Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Mevzubahis gerçekler olursa

27 Kasım 2007 Salı

1 Kasım günü Hakkari'de “Kardeşliğe Davet, Teröre Lanet” adı altında düzenlenen mitingi hatırlarsınız.

 

Çok tartışılan mitinge sivil toplum örgütleri tepki göstermiş, hatta Hakkari Milletvekili Hamit Geylani tarafından da mitinge bakanlığın genelgesine rağmen öğrenci ve öğretmenlerin katılmış olmasından dolayı meclise soru önergesi sunulmuştu. Sorun mitingde öğrenci ve öğretmenlerin yasağa rağmen bulunması idi.

 

Bundan sonra yazacaklarım yine birçok kişinin hoşuna gitmeyebilir. Birçok kişi yine bana hakaret ve tehdit içerikli mesajlar yollayabilir ancak

 

"Mevzubahis gerçekler ise gerisi teferruattır" diyelim…

 

Öncelikle yeryüzündeki en kutsal mesleğe sahip olan öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlamak istiyorum. Onlara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

 

24 Kasım Öğretmenler Günü kutlamalarını başından itibaren takip etmeye çalıştım. Her yıl rutin olarak yapılan etkinliklerin ardından yürüyüş yapılacağından haberdar oldum. Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından öğretmenler gününden birkaç gün önce yollanan programa baktım. Programda yürüyüşten söz edilmiyor. Büyük ihtimalle sonradan karar verilmiş bir yürüyüş olmalıydı veya daha fazla kişinin duymasına gerek görülmemişti.

 

"Şehit öğretmenler"in düzenlenecek olan bir yürüyüşle anılacağını işittim önce. Halbuki Yüksekova'da görevi başında öldürülmüş hiçbir öğretmen yoktu. Kaldı ki olsa bile onlara "şehit öğretmen" yerine bir bütün olarak "eğitim şehitleri" denilmesi daha doğru olacaktı ya neyse…

 

Miting alanına tıpkı Resmi Bayramlarda olduğu gibi öğrenciler düzenli, tertipli büyük gruplar halinde sivil kıyafetleriyle getirildi. Ardından Geçici Köy Koruculuğu yapan köylüler gelmeye başladı, asker aileleri ve çocukları da gelmişti. Asker aileleri hepsinden daha hazırlıklı gelmişti tabi. Birkaç asker çocuğu da yüzüne Türk bayrağı çizmişti.

 

Bir askerin elinde şiddet içerikli pankart vardı yanındaki arkadaşlarıyla birlikte açıkları dev Türk bayrağının yanında makinelere poz veriyorlardı bir kaleyi feth etmiş gibi. İlk başta sadece birkaç bayrak açılmıştı ardından alanda toplananlara bayrak ve çok özenle hazırlanmış pankartlar dağıtıldı. Yaşadığımız ülkenin bayraklarıyla donatıldı her taraf ve bir binanın tepesinden koca bir bayrak daha görüldü, sanki o bayrak sadece orada bulunanlarınmış gibi...

 

Renkli ve fotoğraflarla süslenmiş olan döviz ve pankartlarda "Teröre Hayır, Hepimiz Mehmetiz, Kahrolsun PKK Yaşasın TSK, Masum İnsanları öldürmek kalleşliktir, Türk Kürt Kardeştir bunu bozan kalleştir, PKK Yüksekova'dan elini çek" türünde şeyler yazıyordu. Üzerinde çok düşünülerek ve itina ile hazırlanmış oldukları belliydi.

 

Bu pankartları genelde ilköğretim ve lise öğrencilerinin eline gördüm.

 

Derken büyük bir bayrak daha açıldı kalabalığın içinden ve 15-20 kişi bu bayrağı kalabalığın içinde dolaştırarak slogan atmaya başladı. Bu grup toplanan kitlenin daha sonra öncülüğünü yapacak ve attığı sloganlar nedeniyle şehir merkezinde küçük bir gerginlik yaşanacaktı…

 

Herkes toplandıktan sonra anlayabildim İkiyaka köyünde hayatını kaybetmiş olanların da anılacağını, yani belki de asıl mevzuyu… "Şehit öğretmenler" ikinci planda kaldı.

 

Yürüyüş ya da mitingte özellikle bir nokta dikkatimi çekti. O gün o alanda neden Korucu, Öğretmen, Memur, Asker aileleri ve öğrenciler katılımcıların %98'ini oluşturuyordu?

 

Taşınan bayraklar sadece oraya toplananların mıydı?

 

Esnaflar neden yoktu? Sivil vatandaşlar neden çok çok azdı? “Terör”ü neden bütün Yüksekova birlikte lanetlemiyordu? Sivil Toplum Örgütleri, Avukatlar, Dershane öğrencileri v.s. nerdeydiler?

 

Ortada bir 'terör' vakası varsa bu herkesi ilgilendirmeliydi!

 

Taşınan bayraklar, verilen canlar sadece orada toplananlar için mi önemliydi?

 

Devlet neden halen Kürt vatandaşını "Teröre Lanet" mitinglerine toplayamıyor?

 

Bu bir ayıp olabilir mi? Samimiyet eksikliği mi yoksa?

 

Okuma yazması olmadığı için elindeki pankartta ya da dövizde ne yazdığını bile bilmeyen bir  geçici köy korucusu, aldığı maaşın derdinde miydi o an yoksa ülkesinin hiçbir zaman bölünemeyeceğini vurgulamak için mi oradaydı?

