Ümit Yazıcıoğlu

PKK ve MİT Görüşmeleri

15 Eylül 2011 Perşembe 13:39

a) Tarihi Gelişmeler

Devletin Kürt sorununa yanlış yaklaşımının bir ürünü olarak 1978 yılında PKK kuruldu. Şimdi ise hem siyasi hem de silahlı kadrolarıyla PKK ülkenin her yerinde var. İran, Irak, Suriye ve Avrupa'da var. Dolayısıyla Kürd sorunu salt sınır ötesi operasyonla, en önemlisi de PKK'yi gerekçe gösterip, Iraklı Kürtlerle savaşarak çözülmez.

Sınır ötesi operasyonun bir çözüm olmadığını Türkiye'deki sağduyu sahibi herkes biliyor. Dolayısıyla eski MlT Müsteşarı Sayın Emre Taner, 20 Ekim 2005 tarihinde Selahattin kentinde KDP lideri BaşkanMesut Barzani ile gizlice buluştu. Bu gizli ziyaret Başkan Mesut Barzani'nin ABD ve Avrupa'ya gerçekleştirdiği gezi öncesinde yapıldı. Büyük bir gizlilik içinde Kürdistan'ın Selahattin kentine Emre Taner başkanlığındaki MİT heyeti gitti ve orda Başkan Barzani ile bir araya geldi. Müsteşar Emre Taner başkanlığındaki üç kişilik heyetin, Federal Kürdistan'tandan ayrılırken son sözleri, "Amerikan Başkanı George Bush'a da görüşmemizin içeriğini iletin" oldu.  Bahsini ettiğim bu görüşmeden dört gün sonra Başkan Barzani, Amerika'ya gitti. Sayın Bush kendisini 'Sayın Başkan' hitabıyla karşıladı. Başkan Barzani'nin ABD'de "Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başkanı" olarak karşılanacağını AKP Hükümeti biliyordu.

Bu gelişmelerin yanında Sayın Emre Taner, Sayın Şenkal Atasagun'un yardımcısı olduğu dönemde de Sayın Abdullah Öcalan'la görüşmüştü. Görüşmeyi ilk kez 6 Aralık 2005 günkü Hürriyet'teki köşesinden duyuran Ertuğrul Özköko günkü makalesinde MİT'in talebini şöyle dile getirdi: "Apo'yla TSK değil biz muhatap olalım".

Dolayısıyla devlet yetkililerinin İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile görüştüğünün ortaya çıkması üzerine Başbakan Erdoğan bir açıklama yaptı.‘’Bunun normal olduğunu, daha önceki hükümetler döneminde de Öcalan ve PKK ile görüşüldüğünü’’ kamuoyuyla paylaştı.

Daha sonra MİT Müsteşarı Emre Taner, 5 Ocak 2007 günü önemli bir açıklama yaptı. "Türkiye'nin uluslar arası sistemin bir parçası olarak, başroldeki devletlerle birlikte davranması gerektiğini, aksi taktirde ulus devletin yıkılacağını"vurguladı. 

Bu gelişmelerin ardından MlT eski Müsteşarı Sönmez Köksal, 9 Ocak günü NTV'de Can Dündar'ın programına çıkıp şöyle konuştu: "Artık kırmızı çizgi falan yok. Ortada bir gerçek var. Bu gerçeğe nasıl yaklaşılacak, şimdi onun hesabının iyi yapılması lazım," belirlemesinde bulundu. Bu gelişmelerden de anlaşıldığı gibi PKK ve MİT Görüşmeleri Ekim 2005 tarihinden itibaren Ecnebilerinin koordinat lığıve garantörlüğü sayesinde yapılmaya başlanmıştır.

b) Oslo istişareleri

Bilakis internet vasıtasıyla dünden beri dinlediğimiz MİT- PKK görüşmeleri olduğu iddiasıyla sızan ses kasetleri, 2009 yılının sonaylarında veya 2010 yılının başında, Reşadiye baskınından sonra ve ikili görüşmelerde kesintiye sebep olan “Habur’dan ülkeye giriş” (11 Ekim 2009) olayı sonrası yapılan MİT ile PKK arasındaki müzakerelerin 5’inci turu olduğunu anlıyoruz. MİT ile PKK’nin hükümetin ‘Kürt Politikasını masaya yatırdığı ortaya çıkan ses kaydında en dikkat çekici nokta, müzakereleri koordine edenin bir ecnebi oluşu. Görüşmeleri PKK adına örgütün “Avrupa kanadından” Sayın Sabri Ok, Sayın Zübeyir Aydar ve KCK Yürütme Konseyi üyesi Sayın Mustafa Karasu temsil ediyor. Türkiye’yi temsilen ise MİT’in iki numaralı ismi ve dönemin Müsteşar Yardımcısı Sayın Afet Güneş başkanlığında bir heyet var. Bu yıl MİT’ten emekli olan Sayın Güneş, hem Kürt meselesi uzmanı hem de 2008’den beri Müsteşar Emre Taner’le birlikte açılım ve İmralı sürecini götüren isim.

Pekâlâ, bu yeni süreçte Sayın Sabri Ok ve Sayın Muzaffer Ayata hangi rolü oynuyorlar?

