Bedri Çallı

Prof. Dr. Aytaç AÇIKALIN'la neyi paylaştık

2007-04-09 00:08:34
Yıllardır inşaatın bitimi yılan hikayesine dönen ve yaklaşık inşaatı başlayalı 15 yıl olmasına rağmen, geçen hafta hele şükür diyerek davetli olduğumuz Sayın Prof. Dr. Aytaç AÇIKALIN’ın Paylaşım – Gelişim Sohbetiyle, halen resmi açılışı yapılmamasına rağmen, Sayın Vali Ayhan NASUHBEYOĞLU’nun izniyle yeni Kültür Merkezi binasında yapılan bu ilk toplantıya katıldım. Aslında sadece toplantının eğitimle ilgili olduğunu ve eğitime hangi pencereden bakılacağını da tam olarak bilmiyordum. Bu nedenle benim için biraz sürpriz oldu. Çünkü ben farklı bir pencereden eğitimin tartışılacağını ummuştum. Yani Hakkari eğitiminin neden gerilerde olduğu, bunun nedenleri, çözüm yolları, öğrenci ve öğretmenlerin sorunları, okulların fiziki durumları, taşımalı sistemde yaşanan zorluklar, branş öğretmen yetersizliği, yibo ve piyo azlığı, köy okulları, öğrencileri ve öğretmenlerinin yaşadıkları sorunlar. Eğitimlerine izin verilmeyen yada eğitim imkanı bulamayan öğrencilerin durumları vb. daha bir çok konunun tartışılacağını sanmıştım. Çünkü üç yıl önce eğitimle ilgili yapılmış olan birkaç toplantıdan sonra idarecilerimiz, hiç ummadıkları bazı tepkilerle bir daha karşılaşmamak için bu tür toplantılara son verdiler. Gerçeklerle bir daha yüzleşmemek için eğitime ilgi doyan, fakat görevleri gereği fiilen eğitimin içinde olmayan insanlarla karşı karşıya gelmekten kaçıyorlar. Ben fikir değiştirdiklerini sanmıştım. Neyse gelelim sayın AÇIKALIN’la neyi paylaştığımıza. Evet beklemediğim bir sohbetti, fakat itiraf edeyim ki çok hoş ve yararlı bir sohbetti. İnsanları düşündüren, onların hiç farkında olmadıkları hatalarını kendilerine hatırlatan ve insanı bu hatalar karşısında düşündürdüğü gibi bir o kadarda utandıran bir sohbetti. En azında ben böyle düşünüyorum. Öğretmen’lerin bu sohbette bulunmaları da çok yararlıydı. Tıpkı çocuk sahibi ve veli olarak bizlerin çıkardıkları dersler gibi, eminim ki öğretmenlerimizde bu sohbette yeterince yararlandılar. Fakat veli ve öğretmenler açısından çok önemli olan bu sohbetin çok az sayıda insanla paylaşılması üzücüydü. Farklı okullarda veya mekanlarda daha fazla insana ulaşılması yararlı olacaktı diye düşünüyorum. Çünkü toplumumuzda çocuğu dünyaya getir ve sokağa sal öylece büyür şeklinde çok acımasız ve çok korkunç bir düşünce hakimdir. Dün bulunduğum bir toplantıda söz alan bir anne bu sorumsuzluğa isyan ediyordu. “çöp poşetlerini belediye çöp araçlarının alacağı noktalara poşetlerle gece bırakıyorum, bir süre sonra bakıyorum poşetleri yırtmış ve tüm çöpü caddeye serpmişler” diyordu.“ Bu çocukların anne veya babaları çocuklarını gecenin geç saatlerinde neden sokaktan almıyorlar” şeklinde feryat ediyordu. Yine bu gün Yüksekova ilçemizde üç tane 11 yaşlarında çocuk bir suni ve çamur deryası bir gölette boğularak göçüp gittiler. Bir tanesi de yoğun bakımda. Evet ateş düştüğü yeri yakar. 11 yaşına kadar bir çocuğu büyüttükten sonra, onun bir anda heba olması, o ailenin tüm yaşamını yıkar. Ama aile veya çevre olarak bunda hiç mi sorumsuzluk yada ihmal yok. Ne yazık ki yine ders alınmayacak. Bu çerçevede bakıldığında sayın AÇIKALIN’ın sohbetinin ne derece yararlı olduğu aşikardır. Bu sohbetten sonra eminim ki anne ve babalar kafalarını iki ellerinin arasına alıp ben bu çocuğu neden dünyaya getirdim, şeklinde bir daha düşüneceklerdi, bundan dolayı yaygınlaştırılmasını isterdim. Ama bunun için ne yazık ki esas hedef kitle tespit edilmemişti. Bilinen ve eğitimli bir kitleye bunu anlatmak, biraz amaçtan uzak kalmaktadır. Ne yazık ki ilin en önemli ihtiyaçlarından biri olan bir televizyon yayını için hiç kimsenin bir çabası yoktur. Ne acıdır ki, çaba gösteren birkaç kişiye verilecek destekte