Necip Çapraz

Mozaiğe Kan Bulaştı!

2007-01-20 00:58:30

Agos Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, Halaskargazi Caddesi üzerinde bulunan Agos Gazetesi önünde kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin silahla saldırısına uğradı. Dink'e Agos gazete binasından çıkarken dört el ateş edildi. Dink, silahlı saldırıda başına ve boynuna aldığı üç kurşunla hayatını kaybetti.

Barışı, diyaloğu, kardeşliği, demokrasiyi savunan bir insanı kaybettik. Demokrasi dışı insanlar bu cinayetle Türkiye’nin dış dünya ve dış politikada zor durumda bırakılmasına neden oldu.

Bu cinayet haberini okur okumaz çokseslilik, demokrasi, mozaik,
mermer, ebru, şerbet, ulusalcı, vatansever, yurtsever, Türk, Kürt, Ermeni, Süryani, Laz, Çerkez gibi pek çok kavram üşüşüverdi aklıma. Hayır dedim, bu düşüncelerin birçoğuna katılmam, demokrat bir düşünceye yakışan, her kesimin kendini özgürce ifade etmeye çalışan bir ortamın şartlarının oluşmasını savunmaktır. Bu “öteki” düşüncelerin yaşama şansı ne zaman oluşacak bu ülkede?

Faili meçhullerin, her tür ayrımcılığın, güpegündüz infazların, bombaların patladığı bu ortamın Irak’tan ne farkı kaldı ki?

Türkiye’nin AB sürecinde olduğu bir dönemde ve bu süreci destekleyen Ermeni kökenli bir gazetecinin öldürülmesi de faillerin adresini göstermiyor mu?

Türkiye’de sevdiği için eleştiren, eleştirdiği için değiştirmeye çalışan ve bunun için de cezalandırılan insanlar olduğunu görmekteyiz… Oysa geniş bir kesimin insanları eleştirmeye ve eleştirilmeye açık olmadığı görülüyor.

Mozaiğe kan bulaştı!

Ülkemizde yaşanan “mozaik mi, mermer mi?” tartışmaları “ya sev ya terk et”  tartışmalarına bile döndü.

Kendini bu ülkenin tek seveni olarak görüp sağa sola saldıran siyasetçi, yazar, sanatçı,  işadamı akademisyen,hukukçu vs. bir kısım insanlar gerek medya aracılığı ile sözde vatansever tehditleri bu ülkenin zararına çalışırken, son yaşanan cinayetin veya yaşlanan cinayetlere davetiye çıkarmasının farkında olmamız gerekiyordu.

Bu ülkede “
ötekilere
” ağza alınmayacak küfürler edilirken kendilerini “üst kimlik” gören insanların isimlerini bile ağzına alamazsın. Dolayısıyla etnik yapıları "farklı" olan insanların kendini savunma mekanizmaları kanunlar önünde bile zayıf kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıyor mu? Böylece “alt kimlik” ve “üst kimlik
” tartışmaları da gündemimizi uzun süre meşgul etti.

'Türkiye'nin bir mozaik olduğu' söylemi yıllarca dillendirildi. Mozaik kelimesine bir alternatif  politikacı Türkeş’in söylemi olan "Ne mozaiği, mermer ulan mermer"diyerek! Uzun süre mermer mi? Mozaik mi? Tartışmasına yol açtı. Daha sonra başkaları çıkıp "Türkiye'nin aslında ne mozaik ne de mermer olduğunu, Türkiye'nin aslında “ebru” olduğunu söyledi. “Mozaik’in gelişigüzel yapısı var. Ancak ebru sanatında bir uyum var.”denildi! Tam bu tartışmalar yaşanırken Anavatan Partisi lideri Erkan Mumcu’dan da bir tez ortaya atıldı; "Türkiye bir şerbettir" diyerek yeni bir söylemle uzun süre gündemde kaldı.

Birileri tek radikal çare olarak, Mustafa Kemal’in “Üniter Devlet” yapısını savundu.

B
öylece kafalarımız daha çok karışmaya başladı.

Bunun cevabı daha büyük bir sorun olmaya başladı.

Çünkü biz çok uluslu bir imparatorluğunun geride kalan insanlarıyız. Bilmem kaçıncı kuşaktan hepimizin ailesinde bir sürü karışık etnisite var. İşte birinin dedesi Çerkez, öbürünün babaannesi Ermeni, birinin dayısı Kürt…

Fakat biz bunu uzun yıllar bir utanç gibi sakladık. Zorla “aynılaşma” zorunda bırakıldık. O “aynılaşmanın” adı Türklük oldu. Bunun asıl sorun olduğunu düşünüyorum. Bazı şeyler bastırıldı, asla “ötekini” kabul etmedik…

Aynı isen “seven”, öteki isen “terk et” zihniyeti ile karşı karşıya kaldık yıllarca.

Ulusalcı kışkırtmalar tehlikeli boyutlara ulaştı.

Son zamanlarda "ulusalcı hareket" iyice çığırından çıktı. Bu kişilerin aşırı fanatik tavırları; büyük bir provokasyonun habercisi gibiydi.

