Ümit Yazıcıoğlu

Paris'te yapılan alçakça katliam

14 Ocak 2013 Pazartesi 13:08

Kürt halkının direniş yüreği, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez alçakça Pariste katledildi. Kurdistan Halkı’nın başı soğ olsun.  

Bu Katliamin ardından Hüseyin Çelik'in „suikastın bir iç infaz“ olduğunu açıklaması talihsizliktir, yanlış bir acıklamadir.  Zira Hüseyin Çelik'in açıklamada kullandıgı ifadenin "şeytani vesveselerden“ kaynaklandığını görmemiz gerekiyor. Bu yersiz açıklamayı yapan birinin AK-Parti’nin sözcüsü olması eminim ki ona oy verenler için de bir zuldür.

Bu siyasi suikastla ilgili çok şey söylendi; söyleniyor, söylenecek.

Olayın olduğu yeri, Fransız istihbaratının sürekli gözetim altında tutuğu biliniyor. Yorum yapmak kolay ama buan  için gerçegi anlatmak yada algılamak zordur.  Paris'teki suikast sıradan bir olay olarak geçiştirilemez. Hadisenin, yargısız bir infaz olduğu bellidir. Hangi gerekçeyle bu infaz yapıldı bunun ortaya çıkması gerekiyor. Bu tür cinayetlerde  çeşitli istihbarat birimlerine çalışanların her zaman en rahat eylem alanlarından biri Paris olmuştur. Kim yapmış olursa olsun, işin içine farklı istihbarat örgütleri  karışmış olabilir.  

Bana göre, Fransa tetikçileri biliyor ama bağlantılarını tespit etmek için şimdilik açıklama yapmıyor. 

Okuyucularımın Soruları var cevap bekliyor:

„Sakine Almanya'dan Fransa'ya geldiğinde örgüt ona  koruma verdimi?   Öldürüldüğü, 'Kürdistan Enformasyon Bürosu'na girdiğinde  Sakinenin korumaları varmiydi? Kürdistan Enformasyon Bürosu kapısı sonuna kadar herkese açık bir yermi? Kürdistan Enformasyon Bürosuna gelen-gidenin kim-kimler olduğu bilinmiyormu? Olay günü oraya kimler gelip-gitti? Kürdistan Enformasyon Bürosu'nun güvenlik sistemi yok mu? Kapı anahtarlı mı yoksa şifreli midir? Her iki durumda da, dışardan (geldiği ileri sürülenler) anahtar yada şifreye nasıl sahip olabiliyorlar? Acaba Sakine Cansız, son günlerde oralarda kimlerle görüldü? Ve bunların konumları nedir?  O gün Büro’nun programında neler vardı? Ziyaretçi yada beklenen birileri varmıydı?  Tesadüfde olsa kapı , çalınmadan yada telefon edilmeden habersiz, bir şekilde herhangi bir kişi içeri girebiliyor mu? Orda çalışan bir görevlinin, tanımadığı birilerine kapıyı açma hak’kı var mı?  Sakine Cansız,  O gün neden oradaydı? Saatler sonra Büro’nun kapısını kırıp iceri girenler, orada kimlerin olduğundan haberdarmıydılar? “ Bu sorulara Fransa devleti cevap vemeli ve bu cinayeti en kısa zamanda aydınlatmalıdır.

Suikastın aydınlanmasını beklemeden bir yorumun içerisine girmek yanlıştır. Suikastın arkasındaki güçleri ve niyetlerini anlamak için bazı sonuçlara verilere ulaşmak yani  cinayetin aydınlanmasını beklemek lazım.

Paris'teki suikastla, İmralı görüşmeleri sabote edildigi gibi, olayın doğrudan Öcalan’ı hedeflediğini düşünüyorum. Kürt meselesinin çözümü yolunda büyük bir ümit doğmuşken. Toplumun çoğunluğu tarafından desteklenen barış çabalarına darbe vurulmak istendi.

Cinayetle ilgili Hüseyin Çelik’in “İç İnfazdır” demesi ne kadar yanlışsa,  bazı çevrelerin zanlı “devlettir” demesi de o kadar yanlıştır. Yüzeysel olarak baktığınızda, AK-Parti’nin hükümet ettigi bir Türkiyede, Türkiyenin Avrupa’da siyasi suikastlara girişeceği, en azından buna onay vereceği düşüncesi bana mantıklı gelmiyor.

