Ümit Yazıcıoğlu

Saddam Hüseyin'in Portresi

2006-12-31 16:36:53

Ülkesini 35 yıl yöneten ve 2003'te başlayan Irak Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri'nce yakalanan, Bush, Blair ve yeni Irak yönetimi tarafından Irak'ta eski rejimin mensuplarını yargılamak üzere kurulan özel bir mahkeme kararıyla , idama mahkum ettirilen Devrik Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in cezası 30.12.2006 tarihinde Kurban Bayramının birinci günü Türkiye saatiyle 04:55 dolaylarında Bağdat'ta sabah ezanı okunduğu sırada infaz edilmiş. Murat Yetkinin de belirlediği gibi „ABD bu yolla Şii ve Kürtlerin sempati ve desteğini artıracağını düşünmüş olabilir“. Oysa Ortadoğu'nun geleneksel anlayışında bu idam bir sonuç değil, başlangıç olarak algılanmaya müsait.

İnfaza, yargıçlar, bazı yetkililer ve Saddam kurbanlarının yakınları katılmış. İnfazın her aşaması kaydedilirken Saddam'ın son sözü "Allah büyüktür. Halk muzaffer olacak, Filistin Arap'tır" çümlesiymiş.

Cumhurbaşkanı Talabani'nin idama ilkesel olarak karşı çıktığı için imzalamadığı infaz kararını Irak Başbakan Maliki imzalamış.

Devrik Irak devlet başkanı Saddam Hüseyin’in italyan avukatlarından Giovanni Di Stefano´nun, belirttiğine göre merhumun, “Cenazesi, Yemen’de toprağa verilecek. Çatışmalar dindikten sonra ise ebedi istirahati için en uygun yer konumundaki Irak’a nakledilecek“

Irak’ı işgal ederek Saddam Hüseyin’i idam sehpasına çıkaran Amerika’nın infazı Kurban Bayramı günü gerçekleştirmesi, Müslümanlar tarafından müslümanlara karşı yapılan bir meydan okuma olarak değerlendirmektedir.

İnfaz öncesinde sakinliği, soğukkanlılığı ile dikkat çeken ve kimseden korkmadığını söyleyen Saddam Hüseyin, yüzünün örtülmesini istememiş. Kar maskeli cellatlar boynuna ilmik geçirirken kısa bir dua okuyan Devrik Irak devlet başkanı Saddam’ın son sözleri ise, “Umarım birlik içinde kalırsınız. Sizi uyarıyorum: İran koalisyonuna güvenmeyin,  bu insanlar tehlikeli” cümlesi ve bunun yaninda kısa bir dua ile beraber kelimeî şahadet getirmek olmuş.

Saddam Hüseyin’in kızları da, babalarının son dakikalarını bizlerğibi televizyonlardan  izlemişleri. Devrik liderin kızları Raghad ve Rana adına açıklama yapan Raşa Kudeh, “Babaları cellatlarıyla yüz yüze geldiğinde cesurca durduğunu görmekten çok büyük gurur duydular” dedi. Kudeh Hüseyin’in kızlarının “babalarının ruhunun huzur içinde olması için dua ettiğini, sakin olduklarını ve bunu metanetle karşıladıklarını” söyledi.

Merhumun idamına kadar hayatının önemli noktaları şu başlıklarla sıralanabilir:

28 Nisan 1937 de  Sünni köylü bir ailenin oğlu olarak başkent Bağdat’ın 175 kilometre kuzeyindeki Tıkrit kenti yakinlarindaki Avca’da doğdu. Devrik Irak devlet başkanı Saddam Hüseyin'in siyasetle tanışıklığı gençlik yıllarına dayanıyor. Arap dünyasına egemen ulusçu-özgürlükçü ve anti emperyalist rüzgarın etkisinde kalan Saddam Hüseyin, genç yaşta 1957 yilinda “Arap Diriliş Partisi” Baas Partisi'ne katıldı.

1958’de monarşiyi deviren Abdülkerim Kasım’a yönelik suikasta katıldı. Suikast planının ortaya çıkması ardından Saddam Hüseyin ülke dışına kaçmak zorunda kaldı.  Dolayısiyle o zaman gıyabında idama mahkum edildi.