Özellikle son günlerde kendi yayın kuruluşlarında bir çok dalda yılın faşisti anketi düzenlediler. Aydınlar arasında “yılın faşisti” olarak internet sitelerinin birinde Merhum gazeteci Hrant Dink’in resmini en üst sıraya koydular. Ayrıca aydınlar arasında Hakkarili sanatçı Yılmaz Erdoğan yine Hakkarili siyasetçiler arasında da tanıdık iki sima daha var. DTP Hakkari Belediye Başkanı Metin Tekçe ve CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan’a “yılın faşist siyasetçisi”olarak yer verildi.

Bazı iddialara göre bu düşünceleri besleyen bir kısım unsurlar; bazı devlet kesimleri tarafından da açıkça himaye edildi, şımartıldı, desteklendi...

Şu an bu kesimlerin yüzlerce radyo, televizyon, gazete, dergi ve web sayfaları kanalıyla aşırı ırkçı ve saldırgan yayınlar yaptığı, binlerce kişilik öncelikli hain listeleri çıkarttıkları, Ermeniler, Kürtler vs. aleyhine kışkırtmalar yaptıkları söyleniyor. Bu hava ve ortamda; bir Ermeni aydının öldürülmesi beklenen bir şeydi belki de.

Devamı da gelebilir!

Bu karanlık duruş, ülkemizin demokrasisi ve insan hakları için şiddeti çağrıştırmaktadır.
Bu tür oluşumun içinde olanların bugüne kadar ciddi bir ceza almadığı aksine kahramanlaştırıldığı söylemi doğru değil mi?.

301’inci maddeden yargılanan Hrant Dink’i de ceza evine değil de mezara yolladık. Bu da ülkemizde ifade özgürlüğünü toplumda vede kanunlar önünde savunmanın çok güç olduğunu göstermiyor mu?

Yani adından da anlaşılacağı gibi bu bir mermer değil rengârenk bir mozaik. Gelin bu mozaiğe siz de renklerinizle katılın...
Düşüncelere kan bulaştırmayalım...

Ne dediler…?

“Kendini vatansever sanan bir manyağın manyakça bir cinayetidir.” (
Taha Akyol)

“Hrant Dink cemaat ve azınlık kimliğini aşan bir insandı. Bir yanıyla gazeteci, bir yanıyla Türk vatandaşı, bir yanıyla Ermeni asıllı yani bütün bu kimlikleriyle bilinir, bu kimliklerini birleştirmiştir.”
(Fehmi Koru)

“Bu kurşun hoşgörüye, demokrasiye ve insan haklarına da sıkılmış bir kurşundur.”
(Mehmet Barlas)

“Faiiler bulunmazsa bunun sonucunu hepimiz öderiz.”
(Mustafa Karaalioğlu-Yeni Şafak)

''Barışa, kardeşliğe ve Türkiye'ye sıkılmış bir kurşun''
(Murat Karayalçın- SHP)

“Türkiye’de dili mezhebi farklı insanların birlikte yaşadığı bir düzene kurşun sıkılmıştır. “
(Mehmet Ağar- DYP)

”Türkiye’nin huzuruna, birliğine, milletimizin kendi arasındaki barışına yapılmış bir saldırıdır
"(Bülent Arınç-TBMM Başkanı)

“Bu tür insanlık dışı davranışlar, asla amacına ulaşamayacaktır.”
(A.Necdet Sezer- Cumhurbaşkanı)

 
“Katil devlet hesap ver” Bu slogan amaca ulaşıldığını ortaya koymaktadır.”
(Erkan Mumcu- ANAP)

“Hırant Dink'e sıkılan kurşunların aynı zamanda Türkiye'ye sıkıldığı anlayışı içinde, failin en kısa zamanda bulunarak oynanan çirkin oyunun ortaya çıkarılması en büyük beklentimizdir.'' (Orgeneral Yaşar Büyükanıt - Genelkurmay Başkanı)

Bu yazı toplam 11973 defa okunmuştur
yazık
 // befırcan
aslında sadece bir insan olması yeterli öldürülmesi için. bu kavimden, bu dilden, bunu savunuyor, vs bunların hiç biri önemli değil. biz artık bu ülkede insanların savundukları görüşler yüzünden ölmesini istemiyoruz.her kesin bir arada yaşayacak bir dünya istiyoruz cokmu sizce...?...
Yorum...
 // Firari
’’Hem milliyetçilik, şovenizm propagandasıyla toplumu gererek, ırkçı duyguları tahrik ederek insanları fanatik katiller haline getiriyorlar, hem de ‘bu olay neden oldu’ diye Hrant Dink’in katledilmesini kınıyorlar. Oysa Trabzon’da rahibin vurulması, çeşitli illerde Kürtleri hedef alan linç olayları ve en son Hrant Dink’in vurulma olayı tümüyle Kızılelmacı çevrelerin toplumda yaydıkları şovenist tahrik propagandaların birer sonucudur...
............
 // agop
BEDELI AGIR OLACAK..................