Necip Çapraz

Onlar da savaşın tanıkları

21 Kasım 2009 Cumartesi 14:20

 

Bir adım da biz atıyoruz. Savaşın tanıklarını konuşturuyoruz.

Bölgemizde yıllardır süren çatışmalı ortamda gazetecilik yapan, gerginliklere tanıklık eden ve süregelen konularda yorumlarıyla tarihe ışık tutan insanlar konuşuyor. Elindeki makineyle; kurşunlara hedef olan dayak yiyen göstericiyi, üzerlerine taşlar yağan polisleri ve barışı haykıran anneleri çekenler yani “gazeteciler” konuşuyor.

Bölgede “Ateşten gömlek” olarak adlandırılan bu mesleği yapanlar tanık oldukları acıların hürmetine barışı daha çok isteyenlerdir.

Ulusal medyayı çektikleri fotoğraf, görüntü ve yazdıkları olayların metinleri ile besleyen yerel emekçi gazeteciler geçmişten bu yana bu işin cefasını bu kirli savaşın acısını en çok yaşayan insanlar olarak konuşacaklar.

Gerginlik anlarında kafalarında makinler parçalandı, güvenlik güçlerinin hakaretine, darbına maruz kaldılar. Geleneksel yapıdan kaynaklanan sorunları eleştirdiklerinde veya ortaya çıkardıklarında ağa, şeyh, siyaset baronları ve derin güçlerin hışmına uğradılar.

Kimi tanık olduklarını yazdı, kimi fotoğraflarla derdini meramını anlattı.

Katline o kadar çok kast eden vardı ki, zaman zaman can güvenliği tehlikeye girdi. Ama inadına tarihe tanıklık etti. Barışa, kardeşliğe olan umudunu hiç terk etmedi.

Kimi ajanlıkla, kimi bölücülükle, kimi derin devlet adamı diye yaftalandı.

Bu mücadeleden dönenlerde oldu, hani derler ya “mum gibi sönenler” de oldu.

Ancak aydınlığı aramak, aydınlığı karanlığa taşımak bir sevdadır, aşktır ve her aşk cesaret ister, emek ister.

Güç dengelerinin sürekli el değiştirdiği ve bazen derinleştiği, bu kadar “silahşorun” olduğu bir ortamda doğru ve tarafsız gazetecilikte ısrar önemlidir. Nitekim medya patronlarının tekelindeki ulusal medyada savaş çığırtkanlığı yapıp halkı kamplaştıran gazeteci ve yazarlar zaman zaman yaftaladıkları gazeteciler için adeta ölüm ilanları yayınladı.

Aydınlık için çalışanlar olduğu kadar derin gölgelere hizmet edenler de vardır.

İşte yaşanan bu karışık süreci en iyi bilenlerin onlar yani gazeteciler olduğuna inanıyorum. Çünkü onlar bu sürecin hem mağduru hem sanığı hem de tanığı oldu.

Bizler Yüksekova Haber Gazetesi olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan meslektaşlarımızın duygularını kamuoyuna yansıtmak istedik. Doğu, güneydoğu, kuzeydoğu nerde olursa olsun “Doğu'da Gazeteciler Açılımı Konuşuyor” başlığı altında konuşmak isteyen meslektaşlarımızın duygularını kamuoyuna bir yazı dizisi olarak yansıtacak bir proje hazırladık ve sizinle paylaşmaya karar verdik.

Türkiye’nin en büyük sorunu olan “Kürt Sorunu’nun Çözümü”, “Barış Süreci”, “Demokratik Açılım”, “Milli Birlik Projesi” adı ne olursa olsun bu sorunun en kritik noktalarını, getirilerini ve götürülerini onlara sorduk. Onlar da “ Haydi haydi tam zamanı şimdi” dercesine yine kalemlerine, haberlerine ve yüreklerine sarıldı.

Danıştığımız tüm gazetecilerin verdiği en önemli mesaj “Analar ağlamasın, gözyaşları dinsin kan akmasın, barış ve huzur olsun” mesajıdır. Çünkü acılara tanık olanlar aynı zamanda acıları yaşayanlardır.

Beğenerek okuyacağınızı düşündüğümüz bu yazı dizisi başlıyor.

 

Bu yazı toplam 5609 defa okunmuştur
sorunun adı
 // hakko
sorunun kaynağı adında gizli....
22 Kasım 2009 Pazar 09:50