İskender Kahraman

Özgürlük Ateşi ve Onun Tahtı

19 Şubat 2013 Salı 18:48

Eğer bir yerde ‘haydi çabucak öldürün bizi, bizi öldürün’ diye zulme karşı bağıran insanlar var ise işte o bağıranların karşısında duran ‘güç’ korkmalıdır!

Eğer bir yerde bir talep için insanlar ölmeyi göze alabiliyorsa, gözünü kırpmadan kendilerini ateşe atabiliyorlarsa işte orada çözüm gecikmemelidir!

Yoksa vay haline iktidarın!

Çünkü bizi öldürün diyen biri ya da birileri her şeyi göze almış demektir.

Ve kaybedeceği bir şey kalmamış demektir.

Artık ok yaydan fırlayıp hedefe kilitlenmiştir.

Onlar, kendilerinin, yani yayın değildir artık. Hedefin okları, özgürlüğün çocuklarıdır.

Unutmayın ki böyle insanlar, peşlerinden binleri sürükleme gücüne sahiptir.

Ve korkun ‘hadi bizi öldürün, özgürlüğümüz için öldürün bizi’ diyen insanlardan!

Çünkü bunların her biri Hallaç’tır, Mani’dir, Zerdüşt’tür, İbrahim’dir, Cibran’dır, Hasan Sabahtır. Apo’dur.  Ki bunlar asi ruhlardır.

Böyle insanları ölümle, baskıyla, zindanla tehdit etmeye kalkışmak da komiktir, cehalettir, barbarlıktır.

Herkes bilir, Muhammed Peygamber’in, İsa peygamber’in ne kadar haksızlığa uğradıklarını. Gandi’nin, Mandela’nın ve daha nicelerinin çok zulüm gördüğünü... 

Ama hiçbir güç onların özgürlük ateşini söndüremedi.

Hiçbir şey onları yollarından, yani hedeflerinden edemedi.

Ve sonunda bütün dünya dönüp dolaşıp bu yüce ruhların özgürlük tahtı önünde saygıyla eğildi.

Düşünün, Ermeniler, Guatemalalılar, Zapatistalar, Tamiller, Tibetliler, Vietnamlılar ve diğerleri ne kadar zulüm gördüler?

Mezopotamya’nın kadim sakinleri olan Kürtler de özgürlüklerini kaybettiklerinden beridir çok fazla haksızlığa uğradılar. Ve milyonlarca kayıp verdiler.

Gözlerinizi açıp bakın. Sadece Türkiye parçasında yüz binlerce insanın ölümüne sebep olmuş isyanlar serisinin sonuncu isyanında hala ‘bizi öldürün’ diye bağıran binlerce insan vardır.

Qazi Mihemmed’in, idam sehpasından; ‘Özgürlük hiç bir zaman yok edilmeyecektir. Siz bir Mihemed öldürüyorsunuz, ama Kürtlerin içinde yüzlerce Mihemed var...’ dediği gibi.

Binlercesi dağlarda, sokaklarda, hapislerde ‘hadi öldürün bizi. Özgürlük için başkaldırıyoruz, öldürün bizi’ diyorlar.

Bunları bastırmak için Halaç gibi derileri yüzüldü. Dışkı yedirmek gibi İnsanlık dışı şeyler dâhil her yol denendi. Her şey yapıldı. Ateşlere, zindanlara atılar. Her çeşit ölümlerden geçirildi bunlar.

Düşünün, Seyid Rıza idam edileceği sırada ipi cellâdın elinden alıp kendisi boynuna geçirip sandalyeyi tekmeledi. Gözü önünde önce oğlu idam edildi, sonra da kendisi…

60 yaşındaki evliya Şeyh Said idam edilirken korkudan eser yoktu ruhunda.

Çağın dehası Saidê Kurdi’nin kemiklerinden dahi korktular. Kemiklerini denize attılar. Şimdi ise utanmadan öğretilerini, kitaplarını değiştirip çocuklarını kandırmaya çalışıyorlar.

Qazi Mihemmed, Qasımlo, İhsan Nuri Paşa, Mela Mistefa, Mahmut Berzenci… Ve diğerleri… Binlercesi, milyonlarcası…

Fakat ölüm, korku, tehdit böyle ruhları özgürlük sevdasından vazgeçiremedi.

