Özgür Amed

Proton, nötron, İdris ve Yasemin hoca!

27 Ocak 2013 Pazar 10:45

İnsanlığın beşiği Mezopotamya’nın bağrında bir şehir. O şehrin bağrında girmî altı medeniyete ev sahipliği yapmış kuçeler, Bu kuçelerde nice çoluk çocuk, pêxwas, datlîci, bağrı açık abê görmüş gözler. Çarşiya şewititî kollekşının yan tarafından alınmış 7.el lahmacun kokulu parfümleri sürmüş xortoların de bi lur lur lur teşiyê şarkısı ile büyümüş kızların geçişine transit endekslenmiş Nihat Hatipoğlu’nun program boyunca düzeltmediği boynu gibi eğrilmiş bakışları. O bakışlardan sağa sola savrulmuş sen ben û Xalê Evdırrehman… Bir hikayeye düşmüş bizler!

Honoré de Balzac, ünlü eseri “Vadideki Zambak” kitabına böyle giriş yapıyor.
Romanın babası Balzac’ın üzerinde önemle durduğu ve son kertede belirttiği içine düştüğümüz hikâyeler kısmını çokça önemsiyorum. İçine düştüğüm bu hikâyelerden birini ‘ji bo dengê aşitî û bratiyê” diyerek anlatmak istiyorum. Şimdi müsaadenizle ‘Değerli arkadaşlar, xoşewîstên ezîzcanê bextewar’lar diyerek meramıma geçeyim…
 
Orta 1’e yeni başlamıştım. Daha ilk dönemdeyiz. Sınıfımız saçma sapan. Henüz alfabeyi sökmemiş arkadaşlar olduğu gibi, memur gibi her sabah sakal tıraşı olanlar bile var. Ortam korkunç…

Biz daha küçük küçük çocuklar. Hala ve ısrarla okul önünde yediği kedi etini köfte sanan zavallı kundırlar topluluğunu oluşturuyoruz. Ben de o grubun içindeyim. Afiyetle yiyorum.
Dersler sıkı geçiyordu. En ilginç derslerimizden biri de Fen dersiydi. Benim için de 1 yıllık unutulmaz deneyimin başlangıcını oluşturuyordu. Tabi bundan haberim yoktu… Hava puslu, meteorlar kızgın, şairler yine pencere önünde bekleyişte idi bir damla yağmur için! Ülkem işgal altında ve ben Fen dersinde hocaya ewêl ewêl bakıp atom modellerini anlamaya çalışıyordum.
 
İlk yazılı gelip çattı. O zaman yazılı paralarını toplama görevi vardı. Halen var mı bilmiyorum. Hoca “Yazılı paralarını kim toplamak ister?” sorusu ile tüm sınıf ilk hedef Ava Spî imiş gibi ileriye atıldı! Affedersiniz sanki pox varmışta tüm sınıf neden parmak kaldırıp para toplamak istedi halen anlamış değilim. Ee ben de geri kalır mıyım? Teww! Hani John Zerzan  diyor ya “Kızılderililerin yaşamında bir ritim vardı ama ilerleme yoktu; bu yüzden mutluydular”… İşte böyle sıfır ilerleme ama yerinde oturup parmak kaldırarak mutlu olan biz zavallılar. Ve inana biliyor musunuz? Onlarca parmak arasında hoca ile göz göze geldik. Beni seçti… ”Özgür… Evet, sen toplayacaksın paraları” dedi. Dünyalar benim olmuştu.  Sanki 10 yıllık bir yarışmanın finalini kazanan insan evladı gibi hissediyordum kendimi. Ne olduysa hocanın bu seçiminden sonra oldu. Artık tüm yazılı paralarını ben topladım onun dersinde. Aramız iyi oldu, arada sohbet falan. Beni sormalar. Ee hal hatırımı da sorduğuna göre söylememe gerek yok, kesssııınnn bana aşıkkktı!!  Ama ben o yönlü hiç yaklaşmadım. Yakışmazdı!
 
Hal böyle iken, hocaya rezil olmamak ve ara sıra sorduğu sorulara cevap vermek için önceden deli gibi hazırlanıp fen derslerine öyle giriyorum. Taktik tutuyor. Kısa sürede hocanın gözdesi oldum. Hatta işler öyle ilerledi ki artık Fen bilgisi dersini ben anlatıyorum. Din iman heger yalan atıyorsam o beni ilk seçtiği zaman dursun, geri gidip yok olsun! “Özgür, gel bu haftaki konuyu sen anlat” demeye başladı. La ne oluyoruz! Ne ara Fen xocasi oldum! Ama elektronlar, direnç ve akımlar û bilmem daha neler havada uçuşuyor. Dersi o biçim götürüyorum. Yazılılar da 100… Değme keyfime! Öyle ki kendime sadece Nicola Tesla’yı rakip görüyorum.

