İbrahim Genç

Rojava'da savaşın 5N1K'SI

27 Temmuz 2013 Cumartesi 14:37

Kürtlerin birlik yönünde attığı adımlar ve kazanımlarını garantiye alma çabaları, beraberinde bir karşı tepki getirdi. Ortadoğu’da dengeler değişmeden önce Kürtlere yönelik tepkiler, genellikle Kürtlerin yaşadığı ülkeler arasında gizli dörtlü ve/ya iki antlaşmalar şeklinde oluyordu. Birkaç yıldır Suriye-Libya-Irak hattında ortaya çıkan çelişkiler ve değişen hesaplar, Kürt karşıtı devlet politikalarının da değişmesine neden oldu. Buna karşın yine de son zamanlarda gerek Suriye Kürdistanı’nda ve gerekse Irak Kürdistanı’nda meydana gelen gelişmelerden duyulan rahatsızlığı kolayca sezebiliyoruz. Öyle ki Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani’nin tüm Kürtlere ulusal kongre çağrısında bulunmasından sonra Kerkük ve Musul’da art arda bombalar patladı. Aynı şekilde Rojava devriminin yıl dönümü yaklaşırken ve Kürtler geçici bir yönetim ilan edeceklerini açıkladıkları günde Kürtlerin bölgelerine dış destekli çetelerin saldırıları başladı.

16 Temmuz’dan beri başlayan saldırılar şu an itibariyle Tel Ebyad (Gire Spi), Kobani, Girke Lege ve çevresinde devam ediyor. Şimdi Kürtlere yönelik saldırılar yapan El Nusra çetesinin Gire Spi’de kontrolü ele geçirdiği haberleri geliyor. Daha önce Dengê Amerika radyosuna konuşan Kürt Yüksek Konseyi üyesi Zana Miso da El Nusra ve ÖSO’nun el ele vererek Kürt karşıtı bir savaş yürüttüğünü belirtip Gire Spi’deki Kürtlerin evlerinin talan edildiğini söylemişti. Zana, Kürtlere karşı kindarca bu durumu ÖSO ve Nusra’nın “Biz Kürtlere karşı değiliz, PKK’ye karşıyız” diyerek meşrulaştırmaya çalıştıklarını dile getirip “Mesud Barzani’nin resmini de yere atıp üzerinden sırayla geçerek Kürtleri incitmeye çalışıyorlar” diyordu. Aynı şekilde Rudaw TV muhabiri Ömer Kalo da Gire Spi’deki durumu anlatırken “Türkiye ve Rakka’dan ÖSO’nun yardımıyla El Nusra, Kürtleri Gire Spi’den çıkarmak istiyor” diyordu.  Kalo devamında “YPG’nin kontrolündeki Arap köylerinde hiçbir sorun yokken El Nusra’nın denetimindeki köylerde Kürtler zorla yerlerinden ediliyor, köyler boşaltılıyor” sözleriyle çetelerin tavrını anlatıyor.

Bu gelişmeler bize Suriye’de Kürtlere yönelik yeni bir politikanın işletilmeye çalışıldığını gösteriyor. Bu kanımızı destekleyen bir gelişme de muhaliflerin kendilerine bağlı grupları Kürtlerin yaşadığı şehirlerin etrafında konuşlandırmasıdır. Rudaw, PYD dışındaki Kürtlerin bir çatı örgütü olan ENKS’deki bir yetkiliye dayandırdığı haberinde ÖSO’nun ENKS’ye mektup gönderdiğini yazıyordu. Mektupta Kürt partilerine PYD’ye karşı ÖSO’yla işbirliği yapmaları teklif ediliyordu. Bunun yanında ÖSO’nun Kamışlo ve Rimelan bölgelerinde saldırı hazırlığına giriştiği de dile getiriliyordu. Daha önce de geçilen bazı haberlerde ÖSO’nun bir amacının da PYD’yi Kobani’den çıkarmak olduğu belirtiliyordu. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde, muhaliflerin bilinçli bir şekilde savaşı Kürt bölgesine taşımaya çalıştıklarını söyleyebiliriz. Tabii buna karşı Suriye’deki Kürt partileri ve diğer parçalardaki Kürtler birlik olmuş durumda. Rojava’da PYD ile çelişkileri olan El Parti lideri Abdulhekim Beşar bile El Erebiya televizyonunda YPG’nin yanında olduklarını dile getiriyordu. Aynı şekilde PYD ile sorunları olan Azadi lideri Mistefa Cuma da Rudaw’a konuşarak bölgelerini korumak adına birlik içinde olduklarını söylüyordu.

Kürtlerin pozisyonu ve son durum böyleyken muhaliflerin savaşı Kürt bölgesine taşımalarını nasıl okumalıyız? Her şeyden önemlisi muhalifler, iki buçuk yıldır Esad karşısında artık Kürtler olmadan devrim yapamayacaklarını anladılar. Bu anlamda savaşı Kürt bölgesine taşıyarak Kürtleri “üçüncü taraf” olma durumundan doğrudan Esad karşıtı bir tarafa çekmek istiyorlar. Ki PYD lideri Salih Mislim’in Türkiye ziyaretinde de Türkiye’nin “Diğer muhalif gruplarla entegre olun” mesajı verdiği dile getiriliyor. Bunun bir diğer nedeni de Batılı güçlerin, Suriye’de tüm grupları birbiriyle mücadele eder hale getirip tüm grupları yorgun düşürmek istemesi olabilir. Son zamanlardaki çatışmalara kadar Kürt bölgesi göreceli olarak daha iyi bir durumdaydı. Bu durum, Suriye’nin kuzeyinden muhalifler için oluşturulması düşünülen tampon (güvenli) bölge düşüncesini de işlevsiz kılıyordu.