Bu soruya cevap vermek bu an için çok erken.  Fakat belirtmekte yarar var: Devletin bir kanadı, geçmişteki tecrübe ve deneyimlerden yola çıkarak 2000'li yılların başında tahliye olan bu iki PKK yöneticisinin ideal arabulucular olduğunu düşündü, ne var ki rakip bir kanat onlar üzerlerinde öyle bir baskı uyguladı ki her ikisi de Ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar.  Sayın Ayata şu an Almanya'da. Bir süre onunla birlikte Avrupa'da kalan Sayın Ok'unsa halen Kandil'de olduğu anlatılıyor. Sayın Ok aynı zamanda Diyarbakır’daki KCK Davası'nın bir numaralı sanığı.

c) Bunu kim internete sızdırabilir?

Öncelikle bu kayıt benim için sürpriz değil. Çünkü kulislerde, böyle kayıtların varlığı 2 yıldır sıklıkla bu işi bilenlerce konuşuluyordu. Zira örgütle ve örgütün yönetici kadroları ile görüşmelerin yapıldığı asla bir sır değildir.

Bu ses kaydından hükümetin de haberi vardır. Kaydın internette yayınlanmasında Hükümete dönük ciddi bir komplo olduğunu düşünmüyorum. Bunu kim internete sızdırabilir? sorusuna cevap aramak pekte zor değil. Bilakis bu ses Kaydı PKK'de vardır, Aynı Kayıt MİT ekibinde ve koordineyi organize eden Ecnebide de vardır.  Ayrıca hiç ummadığımız kişiler veya kurumlar tarafından konuşmanın gerçekleştiği yer uzaktan dinlemeye alınmış olabilir. Çünkü Avrupa’da önemli buluşma yerleri olan Oteller ve on kişilik olan Konferans salonları eseriyle dinleniyorlar, bu durum Oslo’daki Misafirhaneler yani Oteller için de geçerlidir. Diğer taraftan MİT ve PKK içerisine sızmış olan ajanlar vasıtasıyla başka ülkelerin istihbarat birimlerinin eline bu ses kaydı geçmiş olabilir. Dolaysıyla bu ses bandında İsrail’in parmağını aramak bir komplo teorisidir. Komplo teorileriyle meseleye bakmamak gerekir.

Dr. Hakan Fidan, Sayın Öcalan ile görüşmelere ilişkin eleştirilere verdiği bir cevapta "12 yıldır Sayın Öcalan'la çeşitli düzeylerde görüşülüyor. Ancak bu görüşmelerin tek birinde bile güvenlik sorununun dışına çıkılmamıştır. PKK'nin tasfiyesi esas alınmıştır" diyor. İşte bu açık ifadeye PKK temsilcileri yanıt vermede her ne hikmetse zayıf kalıyorlar.

Oslo Görüşmelerinin Tam Metni

Bu yazı toplam 16586 defa okunmuştur
02 MİT Müsteşarı Hakan Fidan
 // Cem Eşrefoğlu
Başbakan Erdoğan’ın İsrail’le ilişkilerindeki gerginlik MOSSAD’ı harekete geçirmiş olabilir mi? Büyük politikalara bakıldığında, dünya tarihi incelendiğinde, pek sonuç getirmeyecek bir sızdırma bu. Yani bu kayıttan bir “Başbakan’ın istifası” sonucu çıkmaz. Denebilir ki; MOSSAD gücünü mü göstermek istiyor? Bu ihtimal pek akla yatkın değil. Çocuk oyuncağı, bilek güreşi değil bu, sonuç alınamayacak adımlar atmazlar.
Bu sızdırma daha çok iç politikaya yönelik görünüyor. Bu ihtimal ağırlık kazanıyor. Çünkü şurası çok açık ki; sızdırılan ses kaydında konuşulanların içeriği en çok Başbakan Erdoğan’ı sıkıştıracaktır....
17 Eylül 2011 Cumartesi 23:26
01 MİT Müsteşarı Hakan Fidan
 // Cem Eşrefoğlu
Neden bugünün MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın katıldığı görüşme sızdırıldı? Halbuki daha önce de yapılıyor bu görüşmeler...
Hakan Fidan’ın PKK yöneticilerine “Ben Başbakan’ın özel temsilcisiyim, onun adına geliyorum” dediği görüşme bu. Anlaşılan o ki; bilinçli seçilmiş bir sızdırma bu. Hedefte Başbakan Erdoğan, müsteşarı Fidan var.
CIA gibi istihbarat örgütleri bu ses kaydını sızdırmış olabilir mi? ABD çok yakın bir zamanda askerlerini Kuzey Irak’tan çekiyor. Bu nedenle Türk ordusunu Kuzey Irak’a bir “koruma kalkanı” şeklinde sokmak istemesi ihtimal dahilindedir. Bunu engelleyecek bir çalışma içine girer mi?...
17 Eylül 2011 Cumartesi 23:24
Başbaknadan dipnotlar
 // Dilaver Cem
Habur anlayışının geride kaldığını belirten Erdoğan, MİT ve PKK arasında yapıldığı iddia edilen görüşmelere ilişkin. Malum çevrelerin geçmişte de Hakan Bey'i hedef aldığı biliniyor. Sızma nasıl olmuş onu araştırıyoruz. Ama hatası da olsa Hakan Bey'i böyle nedenlerle harcamayız. Biz kolay kolay adam yemeyiz. Bu sızdıranların içlerindeki art niyeti ortaya koydu. Bu kimseye bir şey kazandırmaz. Habur anlayışı bitti. Devlet karar verdiğini uygular. Bölücü terör örgütü ve siyasi uzantıları geçmişte olduğu gibi bizden iyi niyet ve anlayış beklemesinler. Genelkurmay Başkanım, Kuvvet Komutanlarıyla birlikte bölgede incelemelerini tamamladı....
16 Eylül 2011 Cuma 10:29