Fransız polisi bir süre önce, PKK çevrelerine bir dizi operasyon düzenlemiş. Paris'teki suikastin arkasında yabancı ülkelerin gizli servisleri de bulunabilir. İran, Suriye ve Almanya'nın parmağı olabilir. Öte yandan “her şeyden önce suikastın arkasında Fransız gizli servisinin olduğu” iddiaediliyor. Bu iddia ciddiye alınmalıdır.  Unutmamak gerekirki, Fransa dünyanın “büyük”devletlerden biridir, içinde bizzat Fransız devleti tarafından yerleştirilmiş, fakat kontrolden çıkmış (“Susurluk” misali) küçük çeteler vardır. Ayrıca, Fransız savaş uçaklarının, Mali'nin kuzeyinde silahlı grupların kontrolündeki bölgelerde, hava saldırılarına  başlamadan önce ,  bu cinayetin Paris gibi bir yerde işlenmesi, Fransız gizli servisinin bir gündem değiştirme manevrasıda olabilir.

Cinayetle ilgili Fransız polisi bir açıklama yaptı, cinayetin Çarşamba günü 18.00 ile 19.00 saatleri arasında, Paris’in göbeği sayılan bir bölgede, işlendiğini, belirtti. Suikastın gerçekleştiği binanın birinci katına ancak şifreli bir sistemle girilebiliyormuş. Yani olay yerine, sadece bir şifreyle ve dahili telefon sistemiyle erişilebiliniyormus. Öyleyse katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez'in suikastçılarına kapıyı açmış olma ihtimalide mümkün. Konuyla ilgili olarak Liberation gazetesi, 7.65 mm'lik "otomatik silah" vurgusunu yaparken, gazeteye konuşan bir terörle mücadele uzmanının, "Kadınlar kapıyı, tanıdıkları ya da tanımadıkları (postacı gibi) biri geldiği için kendileri açmış olmalı" yorumunu yaptığını belirti. Bu durumda, eğer caddedeki kameraya Otomatik izleme sistemi takılı ise, Kürdistan Enformasyon Bürosu’na olay günü girenleri tesbitetmekde mümkündür.

Bu yazı toplam 15943 defa okunmuştur
00:37
 // Hukuk mu istihbarat mı?
Bu savası hukuk değil bilakis istihbaratlar kazanır ha bunun icine örgütün kendi istihbaratı da dahildir. Olay hukuken asla çözülemez çünkü böylesi cinayetler hem ustaca işlenir. Hem de islenisine pek cok menfaat sahıbı Uluslararasi etkinliğe sahip unsurlar dahildir. Gercek olan su ki bu ülkeye barışın gelmesini istemeyen Dis güçler var......
22 Ocak 2013 Salı 00:37
TUTARLI BİLGİ VEREMEDİ
 // Necmettin Has
Le Parisien gazetesine göre, şüphelilerin evlerinde yapılan aramada, cinayeti aydınlatacak ipucuna rastlanmadı. Le Point dergisinin internet sitesindeki habere göre şüphelilerden biri, suikasttan kısa süre öncesine kadar maktullerin yanındaydı ve onları canlı olarak gören son kişiydi. Bu kişi ifadesinde, olay günü neler yaptığını net ve tutarlı ayrıntılarla veremeyince, üzerindeki şüpheler yoğunlaştı....
21 Ocak 2013 Pazartesi 00:51
Kısa ve özet olarak şunu söylemek mümkün
 // Hüseyin SU
Cinayeti aydınlatacak asıl olgu “Zaman”dır. Zaman üzerinde yoğunlaşan ve bunu detaylandırıp birleştirebilen bir yetenek, cinayeti aydınlatabilir. Bu da mümkündür.
Bizim kanaatimiz şudur. Öcalan’ın esaretinden sonra yani 1999 itibarıyla bir liste oluşturuldu. Bu listede yer alanların yok edilmeleri hedeflenmiştir. Gerek mahkeme ve polis tutanaklarında ve gerekse basında sıkça isimlerine rastlanan bu şahısların ortak özelliği politik olarak kuramsal düşünebilen, askeri olarak kurmaylık yetenekleri olanlardan oluşmasıdır....
21 Ocak 2013 Pazartesi 00:35