Necip Çapraz

Ne demeli şimdi?

20 Temmuz 2014 Pazar 22:11

Ne demeli şimdi?

Üç gündür Hakkari iki gencin kavgası üzerine kurulu bir senaryoyu icra ediyor. “Aşiretçilik-kabile ve kan davası" gibi feodal duygular medeni toplumların artık belleğinde silinen bir gerçektir. İçinde yaşadığımız ilde de uzun süreden beri uyuyan bir “katil” tekrar uyandı. Bu katil, insanların birbirini acımasızca saldırmasına, olayların büyüyüp aşiretlere, köylere, şehirlere yayılmasına zemin hazırlıyor. Bu katil, aramızdan kimi zaman öğretmen, mühendis, avukat kimi zaman ise yoksul bir köylüyü alıyor. Alınan canlar ocaklara ateş düşürüyor.

Başlayan kavganın yansımaları Hakkari sınırlarını aşmış durumda. Yaşanan 30 yıllık çatışmalı sürecin değişime ve dönüşüme neden olduğu ve ortak acılardan yeni değerlerin yaratıldığı bir zamanda bu olayların patlak vermesi düşündürücüdür.

Huzur ortamının bozulması kimin karınadır.

İki yıldır sağlanan barış ve huzur ortamından Hakkari de payını aldı. İnsanlar özgür bir şekilde yıllardır gitmediği köyüne, yaylasına, dağına gidiyor. Gönlünce eğlenebiliyor. Hakkari’nin sosyolojik yapısına bakıldığında etkisi azalan fakat bazılarının halen genlerinde kalan bu aşiretçilik hastalığının prim yapmayacağını acı çeksek bile bir gün herkes anlayacak. Fakat gerçek şu ki: ilkel kabileci kavgalardan birileri siyasi rant devşiriyor.

Hakkari kaledir yıkılmaz.

Hakkari jeopolitik olarak çok önemli bir konumdadır. Birileri yıllardır Hakkari’de var olan birlik beraberlik ve direngen ruhunun pin kodları ile uğraşıyor. Yaşanan acılardan birlik ve beraberliği omuz omuza, yürek yüreğe öğrendik. Yürekler beraberlik için çelikleşmiştir. Bunu yıkmaya çalışacak mihraklar kaybetmeye mahkûmdur. Yeter ki özümüzü unutmayalım.

Kürd bilinçlenmesini tersine çevirmek mümkün mü?

Kürt özgürlük hareketinin 30 yıldır uğruna bedel verdiği değerler ve bu değerlerin ortaya çıkardığı halk insiyatifleri, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarının kararlarına uyulmalıdır. Bu kuruluşlar da aşiret ve feodalizmin etkisinde kalmayarak sağlıklı kararlar vermelidir. Verdiği kararlarının uygulanmasının takipçisi olmalıdır.

Kürt özgürlük hareketinin siyasi oluşumu olan HDP ve DTK’nin çok önemli davalarda, durumlarda  devreye girip çözüm ürettiğine de şahit olmaktayız. Son yıllarda özellikle kan davaları ve uzlaşmazlıkların çözüm adresi haline geldi.

HDP’nin üç gündür bu olayları neden çözemediğini bilmiyoruz. Bununla ilgili detaylar umarım önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacaktır. Ancak Demokratik Özerkiliğin bu günlerde uygulanmaya çalışılan il olarak Hakkari’de bu olayların üst seviyeye çıkarılması kafalarda soru işareti olarak durmaktadır.

Kurumsallaşan Kürd siyasetinin bilinçli tabanı oynanan bu oyunun ziyadesiyle farkındadır.

İlimizde kavga edecek varsa bunları barıştıracak, sorun çözecek, dengeler olmalıdır.

Oysa halkın iradesi, milletvekilleri, belediye başkanları, kanaat önderleri, yargısı, yöneticileri, güvenlik güçleri, avukatları, imamları, aydınları, sivil toplum örgütleri ve medyası bu soruna çözüm bulabilmeli. Bunu başaramadığımızı görmek doğrusu beni üzdü.

Bu tür olaylarda hep masum insanlar zarar gördü.

Görüldüğü gibi olaylarla ilgisi olamayan insanların darp edilmesi, iş yerlerine zarar verilmesi, baskı altına alınması ve özgürlüklerinin kısıtlanmasıdır.

Bu tür kavgalardan dolayı İnsanlar evden işe, okula, çarşıya çıkamıyor. Ailelerin devlet memuru olan fertleri işlerine gidemiyor. Hakkari’de insanlar ev hapsinde.

Dileğimiz, bu anlamsız olayın biran önce uzlaşma ve barış ile sonuçlanması ve tüm STK’lar ile HDP’lilerin de katılacağı bir barışla mağduriyetlere son verilmesidir.

Habercilik sorumluluğu,

Toplumda üçüncü gününe giren gerginlik ile ilgili gazetemizde sağduyulu, hiç kimseden yana tavır almadan sorumlu gazetecilik yapan arkadaşlarımı kutluyorum. Gönül ister ki bu tür haberleri hiç yapmayalım. Ancak üç gün boyunca Hakkari’de hayatı durdurmak, kamu düzenini bozmak hiç kimsenin hakkı olmamalıdır.  Yaşanan olayları görmezden gelmek, birilerinin kirli hesaplarına prim yaptırmak ve değirmenine su taşımak bizim işimiz değil. Hakkari’de aşiretçilik adına birilerinin Hakkari’yi zindana çevirerek yaşamı durdurmaya hakkı yok. Bu kavganın nedeni neyse ortaya çıkarılmalıdır. Sorunlar yaşarken, kirlilikler varken “kirlilikleri halının altına süpürmek” soruna çözüm getirmez, kangrenleştirir. Hakkari toplumunda sorumluluk sahibi olan bütün siyasi çevreler ortaya çıkmalı ve sorunun çözümü için sorumluluk üstlenmelidir.

Hassas bir süreçteyiz..

Birlik ve beraberliğin en anlamlı yaşandığı bir süreçteyiz. Kürdistan’da şuan barış ve çözüm süreci yaşıyoruz. Kürdler birbiriyle olan husumetlere son vermelidir. Türkiye’de acıların dondurulması, acıların üzerine çizgi çekilmesi gibi sözlerin ülke çapında konuşulmaya başlandığı bir süreçte bunu görmek üzüntü verici bir durum.

Aynı safta namaza durmadık mı? Aynı govend’de el ele tutuşmdık mı? Aynı acıya ağlayıp aynı sevince gülmedik mi? Kızlarımız, oğullarımızın aşklarıyla akraba olmadık mı? Özgürlüklerimiz için beraber kan kusup kızılcık şerbeti içmedik mi? Şimdi barış şerbetini neden beraber içmeyelim?

Sağduyu lütfen...

Bu yazı toplam 1173 defa okunmuştur