Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Öcalan'sız' sorular!

20 Şubat 2010 Cumartesi 01:34

Türkiye’de yaşayan Kürtler için Abdullah Öcalan halen çok önemli bir şahsiyet.

15 Şubat’ta Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı illerde kepenkler açılmadı ve her yıl olduğu gibi yine ‘intifada’ gösterileri yapıldı.

Hükümet içinde tam olarak nelerin olduğu belli olmayan ‘demokratik açılım’ dosyasını ısrarla elinden düşürmek istemiyor.

Öcalan avukatlarıyla yaptığı son görüşmesinde, “BDP’nin önceki partilerin bıraktığı milliyetçi izlenimden kurtulması gerekir. BDP yeni dönemde kendisini radikal demokratik bir Türkiye partisi olarak örgütlemelidir.”, “Her şey bitmiş değil, yani çözüm umudumuz devam ediyor. Ama burası Türkiye, ne olacağı belli olmaz. Barış gelişirse çok anlamlı olacak.”mesajlarını verdi.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ise son yaptığı açıklamasında 'Öcalan için ev hapsi' istedi.

Şuan Kürt sorunu Öcalan’ın yorumları ve çözüm önerileri ile AKP siyaseti arasında gidip geliyor, PKK ve Kürt siyasetçilerinin yüzü ise İmralı’ya dönük, adres İmralı.

Kürt sorunun çözümünde tıkanan Türkiye siyaseti çok kritik bir dönemece girerken bir zihin jimnastiği yapalım.

Biz bu ülkenin çocukları, yaşadığımız ülkenin geleceğine ilişkin sorular sorarak açık fikirlilikle ve özgürce cevaplamalıyız.

Öcalan’ın hayatı, her ne sebeple olursa olsun İmralı'da son bulursa Türkiye’de neler yaşanabileceğini hiç düşündünüz mü?

Ne olacak o zaman?

Bu tehlikenin hesaplarını yapan oldu mu hiç?

Kendisi bir görüşmesinde bu konuya dikkat çekerek, “Burada benim bir ölümüm gerçekleşirse büyük olaylar olur, kıyametler kopar!”demişti.

Bu soruyu sormak gerek!

Böyle bir durumda Türkiye’de neler yaşanabileceği ile ilgili siz ‘kendi pencerenizden de olsa’ hiç düşündünüz mü?

Sizce böyle bir soruyu sormak çok mu önemsiz?

Kendisinin de ifade ettiği gibi, “Deprem olsa, bina çökse” mesela…

Böyle bir durumda kendisine büyük önem ve değer biçen Kürtler ne yapar?

Onları hangi açıklama, ‘Devlet öldürdü’ düşüncesinden vazgeçirebilir?

Öcalan’ın İmralı’daki cezaevi şartları ile ilgili yaptığı her olumsuz açıklamanın ardından ortalığın nasıl karıştığını hatırlarsanız tehlikenin farkına vardınız demektir.

Ya iç savaş çıkarsa?

PKK kendisini imha etme pahasına da olsa çok büyük ve kanlı eylemler düzenlerse?

Binlerce, hatta on binlerce insanın ölümüne neden olacak yeni bir sürece girilirse?

Ne bileyim, Türkiye bölünürse?

Olamaz mı?

Siz hiç Öcalan’ı Türkiye’ye teslim eden güçlerin sırf bu yüzden teslim etmiş olabileceklerini düşündünüz mü mesela?

Sizce emperyalist güçler iştahlı iştahlı bu ihtimalleri masalarına yatırmamış olabilir mi?

Bu ihtimallerin gerçekleşmesi sonucunda hangi gücün ne pay alacağı hesaplanmamış olabilir mi?

Kürt sorunu çözülür mü o zaman?

Düşünmeye değmez mi?

Öcalan’ın hayatının son bulması AKP’yi sorunun çözümü konusunda tek başına bırakmakla birlikte büyük bir kopuşa neden olabilir.

En kötü senaryoyu düşünmek günah mıdır? Suç mudur? Bilmiyorum.

Ama bilmem gereken gülmeye hasret kalan bu coğrafya insanının sabrıdır.

Siz ölürken insanın gözleri ne renk bilir misiniz?

Ya gülerken ne renk?

Bilmezseniz, düşünmek zorunda kalırsınız.

Düşünmek o kadar zor değil.

Deneyin.

Ben düşünürken insan olduğumla gurur duyuyorum.

O zaman ölümle değil yaşamakla kuruyorum düşlerimi.

Bu yazı toplam 14738 defa okunmuştur
Yazık
 // bir insan
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır....
24 Şubat 2010 Çarşamba 13:48
ÖZTÜRK
 // YAKUP
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır....
22 Şubat 2010 Pazartesi 18:34
aposuz
 // batmanli msd
Onsuz bir dunya dusunemiyoruz ......
22 Şubat 2010 Pazartesi 14:39