1963 yılında Baas Partisi iktidara gelince Kasım’ın Baas tarafından devrilmesinden ve Abdüsselam Arif’in iktidara gelmesinden sonra Saddam Hüseyin de ülkesine döndü.1968 de Baas’ı iktidara taşıyan darbeye katıldı ve rejimin güçlü isimlerinden biri oldu. 1969 yılında Devrim Komuta Konseyi Başkan Yardımcısı oldu. 16 Haziran 1979 de sağlık nedenleriyle resmen istifa eden Bekir’in yerine geçti, devlet başkanlığı, başbakanlık, Baas genel sekreterliği, Devrim Komuta Konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığı görevlerini birleştirdi. İktidardaki Baas partisi içinde tasfiyeye gitti.

22 Eylül 1980'de  Saddam Hüseyin doğu komşusu İran'ı işgal etti. Ve sekiz yıl süren bir İran-Irak savaşını başlattı. Saddam Hüseyin, Ayetullah Humeyni'nin İran'ına karşı, batınında desteğiyle çabuk bir zafer öngörmüştü. Ancak zamanla, devrik liderin, maliyeti çok yüksek bir kumar oynadığı ortaya çıktı. Dolayısiyle bu savaşta binlerce Iraklı ve İranlı öldü.

Eski Irak yönetiminin 16 Nisan 1988'de ülkenin kuzeyindeki Halepçe'de Kürtler'e karşı kimyasal silahlar kullandığı iddiaedildiği ğibi. Saddam Hüseyin´inde 17-18 Mart 1988 tarihinde Kürt kenti Halepçe’nin kimyasal silahla bombalanması talimatını verdiği iddiaedilmektedir. Sadece Halepçede beşbin Kürtün  bir günde öldüğü bilinmektedir. Unutmayınızki Saddamı iğdamederek, Halepce katliamının hukuksal olarak aydınlatılmasına bazı güçler fırsat vermediler. Acaba Halepçe katliamının arkasında başka güçlerin hiç sucu yokmu?

2 Ağustos 1990 yılında merhum Saddam Hüseyin'in birlikleri Kuveyt'i işgal etti, onun bu hareketi BM’nin müdahalesini beraberinde getirdi. Irak Silahlı Kuvvetleri uluslararası güçlerin karşısında 1991’de Kuveyt’ten geri çekilmek zorunda kaldı. Ve Irak 13 yıl boyunca dünyadan soyutlanarak ambargoların gölgesinde yaşamaya başladı. Buna nazaran Irakta 15 Ekim 1995´de düzenlenen bir halk referandumuyla Saddam Hüseyin, oyların yüzde 99,96’sını alarak 7 yıllığına tekrar devlet başkan seçildi.

1998 de Bağdat yönetimi ile uluslararası toplum arasında aylarca süren gerğinlikten sonra ABD’nin “Çöl tilkisi” harekatı başladı. Bu hareket sonucu 3 gecede Irak’a  takriben 500 füze atıldı. Daha önce Irak, 1993 ve 1996’da da vurulmuştu, askeri atışlar hedefteki Saddam Hüseyin’i ise bulamamıştı.

15 Ekim 2002 de Saddam Hüseyin, yüzde 100 katılımlı seçimde Irakta oyların yüzde 100’ünü alarak yeniden başkan seçildi.

Bush ABD Başkanı  sıfatıyla 17 Mart 2003 tarihinde, Saddam Hüseyin ve oğullarına ’e sürgüne gitmeleri için 48 saatlik ültimatom verdi. Kabul edilmemesi halinde ABDlerinin Irak’a saldıracağını söyleyen Bush’un ültimatomu Irak tarafından ertesi gün reddedildi.

Bunun üzerine 20 Mart 2003 de Amerikan-İngiliz birlikleri Irak’a girdi. Böylece Irak’a savaş başladı ve 9 Nisan 2003 de Bağdat ve Saddam Hüseyin rejimi düştü. 1 Mayıs 2003´ de de Bush, esas çatışmaların sona erdiğini açıkladı. Fakat Irak'ta beklemediği bir direnişle karşılaşan ABD direnişçi gruplarla bundan sonra gerilla savaşına girişmek mecburiyetinde kaldı. 3 Temmuz 2003´de ABD Saddam Hüseyin’in yakalanmasını sağlayacak bilgi getirene 25 milyon dolarlık ödül vadettiğini açıkladı.

