan ve oldukça sınırlı olanaklara sahip olan destek sunduğumuz bir amca, 2 yılsonunda SARMAŞIK Gıda Bankasına ait Destek Kartını teşekkürle iade ederken yaşadığımız olaydı. Doktor olan ve tayini Adıyaman’ın bir ilçesine çıkan oğluyla birlikte Gıda Bankasına gelmişlerdi. Oğlu “bugüne kadar zor zamanımızda bize destek oldunuz. Bundan sonra ben her ay düzenli olarak derneğe destek sunacağım” demesiydi. SARMAŞIK buydu işte, kendisini üreten, destek sunduğu insanları dönüştüren ve en önemlisi, sadece kendini düşünen değil kendisinden sonrakileri de unutmadan dayanışma ağını genişleten bir çalışmaya dönüştüğünü, doğru yolda olduğumuzu o gün bir kez daha bize gösteren bir durumdu. 

2- Yoksulluk tanımına humanistçe yaklaşırsanız, sizin için ne anlam ifade ediyor.

Bir insanın başına gelebilecek en büyük felaket yoksulluktur; öyle ki yoksulluk muhatap olduğu her şeyi darmadağın eden, örseleyen ve eksilten bir olgu. Toplum olarak ne kadar güçlü tarihi bir arka plana, birikime ve bilgiye sahip olursanız olun yoksulluğu yaratan nedenleri gidermediğiniz sürece esenlik içinde yaşamanız mümkün değildir. Çünkü yoksulluğun çürütemeyeceği hiç bir erdem yoktur. Toplumu, aileyi, bireyi çürüten, kendine yabancılaştıran en büyük sosyal bela Yoksulluktur.

3- Sarmaşık ismi nasıl ortaya çıktı.

SARMAŞIK’ı birlikte hızla büyümeyi sembolize ettiği için tercih ettik. Varlık bir şekilde iyi/kötü paylaşılıyor. Lakin yoksulluk, “ateş düştüğü yeri yakar” misali musallat olduğu yeri perişan ediyor. Yalnızlaştırıyor. Toplumdan dışlıyor. Oysa SARMAŞIK ile bir arada olmayı, birlikte hareket etmeyi, birlikte büyümeyi sağlayacağını düşünerek pek çok isim arasından SARMAŞIK’ı tercih ettik. Geldiğimiz aşamada bunu kısmen başarmış olmanın gururunu da yaşıyoruz. Çünkü SARMAŞIK’ın dalları gibi her geçen gün birlikte büyüyoruz. 3 bin 820 aileye destek sunuyoruz. 8 bin 700 kişiden her ay düzenli destek alıyor bu ailelerimizle paylaşıyoruz.

4- Amacınız yoksulluğu ortadan kaldırmak mı? Yoksa Yoksullukla farklı bir mücadele şekli mi ortaya çıkarmak?

Başından beri hep haddimizi bilerek hareket ettik. Gerçekleşebilir makul hedefler önümüze koyduk. Yoksulluk gibi küresel bir sorunu tüketme gibi bir iddiamız olmadı hiçbir zaman. Lakin şunu çok iyi biliyoruz ki yaşadığımız bu topraklarda yoksulluğun kol gezmesi için makul hiçbir neden bulunmamaktadır. Refahın, kalkınmanın sağlanması çok da zor değildir. Şu an bu topraklarda kalkınma için gerekli olan tüm maddi olanaklar fazlasıyla mevcuttur. Kalkınma ve Üretim faktörlerinin tümüne bu topraklar sahiptir. Yani yer altı/yer üstü kaynaklarıyla, havası, suyu ve toprağıyla, coğrafi konumuyla, iklimi ve genç nüfus potansiyeli ile en önemlisi de tarihi uygarlıklar birikimiyle her şey fazlasıyla mevcuttur. Tüm bunlara sahip olmamıza rağmen yaşadığımız yoksulluğun tek bir nedeni kalıyor; bu yoksulluk insan eliyle yani geçmiş iktidarlar ve devletin ayrımcı uygulamalarıyla meydana gelen bir yoksulluktur.

Bunu aşmak da elbette mümkündür lakin bu hedef uzun vadeli diğer faktörlerin de özellikle siyasal koşulların oluşmasıyla sağlanacaktır. Buradan hareketle biz de uzun vadede çözümü mümkün görülen Yoksulluğu tüketme yerine daha makul bir hedef seçtik. AÇLIK SINIRINDAKİ İNSANLARIMIZIN KİMİ GECELER AÇ YATMASINI ÖNLEME çalışmasını başlattık. SARMAŞIK olarak yaptığımız kısacası bu. Örneğin sadece Diyarbekir kent merkezinde açlık sınırında bulunan 5 bin aile bulunmaktadır. Bu tespit afakî bir tespit değildir. Yaptığımız saha çalışmasının sonucunda ortaya çıkan yalın bir gerçektir. Bu ailelerin tek kuruş düzenli geliri bulunmamaktadır. İş verseniz dahi hanede çalışabilecek kimse bulunmamaktadır. Tek bir öğün dahi bir yerlerden destek alamadıkları zaman geceyi aç geçirme riskiyle karşı karşıyadırlar. Üstelik bu aileler, aile birliğini yitirmiş PARÇALANMIŞ ailelerdir. Mutlaka ama mutlaka harici bir destekle yaşama tutunabilirler. İşte SARMAŞIK Derneği sadece ve sadece bu kriterdeki ailelere destek sunmayı önüne koymuş bir sivil toplum örgütüdür.

 5- Derneğiniz, şu an itibariyle yoksulluğun derdine ne kadar derman oldu ?

Yoksulluğa olmasa da onun ötesinde açlık sınırındaki ailelere her ay düzenli destek sunarak önemli bir çalışma yürüttüğümüze inanıyoruz. Belirttiğimiz 5 bin aileden 3 bin 820’sini SARMAŞIK sistemine dahil ederek, yoksulluklarını bitirmemiş olsak da kimi geceler aç yatma ihtimalini ortadan kaldırdığımızı belirtebiliriz. Bu aileleri en azından namerde muhtaç etmeden, onurlarıyla oynamadan, yoksulluklarını yüzlerine vurmadan en önemlisi de hakları olanı adilce kendilerine iade etmeye çalışıyoruz. Verdiğimiz bir sadaka hatta yardım bile değil; onların mahrum edildikleri zorunlu ihtiyaçlarını hak temelli kendilerine iade etmektir. Yani bu onların Hakkı bizim de görevimiz yaklaşımıyla hareket ediyoruz.

6- Dernek çalışmalarından sonra eve gittiğiniz zaman ne hissediyor sunuz?

Karşılaştığımız tüm güçlüklere ve sıkıntılara rağmen büyük bir iç huzuru ve manevi bir hazla başımı yastığa koyuyorum. Yaşamım boyunca yaptığım en anlamlı çalışma olduğunu her an bir kez daha görüyorum. Elbette korkularım da var. Örneğin en büyük korkum; yaklaşık 7 yıldır aralıksız destek sunduğumuz ailelere olurda bir gün geldiklerinde destek sunabilme imkanımızın olmama korkusudur. Hep bu korkuyu yaşıyorum. Ama çok şükür şu ana kadar hiçbir ailemizi boş göndermedik.

Bu yazı toplam 7283 defa okunmuştur