Ümit Yazıcıoğlu

PKK, En Büyük Kürt İsyanı

03 Ekim 2010 Pazar 13:27

Sayın Abdullah Öcalan’ın yakalanıp Türkiye’ye getirildikten sonra, zamanın üst düzey bir MİT mensubu  5 mart 1999 tarihinde gazeteci Hasan Cemal’le yapmış olduğu bir sohbette,  PKK yi kastederek “Bu en Büyük Kürt İsyanıdır” belirlemesinde bulunuyor.  Ve şişeden çıkmış olan Kürt milliyetciliğinin etkili hale gelmesi nasıl önlenebilir sorusuna cevap aramaya çalışıyordu. Aslında bu soruyu Sayın Hasan Cemal‘e yönelten MİT yetkilisi, Kürt sorununun çözümünün zaruriyetini o gün çok iyi biliyor. Kürtlerin sorununun, ulus sorunundan ziyade bir var olma sorunu, Kürt halkının vermiş olduğu mücadelenin var olma, varlığını sürdürme mücadelesi olduğunun bilincinde.

Fakat o günkü siyasi otorite, MİT´in belirlediği önemli olan görüşleri sorunun çözümü için siyasi olarak uygulamıyordu. Ateşin üzerine ulusalcı Benzinle gidiyordu. Dolayısıyla istihbaratın çözüm önerileri o gün için çekmecelerde kaldı. O günün ikidarları tüm enerjilerini PKK ‘örgüt’üne ve bu ‘örgüt’ün tasfiyesine odakladılar. Bu odaklama gereksiz bir vakit kaybına yol açtı. Dolayısıyla sorunun çözümünü istemeyen zihniyetten yola çıkan politika sürekli patinaj yapatı, halklarımız kardeşce yaşayaçaklarına, hergün oluk oluk kan aktı.

MİT o zaman da çok iyi biliyordu, eğer PKK konusu bir‘örgüt’le baş etmek konusu olsaydı mesele çoktan hallolurdu, çünkü MİT PKK‘den daha güçlü olan örgütleri  sıfırlaştırmış bir kurumdur. Bu konuda örnek çok, isim belirtmeye gerek duymuyorum.

PKK konusu bir ‘örgüt’le başetmek konusu olmadığı için, PKK konusunun Kürt Halkının en örgütlü siyasi, diplomatik , silahlı ve özgüçten kaynaklan bir isyan olduğunu MİT 1984‘ten itibaren kavramış durumdaydı.

Hernekadar MİT PKK nin en üst kademelerine kadar elaman sokmuşsa da, PKK‘yi sıfırlaştırma veya etikisizleştirme şansına sahip olamamıştır, çünkü PKK özgüce dayanarak hareket etmiştir ve hertürlü gücünü Kürt halkından almıştı. Dolayısıyla PKK hareketini cumhuriyettin kuruluşundan sonra gerçekleşen „En büyük dördüncü Kürt İsyanı“ olarak değerlendirmek doğrudur. Bu doğruyu söylerken belirtmekte yarar duyuyorum. Kürtlerin sorunu ulus sorunu değildir, varlık sorunudur. Verdikleri savaş da varolma ve varlığını sürdürme, özgürlük ve demokrasi savaşı olarak değerlendirilmelidir.  

Ülkemizi Ergenekon belasından kurtaran hükümet, 5 Mart 1999 tarihinde MİT yetkilisinin „PKK En Büyük Kürt İsyanı“ belirlemesini çiddiye alarak, Kürt sorununu demokratik yollarla anayasada ve yasalarda yapılması gereken bazı değişikliklerle çözmek istiyor. Silahların konuştuğu yerde, diplomasi ve diyalog yoktur. Eğer 1999‘daki iktidar o gün MİT‘in belirlemelerini önemseseydi, en geç 2004‘te Kürt meselesi demokrasiyle çözülecek ve akan kan durmuş olacaktı. Ama o zaman bunu yapmadılar, binlerce insanımızın kanına mal oldu.

Şimdi ise Hükümet bu problemi çözmekte kararlı görünüyor. Erdoğan hükümetinin kararlığını gören PKK de ateşkes kararını uzattığını belirtti. Basın toplantısında, PKK adına görüş belirten Karayılan, “Karşılıklı güvenin gelişmesi ve sürecin netlik kazanarak kalıcı bir barışa dönüşmesi için, bu sürecin süresiz bir ateşkes olarak uygulanması tarafımızdan arzulanmıştır. Ancak AKP hükümetinin son iki hafta içinde gerçekleştirdiği güvenlik zirvesiyle birlikte hareketimizin tasfiyesine dönük başta ABD ve Irak olmak üzere çeşitli güçlerle yürüttüğü diplomatik faaliyetler ve yenilemekte olduğu sınırötesi operasyon tezkeresi karşı tarafın samimiyetine ilişkin bizlerde ciddi kaygılar yaratmıştır” dedi.

Açık açık ortada karşılıklı olarak, anlaşılabilir bir ‘güven eksikliği’ bulunduğu apaçık ortada. Bu güven eksikliği giderilmelidir. Dolayısıyla şu anda yapılanlar Kürt sorununu çözmek olmalıdır. Kürt sorununu oyalamak olmamalıdır.  Bu bağlamda her iki taraf da tetiklerden elini çekmeli, savaş galibiyeti beklememelidir. Şavaşların galibi olmaz. Yeni bir Anayasa ile Kürt ve Türk halkının kardeşliği için yeni bir dönem açılmalıdır.

Not:

Rahatsızlığım nedeniyle uzun zamandır yazamıyordum. Bel fıtığına dücar olmuştum. Yahudi kökenli doktorlar sayesinde Yezdanın şifasıyla düzeldim. Bana e-mail göndererek şifa dileğnde bulunan, hastahaneye ziyaretime gelen herkese teşekkür ederim.

Bu yazı toplam 12683 defa okunmuştur
Haklisin
 // Kerim Kanmaz
Hocam, ilk önce en derin saygilarimla ellerinden öperim, meseleyi cok güzel bir sekilde dile getirmissin....
21 Ekim 2010 Perşembe 17:47
Türkiye’nin Kürt politikası
 // Berfin TÜRK
Üstadım, Türkiye’nin Kürt politikasının siyasi hedefleri belirlenmeden Avrupa’dan ya da Kürt aydınlarından destek istemesi sonucu değiştirmez. Önce Türkiye yol haritasını ortaya koymalı, Kürt aydınları konferansı da bu konuyu değerlendirir....
06 Ekim 2010 Çarşamba 19:48
PKK ve Kürtler
 // Hasan DERMAN
Hocam, Hükümetin, PKK’nın bölünmesi ya da İmralı’nın gücünü yitirmesi gibi tezlere dayanarak, politika belirlenmesi bir işe yaramaz. Türkiye’nin PKK’dan bağımsız olarak bir Kürt politikası oluşturması ve bu politikanın uygulanabilmesi için de yol haritası belirlemesi gerekir. Önüne 3 yıllık, 5 yıllık hedefler koymalı....
06 Ekim 2010 Çarşamba 19:46