22 Temmuz 2003´de merhum Saddam Hüseyin’in  oğulları Uday ve Kusay Musul’da bir Amerikan baskınında vefat ettiler. Daha sonra 13 Aralık 2003 tarihinde Saddam Hüseyin Amerikan askerlerince kendi kalesi Tikrit kentinde yakalandı ve koalisyon güçlerince bilinmeyen bir yere götürüldü.

Halklar  hukukunu Irak işgaliyle çığnediği iddiaedilen ABD bu olayda cenevre anlaşmasına uyduğunu dünyaya ispatlayabilmek için 9 Ocak 2004 tarihinde , Saddam Hüseyin’in savaş esiri statüsüne sahip olmaya hakkı olduğunu açıklamak zaruriyetinde kaldı.
Saddam bir savaş esiriydi, onu tutuklayanların yargılaması gerekiyordu. Ama ona cenevre anlaşmasına uyğun savaş esir muamelesi yapılmadı. Çünkü 30 Haziran 2004 tarihinde  İktidarın yeni Irak otoritesine devrinden 2 gün sonra Saddam Hüseyin ve eski rejimin 11 yetkilisi yeni Irak sorumluluğuna verildi.

Devrik Irak devlet başkanı Saddam Hüseyin  1 Temmuz 2004 de ilk kez yargıç önüne çıktı. Halepçe katliamı dahil 7 suçlamayla özel bir mahkemede yargılanmaya başladı. AI ve bazı bağımsız kurumlar bahsini ettiğim bu özel mahkemenin bağımsız ve adil olmadığını hep iddiaettiler.

17 Temmuz 2005 de 148 Şiinin ölümüyle ilgili Ducely davasıyla ilgili tahkikat tamamlandı. 19 Ekim 2005 de Irak Yüksek Ceza Mahkemesi duruşmaları başladı. 19 Haziran 2006 da Saddam Hüseyin, üvey kardeşi Barzan El Tikriti ve Devlet Başkan Yardımcısı Taha Yasin Ramazan için idam istendi. 21 Ağustos 2006 da İkinci dava olan Enfal davası başladı. Devrik lider ve diğer 6 sanık Kürtleri katletmekle suçlandı. 5 Kasım 2006 da Saddam Hüseyin Barzan El Tikriti ve devrim mahkemesinin eski başkanı Avad el Bender idama mahkum edildi. Taha Yasin Ramazan ise, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 26 Aralık 2006 da Temyiz Mahkemesi, Saddam Hüseyin’in idam cezasını onadı.

Devrik Irak devlet başkanı Saddam Hüseyin’in 28 Nisan 1937'de Irak'ın Tikrit kentinde başlayan yaşamı 30 Aralık 2006'da Bağdat'ta idam sehpasında son buldu.

Tepkiler


Irak televizyonları, Saddam'ın asılmasından önceki dakikalarda ve ölümünden sonra çekilen görüntüleri yayınladı. Merhumun avukatları, bir açıklama yaparak idamın siyasi bir cinayet olduğunu ifade ettiler. Libya’da Saddam Hüseyin için 3 günlük yas ilan edildi. Lübnan ve Filistin idama tepki gösterdi. Brezilya ise, olayın adaletten daha ziyade bir intikam olduğunu açıkladı. Evet Bayram mutluluk günüdür, uzlaşma günüdür, intikam günü olmamalıydı.

Hepimiz ğördük. Adamın hakkını inkaretmemek gerekir. Adam sonuna kadar imanlı ve direndi. Ben şahsen idam cezalarına ilkesel olarak karşıyım ve
İdam cezasını kınıyorum ve kabul edilemez buluyorum.

İnsanlarında merhum Saddam Hüseyin’in idam edilmesine sevinmelerini doğru bulmuyorum, çünkü Idam barbarlıktır. Dolayısıyla Avrupa Konseyi´de Saddam Hüseyin’in asılmasını kınadı. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis, “Saddam Hüseyin, suçlarının hesabını vermedi, sadece öldü” ifadesini kullandı.