Peki neden özellikle Gire Spi’de çatışmalar yoğunlaştı? Türkiye-Suriye sınırına şöyle kuşbakışı bakıldığında ve sınır şehirlerindeki nüfus dağılımı, siyasi eğilim dikkate alındığında Gire Spi’nin bilinçli bir şekilde tercih edildiği söylenebilir. Çünkü sınır hattında başkalarının toprağında çatışıyorsanız, o zaman kendinizi güvende hissedebileceğiniz alanlara yakın olmalısınız ve o bölgeden size destek olunmalı. Bu anlamda Gire Spi’ye bakıldığında Kürt nüfusunun daha seyrek olduğu, Arapların çoğunlukta olduğu görülüyor. Aynı şekilde Gire Spi’nin karşısında yer alan Akçakale’de de çete elemanlarının gidebileceği bir durum var. Bu sebeple Gire Spi’nin Kürt karşıtı hareketler için “güvenli üs” yapılmaya çalışıldığını söyleyebiliriz. Ki bunun için Kürtler Gire Spi’den kovuluyor, evleri boşaltılıyor. Yine Gire Spi’nin konumu düşünüldüğünde kuzeyde Türkiye’den, güneyde ise hemen hemen aynı boylamda yer alan Rakka’dan destek alması da çok kolay. Zaten daha önce El Nusra’ya, ÖSO’nun Rakka’dan yardım gönderdiği de dile getiriliyordu.

Sonuç olarak Rojava’da uzun soluklu bir savaşın yayılması ihtimali var. Bu savaşta Kürtler, kendi içlerindeki çelişkileri minimize ederek daha az zararla çıkabilirler. Aynı zamanda çetelerin Rojava’da başarılı olup olmamalarının Türkiye Kürtlerine bağlı olduğunu da unutmamalıyız. Çünkü El Nusra, Gire Spi’de gösterdiği kısmî başarısını Kobani, Serê Kani, Kamışlo, Dirbesiye’de; Suruç, Ceylanpınar, Kızıltepe ve Nusaybin’den dolayı gösteremez. Bu da gösteriyor ki nerede yaşarsa yaşasın, tüm Kürtlerin kaderi bir şekilde birbirilerine bağlıdır. Ki Ağustos ayı ortalarında yapılması planlanan Kürt Ulusal Kongresi de Kürtlerin birlik olmaktan başka çareleri olmadığının anlaşılmasıyla şekillenmeye başladı. 

Bu yazı toplam 9215 defa okunmuştur
15:59
 // semzinanli
Ya çok kapsamlı ve geniş bi şekilde yazmissinda.nusra nin gerçektende sadece pkkyle savaştığını çünkü fikir uyusmazligi olduğundan.kürtlerle asla savasmaz çünkü içlerinde bir sürü benim şahsi tanıdığım kürtler var arkadaşım var.ve ben bir semdinliliyim.ve unutma ey yazar kardeş.biz kürtlerin ekserisi dindariz.ve dinimiz pkknin fikrinden önce gelir.allahuekber velillahilhamd....
01 Ağustos 2013 Perşembe 15:59
demokrasilerde
 // mehmt
demokrasi ve diktatörlük
elbette ki demokrasiye ve demokratik yönetimlerden yana tavır almalıyız
halkın istekleri bu demokrasiyi şekillendirir dediğimiz an çoğunluğun azınlığa
hükmü geliyor akla.peki bu paradoks ile demokrasi ve diktatörlük olgusunun
anlaşılması üzerine...
nihayetin de her demokratik sistem toplumların tarihsel süreçleri ile bir
demokratik yönetim inşasını da beraberin getirir.bu bağlamda abd de ki güçlü
başkanlık sistemini ancak amerikanın tarihsel kapitalist sistemi ile açıklanır yine
ancak onu dünyaya yön veren bir güç olarak ele aldığımız da abd nin güçlü
başkanlık sitemini anlayabilir ve açıklayabiliriz.işte bu noktada başta biz olmak
üzere ikinci ve üçüncü dünya ülkelerinde demokrasileri batı sisteminl...
28 Temmuz 2013 Pazar 00:06
Allah Yardımcımız Olsun
 // Dilkeşt
Az önce sözde dindar Türk gazetelerin sitelerine bir göz attım. Orda bir haber geçiyordu: ÖSO PYD'yi PÜSKÜRTTÜ. Özellikle püskürttü kelimesine dikkat edin. Bu kelimeyi kim ve ne zaman kullanır. Neyse altta yapılan yorumları gördüm gözlerime inanamadım. Ne biçim yorumlar yapılmış: kimisi binlerce kez şükrediyor, kimisi ne sandınız oraya size mi bırakacaktık, kimisi ÖSO'ya dua ediyor, vb vb. PYD dolayısıyla Kürtleri resmen düşman ilan etmişler. Allah yardımcımız olsun....
27 Temmuz 2013 Cumartesi 15:47