Çünkü özgürlük ateşiyle kuşanmış bir ruhu öldürmekle korkutmaya çalışmak komik ve beyhude bir ameldir.

Şairlerin babası Baba Tahir Hemedani’nin Kürtçe yazdığı kitabında dediği gibi;

 

‘Kesê aşiq ji canê natirsit,         Ji zindana bawerîya koletîya wê natirsit,

Dilê aşiq bûyî ji gurgê birsî,      Kî gurg, ji hey heya şivan natirsit’

 

‘Âşık olan, candan korkmaz,     Onun köleliğinin zindanından korkmaz,

Âşık gönül aç kurttan,                Ki kurt da çobanın hey hey’inden korkmaz.’


Onun için küçümsemeyin o küçük ve zayıf bedenleri.

Ve korkun bu ‘bizi özgürlük için öldürün’ diyen insanlardan!

Açın, bakın gelmiş geçmiş tüm kadim kitaplara. Tüm ahitlere. Okuyun destanları. Dinleyin tüm masalları, şarkıları…!

Özgürlüğün tahtı önünde eğilmeyen kral, firavun ya da başka biri oldu mu şimdiye kadar?

Özgürlük ateşi önünde durabilen bir güç, bir iktidar oldu mu şimdiye kadar?

Onun için korkun bu ‘özgürlük için öldürün bizi’ diyen insanlardan!

Dikkat ettiniz mi bilmem? Allah’ın kelamı olan o kitapta, yani Kur’an’da ‘her nefis ölümü tadacaktır’ diye yazılıyor. (Âl-i İmrân, 185) (كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ)

İşte, bu mutlak gerçek gibi her ‘güç’ özgürlüğün ateşiyle yanacak ve

O’nun tahtı önünde saygıyla eğilecektir!

Bu yazı toplam 13052 defa okunmuştur
gerçeğin iktizası
 // azad rıha
zulmün iktidarına başkaldırı olmadan zulüm sona ermeyecektir kürt halkı da direnerek özgür ve eşit yaşama ulaşacaktır iskender kahraman ın yazılarını bu açıdan çok önemsiyorum o yazılarına mazlumların ateşini kemallerin özgürlüğe olan açlığını zilanların fedai ruhunu yansıtıyor bu açıdan iskender kahraman ı selamlıyor ve teşekkürlerimi sunuyorum...
07 Mart 2013 Perşembe 14:13
yorum
 // hakan kosum
Yazınız birleştirii ve bütünleyici değil, ayrıştırıcı ve yangını körükleyici, artık bu vatanın her köşesi herkesindir. Eski yanlışlar düzeltiliyor ve haksızlıklar görülmeye başlanıldı. Ama bunların olmasının asıl sebebi, insanların bazılarının bölme girişimine karşı vatanı korumak refleksi ile tanımlamak mümkündür. Ancak bunu yaparken yanlışın üzerine yanlışla gidilmiştir. Artık böyle bir durum kalmamıştır. Makul ve uygulanabilir öneriler kabul edilip uygulamaya sokulmaktadır. Özgürlük ateşi, karşısında aynı duyguları paylaşan vatanı korumak ateşi ile karşı karşıya gelebilir. Onun için ırkçı söylemi bırakıp bir arada yaşamanın yolları aranmalıdır....
27 Şubat 2013 Çarşamba 12:04
yazı
 // bager
Ulusal sitelerdeki yazarların yazılarına baktığımızda hangi yazarın yorumunun altına "ya mükemmel yazı, işte yazar budur vs vs vs "cümleler kuruluyor.Artık küçük düşünmeyelim ve hemen hayranlık eğilimlerimiz başlamasın.İskender Kahraman yüksekovahaber gibi prestijli bir sitede yazı yazıyor.Yani herhalde biraz iyi yazacak.sen bir manava gittiğinde "yahu sen ne kadar güzel elma satıyorsun?" diyor musun.yazını oku geç.yazının içeriğiyle ilgili düşünceni yaz. geçmişin travmalarını bir kenara bırakalım artık.Eskiden kürt kelimesini kullanan birini göklere çıkarırdık.çünkü yasaklar,travmalar, vss.ama zaman değişti.biz de değişelim artık....
24 Şubat 2013 Pazar 22:23