Sonuç


Barbarca hareketler yaparak barbarlıkla savaşılmaz. İdam demokrasiyle bağdaşmaz. Saddamın idamı hem insani ve hukuki, hem de siyasi açıdan yanlış ve kınanmalı. Saddam’ı İran’ın işgalinde kim cesaretlendirdi? Kürtlere sıktığı kimyasal silahların bileşenlerini ona kim sattı? Sorularına Kürtlerin cevap aramaları şimdi şarttır. Unutulmamalıdırki dost acı söyler, merhum Saddamı idamederek, Halepce katliamının hukuksal olarak aydınlatılmasına bazı güçler fırsat vermediler.

Her şeye rağmen, bayramın ve yeni yılın hepimize sağlık, barış ve mutluluk getirmesini ummaya çalışıyorum.

Bu yazı toplam 13832 defa okunmuştur
SADDAM HÜSEYİN'İ ASTIKTAN SONRA BIÇAKLAMIŞLAR
 // YENÇAG
İşgalden sonra yakalanarak idam edilen devrik lider ile ilgili korkunç bir iddia ortaya atıldı

İşgal güçleri tarafından idam edilen Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in cesedinin, infazdan sonra görgü tanıkları tarafından defalarca bıçaklandığı iddia edildi.

Görgü tanıkları var
Saddam’ın Tikrit’teki mezarının baş koruması Talal Misrab, 30 Aralık 2006’da asılarak idam edilen Hüseyin’in cesedinde en az 6 bıçak yarası olduğunu, yüzünde de belirgin bir yara bulunduğunu söyledi. Misrab, Hüseyin’in vücudundaki yaraları, cenazenin defnedilişi sırasında 300 kadar insanın da gördüğünü dile getirdi. Saddam’ı idam eden gardiyanlar, infaz anının görüntülerini basına sızdırmıştı. Görüntülerde infaza tanıklık edenlerden bazılarının Saddam’a bağırdığı duyuluyordu. Irak işgalinin ardından ortadan kaybolan devrik lider Saddam Hüseyin, Aralık 2003 yılında doğum yeri Tıkrit’te bir çiftlik evinde yakalanmıştı....
02 Kasım 2008 Pazar 01:37
Irak'ın eski BM Büyükelçisi
 // Kerim Hafizoğlu
Hocam, Irak'ın eski BM Büyükelçisi Muhammed el-Duri, Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in idam edilmesiyle ilgili olarak, "Arap dünyasının bir kahramanı kaybettiğini" nin altını çizerek Arap birliğini savunan ve İran ile İsrail etkisine karşı mücadele veren Saddam'ın asılmasını "Irak'ı eşi görülmemiş bir çöküntüye sürükleyen ABD işgalinin son büyük hatası olarak" değerlendirdi.