yok. Böyle bir imkan olsaydı Sayın AÇIKALIN’ın bu toplantısı il, ilçe ve köylerimizde izlenme imkanı olurdu. Bir başka pencereden bakmak istiyorum Sayın AÇIKALIN’la paylaşım ve Gelişim sohbetine; O toplantıda kısaca belirttiğim gibi, bu toplantıda söylenenlerin bir kısmı aslında idareci ve yönetici konumundaki insanlarla açık bir ortamda masaya yatırılması ve tartışılması gerekkir. Örneğin; Sayın AÇIKALIN paylaşımdan, dürüstlükten ve zamanın değerli oluşundan söz etmekteydi. Bu üç önemli ana başlık alışkanlıklarının aslında bebeklikten ve çocukluktan itibaren insanların hafızalarında aldığı olumlu yada olumsuz eğitimden geldiğini ve olgunlaştığı, zamanla bunun etkisinde kalındığını ifade etmiştir. Şimdi bu üç başlığı kısaca açmak istiyorum. 1) Paylaşım; Sayın AÇIKALIN’ı ve siz değerli okurlarımı, bulunduğunuz beldeyi bir çok alanda yöneten idarecileri izlemenizi istiyorum. Örneğin ben Hakkari’de etrafıma baktığımda bu tür idareciler “güç bende” ben, ben ve yine ben diyorlarsa ve çocukluğunda böylesine kötü bir eğitim almışlarsa, acaba onların bir eğitimden geçmeleri gerektiğini siz neden söylemiyorsunuz. 2) dürüstlük; hepimiz çok iyi biliyoruz ki insanlar iki dil konuşur, yani ikiyüzlülük yapar. Bu dillerin biri resmi diğeri ise gayri resmi. Yani fikriniz düşünceniz ve ahlakınız ne olursa olsun. Siz kurumunuzda söylediğiniz bir şeyi mesaiden sonra bir kenara atıp, çok farklı bir dille konuşuyorsanız, o halde siz karşınızdakini hayretler içerisinde bırakıyorsunuz demektir. Şu an ismini hatırlamadığım bir Avukat, bir çete davası için İstanbul’dan uçakla Diyarbakır’a gelir. Bindiği taksinin şoförü ile sohbet eder. “Nasılsınız, iyi misiniz” şeklinde sorar. Şoför “Allah devlete, millete zeval vermesin efendim, Allah bu hükümeti başımızdan eksik etmesin, çok iyiyiz” der. Bu defa şoför sorar “siz kimsiniz efendim” ben avukatım, hırsızların, hortumcuların ve çetelerin peşinden oradan oraya koşuyorum” der. bu defa şoför ötmeye başlar, “Allah belalarını versin, bu ülkeyi soyup soğana çevirdiler. Enflasyon karşısında boynumuzu bükemiyoruz. İMF’nin faizleri için her gün vergi üzerine vergi ödüyoruz. Bölgemiz her türlü yatırımdan yoksun, üvey evlat muamelesi görüyoruz” şeklinde uzatırda uzatır. Bu kez Avukat sorar “peki kusuruma bakmayın, ama size ilk sorduğumda bu şekilde cevap vermediniz. Çok mutlu bir tablo çizdiniz, şimdi ne oldu da beş dakika arayla iki farklı görüş beyan ettiniz, bunun nedeni ne” diye sorar. Taksi şoförü, “beyim; ilk konuştuklarım resmi açıklamalarımdı, çünkü ben sizin kim olduğunuzu bilmiyordum, ama son söylediklerim, benim kendi düşüncelerimdi” şeklinde cevap verir Evet şimdi bu yönüyle Sayın AÇIKALIN’ın idarecilerimiz ve yöneticilerimize bir eğitim vermesi gerekmiyor mu? 3) Zamanın değerli oluşu; hepimiz çok iyi biliyoruz ki bay yönetici ve memurlarımıza işiniz düştüğünde, git yarın gel der, ama kapıyı açıp içeri girdiğinizde masalarındaki bilgisayarlarda oyun oynadıklarını görüyorsunuz, yine aynı şekilde bayan yönetici ve memurlar ise masalarındaki bilgisayarlarda oynadıkları gibi, birde el işi yün çorap veya kazak örerler. Allah aşkına bunların hiç mi işleri yok. Ama nereye gitseniz personel azlığından dert yanarlar. Hangisi doğru, kim bu çelişkiler yumağından ne anlar. Evet Sayın AÇIKALIN’ın deyimiyle Hakkari’de bu tür bir sohbetle karşımıza çıkmasına vesile olan Hakkari Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanı Sayın Kemal SEYİTOĞLU’na ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Aytaç AÇIKALIN Prof. Dr. (unvan’ın sonda olmasının vardır bir kerameti)’a ve uzman Bengisu hanıma teşekkürler. Onlarla bir süre hayatı paylaştık. 08.04.2007 Bedri ÇALLI bedricalli@mynet.com bedricalli@hotmail.com
Bu yazı toplam 8591 defa okunmuştur