 

Bir devlet değil de sadece siyasi bir parti olan Demokratik Toplum Partisi şehir stadında müzikli, bayraklı ve coşkulu geçebilecek bir miting ya da yürüyüş için çağrı yapsaydı acaba kaç kişi katılırdı ve bunlardan kaçı sivil olurdu?

 

Adı geçen kurumlar şiddeti barındırmayacak kucaklayıcı, bütünleyici davranışını kendinde sivilleştirebilecekler mi?

 

Eğer resmi bir kutlama yapılacaksa neden bunun programamı önceden basına bilgi mahiyetinde verilmedi?

 

Milli Eğitim Bakanlığı'nın tüm valiliklere gönderdiği resmi yazıda öğrencilerin bu tür etkinliklerde rol almayacağı söylenmesine rağmen neden Yüksekova'da öğrenciler yine alanlardaydı?

 

Yüksekova Kaymakamı bu sözü edilen bakanlık yazısına rağmen neden böyle bir gösteriye ortak oldu?

 

Okullarda öğrencilere öğretmenleri; “yarın öğretmenler günü kurtlaması ile ilgili yürüyüş var” derken velilerinin iznini almaları gerekmez miydi? Ya da neden öğrencilere açıkça, “Bir katliamı kınayacağız”denilmedi.

 

Hakkari Valisi bu konularda düşünürken “sivil” mi “askeri” mi düşünüyor?

 

Vali bu tür provakasyona açık gösterilerin yapılması konularında kendi insiyatifini ne kadar kullanabiliyor?

 

Hakkari askeri hareketlilik konusunda adeta “askeri bölge” görünümünde olmasına rağmen ne kadar “sivil” alandır?

 

24 Kasımdaki bu gösteriden sonra meydana gelen karşıt gösteride Yüksekova'da tasvip etmediğimiz şiddet olayları çıksaydı bunun sorumluluğunu kim taşıyacaktı?

 

Bütün bu sorulara uzun uzun cevaplar verilebilir ve soruların cevapları uzun uzun değerlendirilebilir ancak bu yazıyı Valilik, Başbakanlık, Genelkurmay başkanlığı ve ilgili bakanlığa cevaplanması için göndereceğim. Yapılanların yasal olup olmadığını merak ediyorum.

 

Bu konuda kamuoyunun da bilgilendirilmesi adına ilgili yerlerden gelecek cevapları da sizlerle paylaşacağım. Tabi eğer gelirse…

 

İlimizde bunca sorun yaşanırken birilerinin de sorun çıkarması, ortamı germek için çabalaması hiç de iyi bir davranış değil.

 

Özellikle öğrenci velilerinin, “Öğrencilerimiz okul dışındaki faaliyetlere bizden habersiz götürülemez” şeklindeki itirazlarında haklı mı haksız mı olduklarını göreceğiz.

 

Her şey çatışmasız, sevgi dolu bir Hakkari için.

Bu yazı toplam 12305 defa okunmuştur
KİMİN UMURUNDA!!!
 // kim@hotmail.com
başlıkta beliritiğim gibi kime sorsan aldığımız cevap aslında aynı dökülen kanların son bulması gerektiği ama son bulması içinde kimsenin bişey yapamadığı gerçeği hep gözardı edildi. birileri meclise çıkmış ama siyesetten bi haber yada sözcülüğe soyunmuş;beri tarafta kan üzerine yapılan kirli siyaset.alın işte size şu kadar teraröst öldürdük belkide bu bi nebze gönüllere su serpme işlemi desek daha yerinde olur.ve ben buna kanaat getirdimaslında kimse bu savaşın durmasında yana olmadığı gerçeği....
10 Aralık 2007 Pazartesi 11:31
acaba neden cocuklar tas ve molotof alıyor ellerine
 // petrogabari ve ali
aklına,eline sağlık güzel değinmişsiniz erkan bey.bugüne kadar hep birileri kardeşlik iddasında bulunarak bizleri istedikleri potada erittiler.ama artık pota diye bişi kalmadı ki çocuklar bile oyuna gelmeyip canları pahasına kendilerini tehlikeye atıyorlar neden mi tehlikeye atıyorlar kendilerini çünkü onlar çözümün bir parçası olmak istiyorlar.bundan emin olnunzki kimse çocukların eline taş ve molotof vermek istemiyor,aksine müdahale yetkisi olsa onları şiddet alanından uzaklaştırmak için herkes çaba sarf eder.ama neden katılmasınlar ki bi zamanlar ben de cocuktum haykırmak hatta mücadele etmek için çabalardımda koşullar el vermiyordu...bir zamanların cocukları ise şimdi bile bu mücadele için çaba sarf ediyorlar.ne zamandan beri bu sorun çocukların işi oldu kine bu sorun hepimizin ve hepimiz sahiplenmek zorundayız...en azından çocuk olsun büyük olsun kimse zorla bişi yaptırtmıyor... duyarlı olan herkes türk-kürt yanımızda yer alabilir keza yer alıyorlarda......
06 Aralık 2007 Perşembe 00:22
spas
 // ozgur ada
evet bu konuda butun velileri suc duyurusunda bulunmalarına davet ediyorum.tabi cocugunu askeri,siddete,güce katliam eğitmlerine göndermek isteyenler için ddmiyorum. ama cocuğumu bilime,EĞİTİME,gönderiyorum diyen veliler valiye kadar varan bir suc duyurusunda bulunmalaraını oneriyorum......
05 Aralık 2007 Çarşamba 12:35