Eski büyükelçi, "Arap birliği, İran ve İsrail'in etkisine karşı mücadele onun amaçlarıydı, başarılı olsun ya da olmasın" dedi. Saddam'ın ölümü nedeniyle büyük acı hissettiğini ve Saddam'ın ailesi için üzüntü duyduğunu ifade eden el-Duri, “Biz insanız. Hayvan değiliz. Her çeşit ölüm için üzülmeliyiz. Saddam 35 yıl boyunca Irak'ı yönetti. İyi ya da kötü, o bir insandı” dedi....
08 Mayıs 2008 Perşembe 00:07
Saddam'ın savcısı
 // Yaşar Kaya
Hocam, Kırk yıllık değerli bir dostumun evinde bir akşam yemeğinde bulusuyoruz. Bana kimlerin davetli oldugunu söylemiyor. Eve gelince tanışıyoruz. Saddam'ın Başsavcısı, Kürt Federe Devletinin Roma temsilcisi. Bir Türk işadamı ve Suriyeli Kürtlerden bir doktor agabeğimiz. Sofrada kuş sütünün eksikliğinden bahsetmeyeceğim. Tam biz sofrada iken Mam Celal'in Ürdün'de hastaneye kaldırıldığı haberi geliyor. Saddam'in Başsavcısı enteresan bir adam, belli ki iyi bir hukuk adamı, kendisi Arap... Anlatıyor: "Bu davada benimle birlikte ondokuz savcı vardı. Tayinden sonra heyecanlanmadım değil, zor bir olaydı. Önce savcılarla toplantı yaptım. Dedim ki zorlu bir göreve tayin edildik. Herşey olabilir, bize karşı kötü sözler söyleyebilirler, hatta birisi ayakkabısını çıkarıp bizim kafamıza da atabilir. Biz cok tahammüllü ve soğukkanlı olacağız. Bu adamlar sıradan adamlar değil. Bu ülkeyi kan ile, soykırımla, korkuyla, cinayetle idare etmiş adamlar, ama bunlar suçlu, biz intikamcı olmayacağız, hukuka bağlı kalacagız. Elde ettigimiz her dokumanı mahkemenin önüne sereceğiz. Biz önce böyle bir fikri hazırlık yaptık. Mahkeme başlayınca heyacan arttı ama biz görevimizi yapmak zorundaydık." "Mahkemeyi bütün dünya seyretti. Suçları birer birer sabitti, cezalarını aldılar. Ben bir gün Saddam'ın odasına gittim, tabi ki Amerikalıların elinde idiler, hal hatırını ve şartlarını sordum, benden sigara istedi, çıkarıp sigara ikram ettim, ben bunu içmem dedi. Peki ne istiyorsunuz? Küba purosu istedi. Beş adet getirip kendisine verdim. Bir tanesini bana ikram etti. Cebime koydum. Mahkemede yaşam şartlarından şikayet ettikçe bu puroyu çıkarıp gosterirdim. Saddam'a dişarıdan özel yemek gelirdi.Şartları çok iyiydi. Korkmadığı doğru muydu? "Hayır, son dakikaya kadar Amerikalıların onu bırakacaklarına inanıyordu, bu umudunu, eşyalarını topla seni mahkemeye teslim ediyoruz dedikleri ana kadar da muhafaza etti. İdamdan iki gün önce korkudan bayıldı. Doktorlar ona iğneler yaptılar, ipe giderkenki donukluğu ve soğukkanlılığı bu iğnelerin tesiri ile idi. Dikkat ettiseniz gözünde ışık kalmamıstı. Amerikalılar onu bize teslim edince idam edilecegini anlamıstı. Hüküm yüksek mahkeme tarafindan tastik edilince infaz için artık beklenecek birşey yoktu." "Biliyorsunuz direnişçiyiz diyenler benim kardesimi öldürdüler, üçü de yakalandı, göz altında iken bölgenin emniyet müdürü beni davet etti, gel kardeşini öldürenleri gör dedi, kalkıp gittim. Huzuruma getirdiler, su istedi vermediler ben üçüne de cocacola ısmarladım içtiler. Emniyet müdürü hayretle bana bakıyordu ben merakını giderdim. Dedim ki; ben kardeşimin katillerini görmeye geldim, infaz etmeğe değil. Mahkeme devam ederken Ingiltere'de baş savcı ve hukukcuların iştiraki ile bir toplantı yaptık. Ingilizler Apo gibi cezalandırılsın asmayın diyorlardı. Ben orada onlara dedim ki siz hukuk adamlarısınız bizim işlerimize müdahale hakkınız yok , buda bir hukuk ihlalidir, sonra Ingiltere başsavcısı yaptığım konuşmadan dolayı beni tebrik etti. Bu mahkemenin gayesi intikam almak değildir. Biz tarihimizle hesaplaşmalıyız ve bundan da bazı bölge ülkeleri ders çıkarmalıdırlar. Adil yargılandılar ve cezalandırıldılar. Ingilizler ve Amerikalılar beni ve bir çok arkadaşı güvenlik için kendi ülkelerine davet ettiler, ben reddettim geldim Kürdistan'a yerleştim. Çok mutlu ve çok memnunum. Kürtler bana kucak açtılar. Geçenlerde kızımı kaydetmek için okula götürdüm, evrakları doldururken bana evimin adresini sordu, başta Mesut Barzani 'nin evi olmak üzere her Kürdün evi benim evimdir sen istedigin adresi yazabilirsin. Bayan memur şaşırdı. Ciddi söylüyorum herhangi bir Kürt evinin adresine bizim adresimiz diye yazabilirsin. Ben şimdi Anavatanımda huzur ve sukünün olduğu kendi evimdeyim." Değerli okurlar o geceki sohbetin kısa özetini sizlerle paylaşmak istedim. Güneyin tatlı güneşi artık ısıtıyor. Bende mutlu ve bahtiyarım. Hewler Tarih: 5 Mart 2007 Pazartesi Yaşar Kaya ...