Bedri Çallı

Samimi değilsiniz dostum

2005-10-07 22:21:12
AKP.nin Kızılcahamam’daki kampına Hakkari’nin Sağlık rezaleti damgasını vurmuştur. Öyle vurmuştur ki ülkeyi yöneten hükümet bu sorunu çözmede yetersiz kaldığını çaresizce itiraf etmiştir.

Geçen yıl Hemodializ ünitesinde 6 kişinin doktor olmayışı nedeniyle ihmalden hayatlarını kaybetmelerinin ardından Fatih ALTAYLI köşesindeki yorumunda bu konuyu işlemişti. Sayın ALTAYLI, Sağlık Bakanı Sayın Recep AKDAĞ’a Doğu ve Güneydoğu illerindeki doktor sorunu konusunda ne yapılacağını sormuş. Sayın Sağlık Bakanı Recep AKDAĞ, “yapılacak hiçbir şeyin olmadığını söylemiş”

o tarihlerde bu 6 tane vatandaşımızın ihmalden ölümü dahil olmak üzere Hakkari il, ilçe ve köylerindeki sağlık rezaleti basın yoluyla tarafımdan ülke gündemine taşınmıştı. Basını kullanmadan önce silsile yoluyla Sağlık müdürü, Vali, Milletvekilleri, İlgili Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı bu sorun ile ilgili tarafımdan bilgilendirilmişti. Ancak her ne hikmetse basını kullanmadan hiç birinin sesi çıkmadı. Bu aşamadan sonra Hükümet ve Sağlık Bakanlığı bir gecede TARSUS Devlet Hastanesi Baştabibini Hakkari’deki Hemodializ ünitesinde çalışmak üzere gönderdi. Basın yoluyla tüm ülkeye ve dünyaya bu sorun iletildikten sonra o güne kadar çaresizce eli kolu bağlı olarak sorunu izleyen Hakkari seçilmiş ve atanmış idarecileri kral kesildiler. Birdenbire sorunun muhatabı oldular, o güne kadar benim için “bu başımıza bela oldu” diyenler. Benim sayemde önemsenen ve aranan insanlar oldu.

Hemen ardından doktorların doğu ve güneydoğuya gelmeleri konusunda bazı özendirici tedbirler alındı, örneğin ücretlerin yükseltilmesi gibi. Fakat nafile çare olmadı. Mecburi hizmet yasasının hayata geçirilmesi için yıllarca çaba sarf ettim. Neticede hiç beğenmediğimiz MHP. Hükümeti bu yasayı hayata geçirdi. AKP. İktidarı doktorların oylarını almak için bu yasayı ortadan kaldıracağına dair, seçim bildirgesinde yer verdi. Hükümete gelir gelmez bu yasayı ortadan kaldırdı. Neticede yine başvurularımız devam etti ve hükümet bu sorunun çözümünde başka çare olmadığını görünce tekrar yasayı geri getirdi. Ancak bu sürede, doktorsuzluktan hayatlarını kaybedenlere ne tazminat ödendi ve nede özür dilendi. Bana göre bu büyük bir eksiklikti.

O zamanki yazısında Fatih ALTAYLI doktorlar için bölücü doktorlar gibi ağır bir kelime kullanmıştı. Fakat bu çok doğru bir kelimeydi. Çünkü yeri geldiğinde misakı milli sınırları diyeceksiniz, yeri geldiğinde kimseye çakıl taşı vermeyeceğinizi belirtirsiniz, yeri geldiğinde ülkenin her parçası şehit kanı ile alınmış diyeceksiniz, fakat size görev düştüğünde ise “efendim orası mahrum bir yer ben orada görev yapmak istemiyorum” diyeceksiniz. Sanki burayı yılların ihmali ve unutulmuşluğuna maruz bırakanlar, burada vatanına, bayrağına, ezanına her zaman canı pahasına sahip çıkan, bu ülkeye askerlik yapmış ve vergisini ödeyen insanlardır. Şimdi Fatih ALTAYLI’nın deyimiyle Hakkari’ye tayini çıkıpta gelmeyen sizler bölücü değil de nesiniz ben merak ediyorum.

