Özgür Amed

Polisin Karınca Hassasiyeti

09 Nisan 2012 Pazartesi 19:52

Ön uyarı olarak, yanınıza mendil alın derim. Çok acıklı bir hikâyenin, yürek burkan bir kahramanlığın ve sevginin yeniden inşasının en tematik politizasyon harikulasinde aşk û meşk eyleyen bir davranışın haberini okuyacaksınız. Şöyle gelişmiş olaylar:

“BDP Amara Yürüyüşü için, Batman'dan uzun araç konvoyu ile Urfa'ya gitmek ister. Batman Diyarbakır yolu üzerinde polis tarafından durdurulan BDP'liler ile polis arasında küçük çaplı tartışmalar yaşandı. Batman Köprüsü girişinde durdurulan BDP'liler için hazır bulunan Çevik Kuvvet polisleri araçlarından inen BDP'liler için teyakkuza geçti. Olay yerinde bulunan karınca yuvasını gören Çevik Kuvvet polisleri karıncaların ezilmemesi için kolları sıvadı. Polisler, yanlarında getirdikleri güvenlik şeridi ile karınca yuvasının etrafını çevirdi.4 Çevik Kuvvet polisi karınca yuvasının etrafını korurken, diğer arkadaşları ise BDP'lilere karşı teyakkuzda bulundu.”

Gelde saç baş yolma. Kendini o Batman çayının sularına bırakma.

Hazır polis haftasında iken, preze hayat yaşamanın zevkidir bu olsa olsa. İnsana zerre değer vermeyenlerin, O yolculuğa çıkmak isteyenlerin tamamen öcü görüldüğü bir ortamda karınca hassasiyeti ne de böyle cici bir hareket. Ne de böyle albenili, kubistik bir çalışma.

Aha görüyoruz “Polis sizin dostunuzdur arkadaşınızdır” diyor bilboardlar. Resmen eriyecek o demir parçaları. Daha önce üzerlerinde bu kadar samimiyetsiz bir reklam görmedikleri için.

Çok uzağa gitmeden, Newroz arifesinde gerçekleşenler akılda hepsi. Her gün olan biten, sokak aralarında tomalardan edilen küfürler. Yok yere sıkılan acımasız sular. Alınan keyifler.

Şiddet oranın artışı ile polisin sevgi kılıfına bürünüşü arasında İsviçreli bilim adamlarını bile şaşırtacak derecede paralellik var. Yalansa söleyin…

Sizin dostunuz, canınız ve güvenliğiniz diyerek dışarıda insan bırakmadınız. Kalan 3-5i de gazdan telef olacak, solunum sistemi isyanda. Sanmıyorum ki o etrafa serilen şeritten mutlu olduklarını. Bir zahmet rahat bırakın, biz yanmışız onlar bari rahat etsin…

***

Brunei Darussalam adını sanırım ilk defa duydum.

Toparlak, dönen dünya haritamız oldu da biz mi bilmedik? Bilirdik elbet, lakin açtık. Sattık haritaları… Ayın yedisinde gündeme düştü bu ad. Tabi devamı şöyle: “Sultan Haji Hassanal Bolkiah Mu'izzaddin Waddaula”…

Kaç isim tamlamasından oluşan bir ad sayamadım. Galiba ailesinin tüm isimlerinin toplamı ile dolaşıyor. Doğrusu yazığım geldi biraz…

Sonra Brunei’yi az araştırdım. Gugıl senin wikipedya benim. Gördüm, êle uzak êle uzak ki.

Borneo adasında ve tek komşusu Malezya olan, minicik bir yer. Nüfüsü 380 bin kadar.

Bu uzun isimli abê(bu şekilde seslenmek daha kısa) de dünyanın en zengin 2.kralı imiş.

Ve kendisi Cumhurbaşkanının özel davetlisi olarak Türkiye’ye gelmiş. Hem de altın kaplamalı uçağı ile. Tabi o uçağı ile hava alanına inerken, ulusal basının magazin hezeyanlı makineleri de peşinden koşarken; yurdun doğu kesiminde yer yer gazlı havalar, hapishanelerinde sağanak açlık grevi ve herhangi bir yerde de birileri haksızlık, adaletsizliğe uğramaya devam ediyordu; değişmez bir kural olarak.

Özel bir davet, iştirak vs. işleri. Tamam bunlar traş kısmı. Gül onunla ne konuştu, ne istedi orasını bilmiyoruz. Ama insana çok koyuyor. Zoruma gidiyor anlisen?

Çünkü sayın Gül, tüm sınıfsal çatışma pratiklerine uyar cinsten gösteriyor ki paran varsa cansın, ciğersin. Dünyanın neresinde olursan ol kapılar açık sana. Yüz binlerce kilometre uzaklığın hiçbir sakıncası yok.

Ama işte, burnunun dibinde Sakina Ana, Berfo Ana, Cemile Ana yada Roboskî’den bir ananın hiçbir değeri olamaz ona. Görüşemez malikanesinde.

Düşünün ki Roboskî’ye bile gitmedi Cumhurbaşkanı. Çünkü çok uzak. Onları davet bile etmedi.

Ve altın kaplamalı bişileri yok. “Her şeyin fiyatının bilindiği ama değerinin bilinmediğini” zamanların testidir de bu.

Devlet erkânı Amede gelmez, Colemêrg’e veyahut Şirnêx, Wan’a gitmez. Gelenleri de kabul etmez. Bir geliş varsa oda yüksek dağ tepelerinde askere moral olabilir. Başka ne ola ki?

Kaç yanmış, kül olmuş vicdan yan yana gelse bir Brunei sultanının uçağının yere değen sesine bedel olur ki?

Bu yazı toplam 9514 defa okunmuştur
15:03
 // umut
Supersin.sen yazmaya devam ettigin surece bizde okumaya devam edecez....
14 Nisan 2012 Cumartesi 15:03
22:49
 // kurdi
Ellerine yuregine saglik var olan devletin gercekligini mizahi bir dile yorumlamissin....
12 Nisan 2012 Perşembe 22:49
17:35
 // urfali
Aynen oyle kurt halkinin bi karica kadar
Degeri yok turk devletinin yaninda
Degeri olsaydi roboski aydinlatilirdi
Bu yazi bazilarinin zoruna gitmis
Dogrular her zaman dogrudur...
10 Nisan 2012 Salı 17:35