Özgür Amed

Nobel KCK Ödülü ve Anadin

18 Ekim 2011 Salı 14:13

“Berde binê te erde” diyen efsane Kürt deyiminin Fizik biliminde açamadığı çığır aşkına ve rüyasında İç işleri bakanını görüp Gurê Manco efsanesini nihayet keşf eden bir çocuğun büyüyen evreninden geçen Edwin Hubble aşkına selam ederekten. Şimdi bu selamı şifreli gören zevatı da düşünerekten öncelikle kara delikler hatırına sakin olmasını ve saptığı aklın yoluna tekrar girmesini salık veririm. Western camiasının yaşlı Kürtlerinin de ifade etti gibi “Adamım! Êdî bese?”…

Ama yetmiyor işte. Bildiğiniz gibi evrenin genişleme sorunsalı yüzyıllardır devam ediyor. Bu alanda en ufak bir çalışma yapanda kapıyor Nobel’i. 2011 Nobel Fizik Ödülü de evrenin genişleme hızı azalma yerine, hızla arttığını bulan üç bilim insanına verildi.

Yeminle içten söylüyorum! Ben olsam başbakana verirdim. Neden mi?

Çünkü KCK’nin genişleme hızı evrenin büyüyüp dallanma hızından fazla. Kürt evrenini ve şemasını daraltıp daraltıp en son oluşacak muazzam enerjinin altında kalacak olan bu sistemin evrenden anladığı tek şey ise ‘operasyon genişliği’dir…

İnsanoğlunun çekim kuvveti ile dansı amansız bir şekilde devam ediyor.

Uzaya gönderilen roketler çekim kuvvetine yenik düşene kadar gider de gider, sonra aşağı düşer… AKP’nin korkunç ve insanlık dışı yaptırımları da Kürt’ün acı çekim gücü ile orantılı olarak inceliyor da inceliyor. Eğer bilim bize doğru söylüyorsa, bu yaptırımların da elbet bir noktada biteceği ve ters döneceğidir. Bunu da bir yere not edelim şimdilik, ben başka bir şeyden bahsedeceğim.

Bu bahsettiğim evrenin genişleme hızının artış meselesini duyan Sayın Cumhurbaşkanı ne yaptı derseniz? O’da genişleme kararı aldı. Köşkten çıktı, çemberi genişletti…

TSK’nın kimyasal kokulu başını da yanına alarak, taa Gever’e, ana akım medyanın da tabiri ile sıfır noktasına vardı. Ellerine bayrak tutuşturulmuş, hayatının kimyasal bağları ile moleküllerine kadar rahmet okutulmuş birkaç korucu da karşılama için “büyük coşku ile karşılandı” kalıbının iç suyu olarak hazır ve nazırdı.

Evet, o sarp dağların tepesine kurulmuş mevzilerden bakınca sahiden evren genişmiş. Görünen saha alabildiğince uzuyormuş. Hazır yoksulluğu bitirmesi için program tasarlayan Tubitak’ta tam kadrolaşmışken, yeni çalışmalara da artık başlayıp Nobel için biraz bıyık inceltebilirdi.

Başkomutanın tam tekmil asker giysisi ile dağlarda içtiği çayın ne kadar moral olduğu tabi ki Biyoloji biliminin konusu. Diğer türlüsü bizi aşar… 

İnsanlara moral yerine, Durkheim’in mekanik dayanışmasından fırlamış tank-tüfek ve nalet aletlerin moral kutsayıcısı olup “Demokrasi” denen öksüz insan evladının Cern deneyinden camiye terk edilmiş halini bize göstermesi açısında da en azından “Sosyal Mesaj” ödülüne layık görülebilir. Biz yine biraz Polyana olup “Aa ne güzel! Cumhurbaşkan’ı bile Kürt evrenin genişlediği yeri keşfetmiş” diyelim…

***

Seçim döneminde Başbakan’ın koz olarak diline doladığı “Zerdüşt”lük meselesi arifesinde “Ohee! Şaka gibi” dediğimiz söylemlerine binaen ve Bağlar çocığının deyimi ile “Madem êle, gel bêle” felsefesi ışığında da “Şimdiye kadar Anadil istiyorduk, artık Anadin’i de isteyelim” diyerek dostlarla bir fısıltı yapmıştık.

