İrfan Sarı

Mevsimlik ölüm

17 Nisan 2008 Perşembe

Bölgede bütün acımasızlığıyla devam eden savaşın bilânçosu altında erim erim eriyor halk.

 

Bir yandan ülkelerin dünya siyasetine yön veren politikaları haber merkezlerinden görücüye hazırlanırken bir yandan da bu haberlerin oluşturduğu örtünmeyle halkın ölümüne zemin hazırlanıyor.

 

Türkiye"de siyasetin maşası kimin elinde biliniyor ve elinde maşa bulunanların ateşten korunması doğal olarak vardır. Ateşte ve közde yanan halkın üzerinden kendini güçlü kılan iktidarların mensupları ise pişmişliğin daniskasını sergiliyor ekranlarda.

 

Yalancı bir türban denemesi, ardından operasyon altında sezgi ve düşüncesinden uzaklaştırılan bir parça, uyduruk hikâyeler ile uyutulanlar ve uyduruk haberleri yapan maşalar.

 

Dünyada neler olup bitiyor diye telekulağın kepçesi ve ülkede neler olup bitiyor diye bütün kulaklar duyarlı hale sokuldu. Duymadım diyeceksiniz, bilmiyorum diyeceksiniz ki ülke refaha gömülsün.

 

Siz diretirseniz cebinizden sizi dinlerim üstelik cebinizdekini de çekerim.

 

Hal böyle iken cebini dinletmeden gidip ne olup biteni söyleyenler doğal olarak cebindeki paranın muhafazasını sağlıyor. Diğer taraftan yoksul olan halkın belirlenmiş kaderine bir derin darbe daha vurmak için kollar sıvanıyor. Hayvan yetiştiriciliği yaparsanız yayla yasağı var “güvenlik bölgesi” adı altında yasaklanan bölgelere gidemeyecek olan yetiştirici bu işi kökten bırakarak işsizler ordusuna katılacak.

 

Tarım yapmak için pazarınız yok, buğdayı üretirseniz vereceğiniz bir ofis, en az 1000 km uzaktadır. Tarlaya ekeceğiniz hiçbir ürünün garantisi yok. Elma ağacınızda yetişen elma kurtlanır ama satılmaz…

 

Hadi dersiniz ki kış mevsimi dinlenme mevsimidir. Bahar gelip çatınca da çalışmak gerekiyor. Bunu yapmaya kalkarsanız fabrikanız yok tarlanız, bağınız, bostanınız yok ne yapacaksınız. Mevsimlik işçi olacaksınız ve göç başlayacak.

 

Yollar sessiz… Yollar tekin değil…

 

Başkale"ye vardığınızda bir karakolun güneye bakan yamacı taştan dizilen ve kireçle parlatılan dev yazıyla süslenmiştir, görürsünüz. “tek devlet, tek bayrak, tek dil”

Daha içerilere varacaksınız yolların kamburunda kamyon kasalarında tıka basa doldurulan minibüs ve otobüs koltuklarında saatlerce yol gidersiniz.

 

Otobüsün lastiği patlak, motoru bozuk fark etmez en ucuz ve en ölümcül yolculukta bunun hesabı yapılmaz. Çoluk çocuk aç ölmektense ve kimse duymayacaksa ölümünüzü bari giderken diğer tarafa sizin üzerinizden haber yapanlara son bir rant bırakıp gitmek daha doğru olmaz mı?

 

İstanbul varoşlarında sigortasız sağlıksız ortamlarda karın tokluğuna başladığınız işbaşı gününüz patlamalara müsait ne halt ederseniz edin başka çıkışınız yok.

Fındık toplarken adınız “terörist.” fındığın aganagisi bir yana size kabuğu düşmez.

 

Ölüm ense kökünüzde sıtmaya döner, hastalığa hedeftir bedeniniz, linçe olduğu gibi. Ama gelecek günler daha tekindir ve daha savaş hali ekmeği acıda olsa bulmalı.

 

Pamuk tarlalarında beylerin yataklarına yastıklarına pamuk toplarken beyler sizin katlinize ferman yazar.

 

Mevsim bahardır, bahar yaşamanın diğer adı.

 

Siz yaşadıklarınızla ölümü hak ediyorsunuz, yaşamak haram size.

 

Mevsimlik işçi değil siz mevsimlik ölüsünüz bu vakitlerde evde, yolda, tarlada potansiyel ölüsünüz.

 

Bu mevsimde dışarıdan gelen herkese ölüm vardır. Tanrı tecavüze uğrayan ve katledilen barış elçilerini görsün.

 

Bu bahar böyle geçer, başka bahara da vardır umutsuz bir duamız elbet.

 

Bu yazı toplam 7745 defa okunmuştur
hemwelatêyê azad û vekhew
 // CIRKIN
mamosta tu fikÎr û ramanın xwe ve ji bume gelekî hîja û pêşkeşî , ez bi keseyeta xwede spasêyin xwe pêşkeş dikim. Te li wi nivîsa xwede jî her wekî nivîsin din dîsa zor û zehmetîyên li ser gel anîn ziman ji ber wê yekî dubare spas lî çıkas jî rexne li te bine kirin jî li gormin gelek şaşin anjî goreni ku hinek tiştan nabînin anjî hez ji nakin bibinin . Terora herî mezin ewe ,hes ji nake bibini ya ku tê dîtin jî hez ji nake bibine, YEK ZİMAN, YEK NİŞTİMAN, YEK ALA ew hevokene kÎritbuna herî mezin e ji bu mirovantiyê ,ji bu rumeta ku nifşi insanetiyê...
19 Nisan 2008 Cumartesi 21:58
umut
 // dicle
Bu kadar umutsuz olmak...ben sizin yazılarınızı her okuduğumda genel de herşeye rağmen güzel günlerin olabileceğine inanırdım.ama gün geçtikçe umutlarımızı yitiriyoruz galiba.üniversite öğrenciyim,karadenizli,çukurovalı arakadaşlarımız var(biz arkadaş diyoruz ama onlar ne diyor bilmiyorum)sizin oralardan(kürt işçiler diyemiyorlar)işçiler geliyor iyi değiller,teröristler diyorlar...biz ne yaparsak yapalım okulda da olsak tarlalada da olsak bizi görmek istedikleri gibi görecekler ve öyle de görüyorlar ama yine kendi adıma söyleyeyim herşeye inat anlatmaya devam edcem......
19 Nisan 2008 Cumartesi 13:11
huner u hunermend( nivîs u nivîskar)
 // mamoste'3e yekemîn
Betimleme ve teşbih sanatının doruğa ulaştığı bir yazı... Bir yazı bu kadar güzel olur. İçeriğine gelince de; bize göre olağanlaşan olaganüstü hayatımızda farkındalığı yaratmak ve aymazlığı uyandırmak adına ayrıca başka bir önem kazandırılmış .... saygıdeğer başkan sen hep böyle yaparsın ama bunda en alasını yapmışsın.

Lê gelo min di vîya ku; te jî mîna nivîskarin din ê bi zimanê me karê xwe hêdê hêdî kiriba.

Her disa jî em gelek pê xweş u geşin tu karê xwe ji bo civaka xwe avaye kî paqij cîh di anî.. Destê te xweş bin....
18 Nisan 2008 Cuma 18:34