İbrahim Genç

Roboskili Bir Kızın Roboski Defteri

03 Ocak 2014 Cuma 10:24

Bu ülkede çoğu çocuk 34 insan paramparça edildi bombalarla… Şırnak’ın Uludere’sinin, Roboskî’sinde…28 Aralık 2011’de! Sustu gazeteler, ajanslar saatlerce… Devletin ağzına baktılar, ama saatlerce devlet de sustu. Ve kentler yeni bir yıla hazırlanıyordu yüzlerce kiloluk havai fişeklerle… O saatlerde parçası bulunmayan ölüler eksikti hâlâ kefenlerinde. Katırlarla taşınmıştı onlarca beden. Kiminin torbalarda taşındı bedeni. Kiminin parçası bulunamadı günler sonra… Her birinin oysa türlü umutları vardı. Hayallerini gerçekleştirmek ve umutlarını büyütmek içindi tüm bunca eziyet...

34'lerin içinde bir de Adem vardı, Adem Ant. Hayallerinden alıyordu cesaretini. Adem çalışacak, para kazanacak, evlenecek ve İstanbul'a yerleşecekti. Üzerine bombalar yağdırıldığında henüz 19 yaşındaydı ve nişanlıydı. Nişanlısı Garibe Ürek İstanbul'daydı. Katliam gecesinden sadece aylar sonraya bıraktıkları evlilik planları vardı. Garibe, nişanlısı Adem'le hayallerini "Nişanlımla en büyük hayalimiz bize ait ortak bir hayattı, evlilikti. Çok da büyük hayallerimiz yoktu. Düşe kalka da olsa büyüteceğimiz bir çocuğumuz olsun istiyorduk, bir de huzur. Bu hayallerimiz için Adem katliamdan 2 hafta önce bana çamaşır makinası ve buzdolabı almıştı. Hatta ev bile tutmuştu. Bizim için askere gidip gelecekti ve sonra evimizi İstanbul’a taşıyacaktık." şeklinde anlatıyor.

"Biriciğim"

Lakin günbegün yaklaşan bir duman vardı Roboski'nin dağlarına, karanlıklara kuşların ürküten sesleri karışıyordu ağaçlarda... Bu uğursuz gecenin gelişini Adem'in hissettiğini söylüyordu Garibe. "Oysa düğünümüzü mayısta yapacaktık" dedikten sonra Garibe katliam yaklaşırken şöyle konuşuyordu: "Son günlerde çok tuhaftı Adem. Sanki öleceğini hissetmişti aşırı duygusaldı ve sürekli benimle konuşmak istiyordu. O günlerde telefonum bozuktu. Biz de annemin telefonuyla konuşuyorduk. Sürekli bana ben ölürsem eğer sakın ağlama üzülme derdi, çok tuhaf bir şey daha vardı ki anlatılmaz. Katliamdan önceki son 2 ay boyunca nişan yüzüğüm hep parmağımı kanatırdı. Kimi zaman durduk yere gün içinde 4-5 defa parmağımı yaralayıp kanatırdı." Katliam gecesinde Adem'le akşam üzeri konuşmayı umut ediyordu Garibe. Kim bilebilirdi ki o gece, katliamın gecesiydi... Adem gün içinde 13:57'de Garibe'ye attığı son mesajında bir tek şey yazmıştı: "Biriciğim"

Ve medya 16 saat boyunca susarken uykuların derinliğinden çığlıklar yükseliyordu. Ağır bir dalgınlığa genişleyen gözler, ritmini yitiren yürekler... O gece yaşadıklarını Garibe'den dinleyelim: "Katliam gecesi sabaha karşı saat 03:00'te annemin 'Adem' çığlıklarıyla sıcrayarak uyandım. Annem, babamla konuşuyordu. 'Gecenin bu saatinde neden bu haberi verdin? Çocuklar uyandı' diyordu. Soruyordum ne oldu diye ama bana bir şey söylemiyorlardı. Kara haberi sabah aldım kayınpederimden. 'Baba ne oldu?' dedim, Kayınbabam 'Adem öldü. Tüm çocuklarla üst üste traktöre yükledik' dedi. O an dünyam başıma yıkıldı ve hemen köye doğru yola çıktım. Tabii o yol bitmek bilmedi ve yetişemedim cenazeye. Nişanlım gözleri açık bir şekilde defnedildi, benim yolumu gözlerken vefat etti ama ben yetişemedim gözlerini kapatmaya, yetişemedim."

 

"Adalet!"

Garibe, katliamın yıldönümü için birkaç gün önce tekrar Roboski'ye gitti. Orada acıların hâlâ taze olduğu, mezar ziyaretinde insanların çığlıklarına bakılarak kolayca anlaşılabilir diyor. Hatta Garibe'nin babası baygınlık geçiriyor. Garibe'yi dinliyorum: "Ben dün gece (25 Aralık) Roboski'ye geldim. Buraya gelince acılarım, kor bir ateş gibi körüklendi ve sardı bedenimi. Öyle ki burda geçirdiğim o kabus gibi geçen vahşet ve o gece geldi aklıma. O katliamı bir kez daha yaşadım ve hâlâ da yaşıyorum. Çünkü o geceden sonra kocaman, karanlık bir boşluğa düştüm. Bugün nişanlımın, kuzenlerimin mezarı başına gittim. O anı anlatamam... Çok acı bir durum. Düşünsenize iyi, kötü, güzel bir şekilde sürdürdüğünüz bir hayatınız var ama devlet bu tüm güzel şeyleri bir çırpıda alıyor elinizden ve geriye dayanılmaz acılar bırakıyor. Kiminin oğlunu, kiminin kardeşlerini, kiminin akrabalarını, kiminin eşini, nişanlısını vurdular bu dağlarda ve ne yazık ki hiçbir insanın, hiçbir canlının hak etmediği şekilde katledildiler."

Roboski'de mezarlıkta bir anma gerçekleştirdiklerini anlatan Garibe, Roboskili ailelerin mücadelelerine devam ettiklerini belirttip herkesi 28 Aralık'ta Roboski'ye davet ediyor. "Gelin Roboskililerin haklı mücadelesine omuz verin" diyor ve "Roboski acısı, katliamın failleri ortaya çıkarılıp cezalandırılana kadar dinmez. Katliamın 2. yılı gelmesine rağmen ne askeri ne de siyasi makamdan kimse cezalandırılmadı. Biz bakan çocukları gibi milyonlar çalmadık. Bir çift ayakkabı uğruna Roboski'de katledildi kardeşlerimiz. Para babaları gibi milyonluk ayakkabı kutularımız olmadı bizim." şeklinde sözlerini sürdürüyor Garibe.

Garibe'ye son olarak "Peki ne istiyorsun?" diye sorduğumda verdiği cevap çok netti: "ADALET!" 

Bu yazı toplam 5358 defa okunmuştur
12:06
 // yorgun demokrat
faşist"avukat"senin kuralsizlik dedigin ayni vatanin bir parçasindan digerine geçiş.o sinirda egemenler tarafindan çekilmiştir.bizim için o sinirlarin bi hükmû yoktur.ayrica böyle bi katliama goz yummak herşeyden once gayri insanidir...
05 Ocak 2014 Pazar 12:06
21:43
 // avukat
Kürtler için herşey mübah kural tanımazlık sonrada adalet iste zor dostum zor...
03 Ocak 2014 Cuma 21:43
10:35
 // bradost
bu mübarek günde o katliama kimki ortaksa hepsini hakka havale ediyoruz Allah cc en büyük Adalet sahibidir.zalimler için yaşasın cehennem...
03 Ocak 2014 Cuma 10:35