BDP’nin meclise baş örtüsü ile ilgili verdiği yazılı istemin neresi zorlarına gitti bilmiyorum. AKP, BDP’ye CHP gibidir…Yani CHP’nin alakaya musakka muhalefeti ne kadar absürt ise AKP’nin de bize öyledir. Her türlü şarta da girebiliriz. BDP çıksın desin ki “Sayın Erdoğan, AKP’nin genel başkanıdır.” Aradan on saat geçmeden yazılı açıklama yada basın açıklaması gelir. ‘Hayır değildir, Terör yanlılarının bize attığı bir iftiradır’…

Hatta vitesi artıralım.

BDP desin ki “Allah birdir!”… İlk grup toplantısında eğer AKP karşı çıkmazsa bende boşuna yaşıyorum demek.

Çünkü her şeyimize karşı adamlar. Bununla yatıp kalkıyorlar. 

Başörtüsünden de olayı Zerdüştlüğe kadar götüren bir anlayıştan ne beklenir? O değil de, ona oy veren Kürtler neden ses etmez. Yüz binlerce dindar Kürd’e hakaret değil mi? Aloo! Sana söyliyem, niye ses etmisen? Zoruna gitmedi mi? Haa! Pardon. İhalelerin vardı demi, iş falan ayarlanmış, birkaç makarna verilmişti. Sende haklısın, işin zor…

Kısaca demem o ki, Erdoğan bize Anadin tartışmasını dayatıyor.

İşin yok tekrardan git Malazgirt’e savaş, yok Bizans yok bilmem ne , yok tekrar kıyımlar.

Yemezler ciğerim. Ciğerim demişken, sahi o yanan bir ciğer vardı, iyileşti mi zamlarla?

Son yapılan zamlar yanan ciğeri bir nebze olsun dindirmiştir.

Ötv’si öpülecesi canısı oy oy…

Bu yazı toplam 17898 defa okunmuştur
...
 // murat bal
hiç hamasi laf etmeyecem...ama şunu söyleyim. arkamda dağda bilmemkaç kişi var diyerek mecliste anayasa değişikliği istemek en hafif tabiriyle takiyyedir. bu yazıda erdoğan bdp allah bir dese inanmaz diyor sayın yazar. acaba bu devlet ne diyince inanacaksınız ki? her saldırıdan sonra barış barış deniyor. altı boşaltılmış bir kelime haline geldi barış benim için. barış diyen çeker bu ülkeden elinde silahlı gerillasını ondan sonra da hadi bakalım şimdi anayasayı adamakıllı huzurla yapın der. anayasa görüşmelerinin yapılmaya başlanacağı gün eğer bu ülkede 30 a yakın asker ölüyorsa hiç kusura bakmayın ama kürtler de artık HPG-PKK ne yapsa doğrudur. onlar bizi savunuyor gibi boş lafları bıraksınlar....
21 Ekim 2011 Cuma 16:07
Ciğeri yana "yeter" demesini bilmeli..!
 // Zine
Erdoğanın eğer varsaki pek sanmıyorum "ciğeri" yanmış olsa bunca acının yaşandığı zamanlarda çıkıpta ekranlara "intikamımız acı olacak" gibi söylemler etmez di..
Bre cahil derken haklıymış syn: demirtaş madem ciğerin yanıyor kaç gündür 100 e yakın şehit verdin hala nasıl bir ruhla intikam diyorsun
Ha çok intikam istiyorsun ozaman başta oğlun ve sen o dağlara çıkıp savaşmaya başlayın okadar mert iseniz cesaretli iseniz sende evladını feda et vatanına diğer anaların babaların feda ettiği gibi varsa merhamet acıma duygusu sende evladın dan ol kurban et taşına toprağına...

Boş laflarla bu ülkeyi bitirdiniz kardeşi kardeşe vurdurup durdunuz çok değil istenilen kulak vermediniz "BARIŞ" sesine...

Edi ßesê..( artık yeter )......
19 Ekim 2011 Çarşamba 16:29
özgür düşünce
 // memoda kırmestili
sayın yazar senin bu özgür zekanan hayranlığımı dile getirmek isterdim ancak bin insanın kendine olan inancı yoksa kimseye inancı olmaz, eğer başkalarına uşaklık edenler sonları mutlaka hüsranla biter ve buna örnekleme vermek isterik ırakta yaşanan demokrasi çalışmaları mütiş olarak devam etmektedir. güzel ülkemin huzurunu bozmak için böyle cıvık yazı yazıp halkı isyan ettirmek kimin işine gelir düşündünmü boşa yazıyorsun sanada bir kaç çığırtkan destek veriyor alim olmak zalim olmaktan daha iyidir her zaman iyilik ve güzelliğin yapamayacağı iş yoktur saygıyı bilenlere saygılar...
19 Ekim 2011 Çarşamba 11:51