Özgür Amed

Salo AKP Cumhuriyeti...

23 Ocak 2012 Pazartesi 17:39

Salo (Sodom’un 120 günü) filmini izlediniz mi?

Üzerinize afiyet hemen hemen tüm ülkelerde yasaklanmış bir filmdir. İzlenmesi çok çok zordur. Öyle faşizan öyle sapıkvari ve öyle tanımlanamaz sahneler var kî, kusarsınız.

Küfrün en afilisini atarsınız o dakika…

İnsan davranışının en ilkel haline inildiğinde bile görülmeyecek cinsel eğilimler, eylemler ile sizi sınıyor yönetmen. Zaten filmden sonra da yönetmeni paramparça edip, katlettiler.

Ve bu film bir ‘eleştiri’dir. Faşizmin eleştirisidir. Meşhur Salo Cumhuriyeti’nin faşizm eleştirisidir. Yani devlet tekelindeki başkanlık, yargı, yasama ve yürütmenin en açık seçik deşifresidir. Kimine göre çok abartılı, kimine göre ise eksik bir faşizm eleştirisi…

Açıkçası Türkiye’nin de bir Salo Cumhuriyeti olduğunu düşünüyorum. Hatta madem düşünmek suç, direk Salo'dur diyem ben...

Her türlü saçmalığın ve her gün onlarca aleni sapıkça insan avının (Biri hukuk-yasa mı dedi? Osman Baydemir ne demişti?), absurd tiyatronun birilerine zevk verdiği alenidir. Bu iktidar doxinsist’tir. Bunu ıspatlamıştır artık. Sözüm ona iş mişlerden sorumlu bakanın “devletttt, devlettt! (devlet û quzzulkurt û kerratî) O bizim her şeyimiz, canımız, o yoksa biz yokuz, kurban olurum devlete ha, oyy ben ölem, gözüm çıka devlete” diye diye sanki doğarken resmi devlet mührü yemiş şahsın, Kürtleri köle görüşünün geleneksel yıl dönümleri de yakındadır. Biraz daha sabır eyleyelim dostlar… Orta Asya’dan gelen yahşilerle kutlarız!

Karada sorun varsa devlet havada, havada varsa kendisi yeraltında. Bu genetik özelliği geçen gün yine hortladı. Hem de iki üç yerden… 

İlkin Hrant Dink’i katleden malum yapıyı “Hani nerde? Valla biz bişi görmedik. Ne örgütü?” dedi. Ve bakın yine aynı devlet kola şişesinde parmak izinden ve yine parmaklarda ter izi olabilirliğini önceden hesaplayıp, sayfalar dolusu “örgüt” kanıtları veriyor. Hatta çektiği bir fotoğraftan hangi örgüte ve hangi amaçla ne yaptığını dahi söyleyebiliyor. E bre ahmak ne oldu diye sormazlar mı? Habere giden Diha muhabirini "Yasadışı örgüt üyesi" oldukları ve "Yasadışı örgütün propagandası”nı yaptıklarını, incelemeden çıkartabiliyorsun ya… Hasta mısın devlet?

Peki Roboskî köyüne helikopter ile gidip havadan olayı inceleyen ve “Bişi göremedim” diyen savcıya ne demeli? Kuş bakışı incelemenin dayanılmaz yüzsüzlüğü, dalga geçiciliğine ne demeli? Bir insanın vicdanı makamında, kendisi havada dolaşabiliyor ya! Ohaa, pes!!

Aslında savcı haklı. Bişi dememize gerek yok. Zaten “havaya açılan ateş sonucu” yüzlerce “Uçan Kürt” yâda Erdoğan’ın deyimi ile “Uçan memeli Kürt kökenli kardeşlerim” havada iken, kalkıp karadan bişileri görüp tutanağa geçirmekte neyin nesi? Pehh û mehh!

Yine çok uzağa gitmeden soralım, daha bu hafta Aram Yayınlarından çıkan Apê Musa’nın kitapları yasaklandı. Ve Pennsylvania gözlü, Ankara bakışlı, ampul kafalı savcımız soruyor Musa Anter’in oğlu Dicle Anter’e: “Ölmüş bir adamın kitaplarını neden basıyorsunuz?” diye.

Şimdi kalkıp Silopi Jandarma Taburunda yapılan kazıda insan kemiklerinin sızısını hissetmek için dersek, belki aklına bişi gelir bu uber zekânın.

Ama ona ne dememizi istiyorlar? Buyurun mikrofonu Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’a uzatalım: “Biz herkese saygılı olmakla birlikte elhamdülillah Müslüman’ım ve ne mutlu Türk'üm diyene”…

Hah işte! Zurnanın Salo Cumhuriyeti dediği yere geldik.

O çiçeğe, böceğe sürülmez mutluluk kaynağı için hüsran vakti: Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü araştırmacılarının önderliğinde, Türkiyeli araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen genom dizileme ve biyoenformatik analizlerini içeren araştırmanın ilk aşaması dün kamuoyuna açıklandı. Genom araştırmasına göre Türkiye'de yaşayanlar için Türk ırkından demek mümkün değil. Aslında, 'Hepimiz Afrikalıyız.'… Oy kıyamam! Mutluluk gitti mi şimdi? Savcım iyi misin?

S.Jerzy Lec'ın de dediği gibi.“Öyle büyük boş laflar vardır ki, içinde bir millet esirdir”...

Bu yazı toplam 8666 defa okunmuştur
sen bir harikasin.
 // mesude hevsel
her yazini okuyorum böylede yazmaya devammmm,devam et acilarina özgürlügün hasretine kurban oldugum amedim....
29 Ocak 2012 Pazar 00:41
Ben oyuna gelmeyeceğim
 // berivan
Müslüman kadınların namuslarına taarruz
Yine Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nde kayıtlı bulunan Diyarbakır Silvan çıkışlı telgraf Fransız destekli Ermeni çetelerinin Türk ve Kürt kadınlara muameleleri gözler önüne seriliyor. 11 Şubat 1920 tarihli Padişah'a gönderilen telgrafta "Müslümanlara atılan her kurşun...ağlatır" mesajı bulunuyor. Silvan Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Reisi Müftü Abdurrahman ile birlikte 13 imzalı telgrafın ilk cümleleri şöyle: "Fransızların Ermenilerden oluşturdukları taburlarla Maraş'ta yaptıkları katliam ve Müslüman kadınların namuslarına taarruzları, kanlı vahşetler karşısında ağlayan insanlık vicdanının şikâyetle yükselen ve merhamet dileyen sesi saf ve masum bir muhitte uzun süre etki uyandırmıştır."...
27 Ocak 2012 Cuma 13:37
hala salo
 // hala salo
Demekki senin gibi salolar hala mevcut sayın yazar.Herkes kustu senin ve senin gibilerin fikirlerinden sen daha yeni prim yapmak için yazıyorsun.bunları geç artık.Sende bu ülke için bişeyler yapmaya çalış herkesin mutluluğu için yapamıyorsan enazından sus oada bir hizmettir yaşamış ve ekmeğini hala yemeğe devam ettiğin ülkene....
27 Ocak 2012 Cuma 11:14