İbrahim Genç

Onlar da insan...

03 Aralık 2009 Perşembe 22:02

Dünya genelinde 3 Aralık’ın Dünya Engelliler Günü olmasının yanında ülkemizde de her yıl 10-16 Mayıs arası Engelliler Haftası olarak kabul edilmiştir.Bu sebeple de birçok resmi veya sivil kurumda birtakım etkinler yapılmaya ve pratiği genelde olmayan teorik sunumlar yapılmaya başlandı;fakat bu duyarlılık histerisi genellikle birkaç güne hapsedildiği için engelli yurttaşların hayatına yansıyacak çözümler gündemleşemiyor ve pratik bir yarar da sağlayamıyor.Halbuki istatistiksel olarak baktığımızda dünya genelinde 600 milyon engelli insanın olması hiç de küçümsenmeyecek bir rakam.Daha berilere baktığımızda ise ülkemizde 8.5 milyon engelli yurttaşımızın olduğunu görmekteyiz.Bu da ülkemiz nüfusunun %12.29’una denk düşmektedir.İşte bu durum bize hükümet düzeyinde bu konunun ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Hal böyleyken dünya geneline baktığımızda başta BM ve Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ) olmak üzere bu konuda çok şey dile getirilmekte ve uluslararası düzenlemeler yapılmakta;ama bütün olarak baktığımızda yapılan bu düzenlemeler daha çok gelişmiş ülkelerde yaşayan engellilerin yaşantısına yansımaktadır.Halbuki BM Genel Kurulu’nda 9 Aralık 1975’te kabul edilen ‘Engelli Kişilerin Hakları Beyannamesi’ne ve DSÖ’nün ifadelerine baktığımızda nerde,nasıl ve kim olursa olsun herkes için aynı şeyler söylenmekte.Buna karşın geri kalmış ülkelerdeki engellilerin sayısı artmakta ve buna karşı çözümler çok yetersiz.Zaten DSÖ de dünyadaki engellilerin %80’inin düşük gelirli ülkelerde yaşadığını ve temel hizmetlere ulaşamadığını dile getirmektedir.

TÜRKİYE’DE ENGELLİ OLMAK…

Ülkemize baktığımızda her şeyde olduğu gibi engelliler konusunda da devlet düzeyinde etkin bir politikamızın olmadığını söyleyebiliriz. Eğer ciddi anlamda devlet anlayışında bir duyarlılık ve toplumsal anlamda engellilere karşı bir farkındalık gelişseydi bu gün hâlâ engelliler konusunda yapılan çalışmaların eksikliğinden yakınıyor olmazdık. Çünkü genel olarak baktığımızda sağlık, eğitim ve daha birçok imkana ulaşabilirlilik ve istihdam konularında engelli yurttaşların sorunları halledilebilmiş değil. Örneğin kamuda özürlü kontenjanı 47 binle ifade edilirken bunun 38 bininin boş olduğu dile getirilmekte. Bunda en önemli etkenler, devlet olarak engelli insanların yönlendirilmemesi ve istihdam etmedeki yetersizliktir.

Bu anlamda yerel belediyelerin de üzerine düşeni yaptıkları söylenemez. Özellikle şehir planlamasında engelli yurttaşların unutulduğunu görmekteyiz. Bu konuda Beykent Üniversitesi Mimarlık bölümü öğrencilerinin yaptıkları sokak deneyi bunu açığa çıkarmaktadır.Bu çalışmada bir öğrenci tekerlekli sandalyeye binerek şehirde dolaşmaya başlıyor. Ama tekerlekli sandalyedeki bu öğrenci gerek kaldırımların çok yüksek olmasından dolayı ve gerekse yolların bozuk, çukur olmasından dolayı bir engelli insanın ne kadar zorluk çektiğini tekerlekli sandalyeden sürekli kalkmak zorunda kalkmasıyla göstermektedir.Tabi çalışmada engelliler için tuvaletin olmaması, ATM’lerin çok yüksek olması gibi eksiklikler de vurgulanıyor(Radikal İKİ,02.12.’07).

