İbrahim Genç

Politik bir yaşam: Harold Pinter -II-

23 Aralık 2009 Çarşamba 22:44

Harold Pinter, edebiyat alanında üretkenliğinin ve yenilikçiliğinin yanı sıra özellikle 1970’lerden itibaren insan haklarıyla ilgili yaptığı çalışmalarla da adını duyurmuştur. Çocukluğunda savaşın her yeri kasıp kavuran günlerinde bu yönde duyarlılığı arttığı söylenebilir. Pinter, gerek yazılarında gerekse konuşmaların daima savaş karşıtı bir tutum geliştirmiştir. Aydının toplumun vicdanı olması gerektiği gerçekliğiyle Pinter, devletin bir baskı aracı olarak toplumun üzerinde denetim kurmasına karşı çıkmıştır. Mücadelesinin eksenini halkların kardeşliği üzerine kuran Pinter; militarizme, işkenceye karşı yapılan çalışmaların içinde bulunmuştur.

Türkiye’de askeri baskının halklar üzerinde büyük baskı yaratıp, 1980 darbesiyle bunu en yüksek dereceye çıkarmasından sonra 1985’te Harold Pinter, arkadaşı Arthur Miller ile Uluslar arası PEN ile baskı altındaki aydınlara destek için Türkiye’ye gelir. Bu destek “Türk hapishanelerindeki politik tutuklulara ve Kürt halkına tüm desteğimi iletiyorum. Kendimi her zaman onlara yakın hissettim.” ifadeleriyle Pinter’in sözlerine yansıyor. Türkiye’de bulunduğu süre zarfında işkenceye uğramış insanlarla bizzat tanışan Pinter, işkencenin birey psikolojisinin üzerindeki etkilerini yazacağı oyunlarla gösterecektir.

Birçok defa Diyarbakır’a giden Pinter, Kürt halkının acılarına da daima tercüman olmaya çalışmıştır. Dünya ülkelerinin Kürtler üzerindeki baskıları görmeme çabasına anlam veremeyen Pinter, “Çok sayıda Kürt köyü yerle bir edildi ve yaşayanlar da sürgün edildi. Binlerce insan işkenceden geçti ve öldü.” tespitini yaptıktan sonra ülkeler arası çıkar hesaplarından dolayı bunların görmezden gelindiğini “Türkiye’deki Kürt halkı üzerindeki müthiş baskılar, İngiliz basını tarafından işlenmedi ve gerçekten de İngiliz hükümeti düzeyinde de görmezden gelindi.”  sözleriyle ifade eder. Pinter buna karşın Kürt halkını kastederek “Kürtler ulusal haklarına kavuşmak zorundadır. Ama biz onlara her şeye rağmen yine de  yardım etmeliyiz.” diyerek Kürt halkının mücadelesine destek sunmaktadır. Özellikle Türkiye ziyaretinden sonra Pinter, Bir Tek Daha ve Dağ Dili adlı oyunları yazarak Türkiye’deki baskıları dile getirmek istemiştir. Bu anlamda Dağ Dili, Kürt dilinin üzerindeki baskıları yansıtması bakımından çok önemlidir.

1997’de bir yazısında “Bana göre Kürtler; cesaretleri, ulusal direnişleri, baskı ve sömürgeciliği kabul etmeyen, terörizme teslim olmayan mücadele anlayışları ve güçlü değer yargıları ile olağanüstü bir millettir.”  diyerek  Kürt halkına yönelik fikirlerini ifade ederken başka bir yazısında Britanya ve ABD politikalarını tiksinti verici olarak gördüğünü söyler ve “pek tabi ki, Türkiye onların NATO’da müttefikidir. Bu ülkede yaşayanlar olarak adalet, Kürt halkı ve bütün politik tutuklular için mücadelemizi durdurmamalıyız.” şeklinde devam eder.

1999’daki Kosova bombardımanına, 2001 Afganistan işgaline ve 2003 Irak işgaline karşı çıkan Pinter, 2003’te savaş karşıtı şiirlerinden oluşan derlemelerini yayımladı. Özellikle Irak’a karşı girişilen mücadeleyi eleştiren bu şiir derlemesi ile Wilfred Oven Şiir Ödülü’ne değer bulundu. Aynı zamanda Pinter, gerek üretken sanat hayatı ve yazdığı değerli eserlerden dolayı gerekse insan hakları konusundaki duyarlılığından dolayı 2005 Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. Burada da ABD Başkanı Bush’u ve İngiltere Başbakanı Tony Blair’i kınayan Pinter, 24 Aralık 2008’te uzun zamandan beri mücadele ettiği gırtlak kanserinden 78 yaşında hayata gözlerini yumar.

Bu yazı toplam 5391 defa okunmuştur