Evet Hakkari’ye tayini çıkan insanlar, yazılı ve görsel basının felaket tellallığı yüzünden ağlayarak gelirler. Fakat buraya geldikten sonra, burada gördükleri insan sevgisi ve samimiyete alışınca artık buradan gitmek istemiyor. Tayini buradan başka yere çıkınca yine ağlayarak gider, çünkü bu kez ayrılmak istemiyor. İşin enteresan tarafı da Hakkari’ye tayini çıkan, polis, asker, hakim, savcı, ve diğer memurlar hemen gelir görevinin başına geçer. Doktor ve Öğretmenler her ne hikmetse gelmek istemiyor.

Ben bunu sadece güvenlik nedenlerine bağlamıyorum. Bunun çok nedenleri var. Burada görev yapacak memurlara özendirici ücret verilmelidir. Çalışma ortamı sağlanmalıdır. Örneğin doktor istiyoruz. Doktor geldiğinde çalışacak hastane bulamıyor. Günün yoğun stresi ve yorgunluğundan sonra sosyal ilişkilerin olması için zemin hazırlanmalıdır. Tabiplerin veya sağlık personelinin bir araya gelip dinlenmeleri veya eğlenmeleri için hiçbir mekan yoktur. Öğretmenler için aynı şeyi söylemek mümkündür. hele hele hastane binasının yıktırılmasından sonraki yaşanmakta olan keşmekeş bu sorunun tuzu biberi olmuştur. Artık Hakkari sağlığı kimsenin umurunda değil. Hükümet eğer gerçekten bu konuda samimi ise doktorların Hakkari il ve ilçelerine gelmeleri çağrısında bulunmaktan önce, onların burada rahat hizmet yapmalarını sağlaması gerek.

Şimdi gel gelelim yazının başlığına, neden SAMİMİ DEĞİLSİNİZ DOSTUM diyorum. Çünkü ben Ankara’da da bunları gördüm ve basında sizler gibi burada onları takip ediyorum. Her bir Bakan kendi ilinden sorumlu Bakan görünümünde. AKP.nin Kızılcahamam kampında Ankara Milletvekili Ersönmez YARBAY Hakkari’ye Doktor ithalatı önermiş. Bir an için düşünün bu Hükümet çaresizliğini itiraf etmiyor mu? Yine bir an için düşünün Hükümet kendi halkını gözden atmıyor mu? Bütün bunları yapmak yerine sağlık alanına yeteri kadar yatırım yapın ve ondan sonra ülkenin doktorunu buraya çekme imkanı araştırın.

Şimdi sayın Milletvekilinin önerisine karşılık bende bir öneri ortaya atıyorum. Hastalardan Pasaport masrafı almayın, sınır kapısında alınan 50 doları almayın, İran ve Irak Hastanelerinde hastaların harcayacakları masrafları ödeyin. Sizden Doktor istemiyoruz. Emin olun Hakkari’den Van, Diyarbakır, Erzurum, Ankara ve Isparta için sizin sevklere ve ambulanslara yaptığınız masraf kadar devletin parası gitmeyecektir. Doktorlara verilen maaş kadar para Devletin kasasında kalacaktır.

Evet dostlarım, Hakkari’deki Sağlık ve Eğitim rezaletleri sorun olarak devam edeceğe benziyor. Çünkü siz samimi değilsiniz, siz ülkenin bakanı veya Milletvekili değilsiniz. Her biriniz kendi iliniz için çalışıyorsunuz. Ne yazık ki ilimiz için çalışacak hiç kimseyi seçmedik. Allah bu mazlum halkın yardımcısı olsun. 10.10.2005

Bedri ÇALLI bedricalli@mynet.com
Bu yazı toplam 1438 defa okunmuştur