Şehir planlamaları ve belediyeler derken Diyarbakır’da geçen yıllarda Dünya Engelliler Günü’nde bazı belediyelerin engellilerle ilgili birimleri ve bazı sivil toplum örgütlerince kurulan Diyarbakır Engelliler Platformu belki de diğer illere örnek olabilecek bir çalışma olabilir.Burada da amacın engelli sorunlarının tartışılması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi, engellilere yönelik ayrımcılığa karşı taraf olunması, engelli haklarına yönelik uluslararası mevzuat hakkında bilinçlendirme çalışmaları gibi uygulamalar olacağı belirtilmektedir.

Sonuç olarak bu konuda hem devlet hem de toplum nezdinde her şeyden önce bir farkındalık geliştirilmeli ve sonrasında da bir duyarlılık.Özellikle engellilere karşı nasıl davranması gerektiği yönünde bir toplum, kendini yetiştirmelidir.Devlet ise duyarlı bir toplumun istemlerini karşılayacak birimler kurmalıdır.

Bu yazı toplam 6226 defa okunmuştur
teşekkürler! amaaaaa...... 2
 // kırÇİÇEĞİ
Birde işin gerçek yüzüne bakmak lazım. 2 yıl görme özürlülere öğretmenlik yaptım. O kadar çok anlatılacak şey öğrendim ki gördüm ki gözlemledim ki anlatamam. Bir kere devletten önce ailenin çocuğunu kabullenmesi lazım. Her şehirde rehabilitasyon kurumları olması lazım. Aile diğer çocukları gibi engelli çocuklarının da eğitimle herşeyi yapabileceğini öğrenmeli önce. ve en önemlisi aile UTANMAMALI çocuğundan. Ailenin kabullenmediği ve ortaya çıkarmadığı toplumdan soyutladığı bir çocuğu ortaya çıkarmak eğitmek çok zor. İstanbul gibi bir yerde ailesinin 27 yaşındaki görme engelli erkek çocuğuna portakal rengi kadın mantosu giydirdiğini gördüm ben.Sorduğumda aman hocam o görmüyor ki nasıl olsa idi aldığım cevap :((. Duyarlılığınıza teşekkürler....
05 Aralık 2009 Cumartesi 13:56
Teşekkürler ! amaaaaa.....
 // kırÇİÇEĞİ
Ve bir de evde ailenin misafir yanına bile çıkarmadığı çocukları gördüm zorla rehabilite ettirmeleri için artık bela olmuştum başlarına. Yine de milletvekili Sayın LOKMAN AYVAZ beyin bu konuda çalışmaları ile artık belediyelerin özürlüler merkezleri ile bir çok konuda ilerleme kaydetti çalışmalar.Peki Hakkari ve Yüksekova ve diğer ilçelerinde belediyelerde kaç tane mahkum ve özürlü istihdam edilmiş bir sorabilirmiyim. Belediyelerin bu konuda çalışmaları nelerdir. MEB in bu konuda çalışmaları varmıdır okullarda. Yoksa sadece bir dernek ve dernek lokaline hapsedilmiş midir engelliler. Ya onlara hak tanımayan beyinsel engelliler onları da eğitmek gerekecek....
05 Aralık 2009 Cumartesi 13:54
teşekkür
 // NEDİM
sevgili ibrahim genc 3 aralık dünya engelliler gününü ve engellileri hatırlayan tek isim olarak size teşekkür ederim ben yüksekova bedensel engelliler dernegi 2.başkanı olarak arkadaşlarımla beraber yılardır dernegimizi ayakta tutmak ve engellilerimize sahip cıkmak adına yılardır verdigimiz mucadelede malesef hep yanlız kaldık ve bugünde yanlız kaldık ama yılmadık ve hep ayakta kaldık .kısacası bizi yine hatırlayan olmadı. üzülmüyoruz üzülmeyecegiz bu toplumda hep varolacagız.NEDİM...
04 Aralık 2009 Cuma 10:26