Fen dersi hocamız mavi gözlü Yasemin hoca idi. Yasemin hoca 1 hafta gelmedi sonra bir hafta daha. Biz merak ediyoruz tabi. Sınıftakiler de bana soruyor nerde! “Manyak mısınız, nereden bileyim” dememe rağmen gözler bende. Sonra öğrendik ki hoca evlilik izni kullanmış. Evlenmiş… Gözler yine bende! 2 hafta aradan sonra derse geldi. Sınıf adına bir söz aldım. “Evlenmişsiniz hocam. Başarılar diliyoruz” diyerekten düşüncelerimi ve bu evliliğin Fen bilgisi dersi için önemini şema ile tahtada göstererek anlattım. Evet, ben o tahtada sevgiyi anlattım…
 
Biz tebrik ettik ama bir sorun var! Hoca dedi ki “Aaa! Ne evlenmesi çocuklar! Yok öyle bişi”…
Haydaa! Ee demek bizi dezgeye getirdiler. Ama dur bir dakika! Madem evlenmediniz o parmaktaki yüzük nedir hocam? Hoca buna da yok diyor. Öylesine taktığını iddia etti. O ara araya bir yazılı girdi… Biz dikkatli öğrencilerin gözünden kaçmadı. Yazılı kâğıdının en sonunda adı var ama soyadı değişmiş. Yani artık eski soyadı yok! Ahaa! İşte bu sefer yakaladık açığı. Hemen sınav esnasında sorduk. Hocam soyadı değişmiş? Hani evlenmedim dediniz? Neler oluyor Allah’ım! Bu nasıl bir komplodur.

Hoca gayet sakin yine “Aaa! Ne evlenmesi çocuklar! Yok öyle bişi” demez mi?
Durun daha bitmedi!

Sene sonuna doğru bizim hocanın karnı burnunda. Çocuk ha doğdu ha doğacak! Biz evreni, feni, bilimi bir tarafa bırakıp hocanın evlilik sırrı peşine düşmüş genç BBC belgesel kuşağı tiplere dönüştük artık. Tahmin ettiğiniz üzere hoca hala evlenmediğini iddia ediyor. Sınıfın yarısı da olayı benden biliyor! Ohaa diyerek püskürtüm hepsini arka sıralara. Öyle bir hal aldık ki artık zigot, bebek, profaz mrofaz evreleri bizde hepten kayboldu. Hücre konusunu bile tarihe gömdük, bitirdik orada her şeyi. Bu hoca onun ispatı! Çocuğu oldu ama artık biz pes ettik. Yasemin hoca gitti! Kimya, biyoloji ve insanlık bırakmadı bizde. Hakikat çiğnendi…
 
Sene 2013… Yasemin hoca şimdi nereye gidiyor bilmiyorum! Ama kimya, biyoloji ve insanlık barındırmayan, her türlü adiliği, pisliği yapan İdris Naim de gitti. Yani sen gittin ya İdris Naim! Bu kent ağlamadı, Yasemin hoca gittiğinde de ağlamadı. O bir proton etmeyen, 0,001 akım elektrik geçmeyen nöronlarla yaşamaya devam edeceksin. Biliyoruz çürümüş nalın altında ezilmiş damarlara altın nal da taksan acı acıdır. Bir hikâyeye düşmüş bizler için yeni bir şey yok. Sana güle güle Balzac abê! Sen gittiğinde üzüldük.

Bu yazı toplam 20141 defa okunmuştur
02:32
 // leyla bilmez
Uzun bir aradan sonra ilk defa bu kadar nitelikli bir yazı okudum tebrik ederim devamını bekliyoruz. Inceden inceye laf dokunulman şahane ayrıca ayrı bir hava var amed te çok bulundum bu tarz hikayeleri hep dinledim o şiveye bayıldım. Türkçe de q w x yok diyen arkadaş bu kadar ayrıntıya takılma yaa yazının güzelliğine gölge düşürme ortada bi emek var saygı duymalisin bence tamam mi xorte delal :-)...
03 Şubat 2013 Pazar 02:32
mesude hanima
 // habib
bir dilin imla kurallarini bilmemek ayip degildir ama bilerek yanlis yazmak cok ayiptir ha unutmadan internet ortaminda büyük yazmak bagirmak anlamina gelir ve hic hos karsilanmaz QWX harfleri Türk girtlak yapisinda yoktur dedigim gibi bilmemek ayip degil ama ögrenmemek cok ayip cahillikde bir yere kadar hem cahil hem yavuz olmak bu olmali kusura bakmayin QWERTZ klavye kullaniyorum bazi harfler eksik ....
02 Şubat 2013 Cumartesi 13:49
babacan-a
 // mesude hevsel
baksana, türkcende w yok kadar yok saysana sen u beni allasen.
yaw dünyanin en büyük elektirik direginin werdigi hüznü-ÖFKEMI zaten ne yapam bilmiyorum WELATE-AMEDE ne diyem ben simdi bu babcana?
YAKITIMIZ POHTIR-NUMARASI YOXTIR-STOKUMUZ COXTIR mi diyem ne......?...
02 Şubat 2013 Cumartesi 00:38