İbrahim Genç

Metiner, yeni bir Peygamber mi bekliyor?

06 Ocak 2014 Pazartesi 15:44

Türkiye siyasetinde sol ya da sağ hiç fark etmez, kişinin çizgisinde kalması ve bunu koruması daima önemsenmiştir. Her ne kadar değişim iyi bir şey olarak görülse de “kendi çizgisini koruma”,  bir tutarlılık ve dürüstlük işareti olarak algılanmıştır. Bu sebepledir ki siyasette kapıyı “sert çarpmamak” temel ilkelerin başından geliyor. Çünkü kapıyı sert çarptığın yere tekrar dönmek isteyebilirsin. Burada asıl belirleyici olan nokta, siyasetin kişisel çıkarlar için mi yoksa toplumsal sorunlar için mi araç olarak kullanılıp kullanılmayacağıdır.

Bu noktada AKP’nin kamu ve Cemaat’in sermaye gücü ittifakının yıllarca “çıkar avcıları” tarafından bir cazibe alanı olarak görüldüğü söylenebilir. Öyle ki son on yıl içinde özellikle sermaye akışının yönü doğrultusunda birçok kişide fikirsel savrulmalar yaşandı ve yıllarca kendi ideallerini savunanların bir sabah başkalarının ideallerine hizmet ettiği görüldü. Tabii bu ittifakların da zamanla yozlaştığı görülüyor ve bu sefer de hazineyi bulan iki kişinin birbirini boğazlaması durumuna gelinebiliyor ya da diğerinden istediğini alamayanın ergen çağındaki genç gibi diğerine şantaj yapmasına neden olabiliyor.

Ve tabii ki bütün bu keskin dönüşlerin ve savrulmaların özünde yatan bir diğer neden de “lider fetişizmi”dir. Bu anlamda AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, hem yıllar içinde yaşadığı siyasal zikzaklar hem de Başbakan Erdoğan’a karşı sergilediği sorgusuz “biat” ele alınmaya değer. Tabii Metiner biat ederken de sürekli olarak çelişkilerin içine düşüyor. Çünkü arkasını toplayacak kimse olmadığı gibi o da konuştukça dağıtıyor.

Bunu, özellikle 2011’de basına yansıyan ses kaydında ve içinde Başbakan Erdoğan’la ilgili söylediği sözlerde gördük. On yıl öncesine ait olduğu dile getirilen ses kaydında Metiner, Başbakan Erdoğan’ı kastederek şunları söylüyordu:

“Onun beyin kıvrımlarında nelerin dolaştığını bilecek kadar kendisine yakın bir insanım.”

“Ben Tayyip Erdoğan’la demokratik bir Türkiye inşa edilebileceği kanaatinde değilim. Çünkü icazet aldığı içerideki çevreler statü konun sahici sahipleri.”

“Kürt meselesinde de Tayyip Erdoğan’ın çok geri ve antidemokratik bir konumda olduğunu biliyorum ama çok pragmatik bir yaklaşımla Kürt sorununa el atabilir.”

“Türk milliyetçiliği ile birebir örtüşebilecek bir siyasal yaklaşım içindedirler Abdullah Gül ve arkadaşları. Ben hepsini birebir yakından tanıyorum.”

Bu ses kaydını önce şiddetle reddeden Metiner durumu toparlamak için üst üste basına demeç verirken “Ses bana ait ama ifadeler değil. Benim Başbakan’ımı nasıl savunduğumu, nasıl desteklediğimi herkes bilir (Milliyet, 1 Eylül 2011).” diyordu. Mehmet Metiner, bu sözlerden sadece bir hafta sonra ise Ülke TV’ye çıkacak ve tamamen kendisiyle çelişen ve aynı zamanda onun fetiş durumunu yansıtan şu açıklamayı yapacaktı:

“2000’li yılların başında Hadep’te genel başkan yardımcısı olduğum dönemde, muhtemelen benimle yapılmış röportajda söylediğim sözler.”

“Ben orada Sayın Başbakan’ın şahsına karşı söylediğim sözlerden dolayı tabi ki pişmanım. Bin kez özür dilerim.”

“İllegal bir ortam dinlemesi değil bu. Ben o dönem Hadep genel başkan yardımcısıyım. Orada beni çok rahatsız eden Sayın Başbakan’ın şahsına yönelik sözlerimdir. Keşke o sözleri söylemeseydim. İnsan bazen nefsine yenik düşebilir.”

Bugün de Metiner, seçim bölgesi Adıyaman’da konuşurken "Biatsa biat, itaatsa itaat, ölümüne arkasında duruyoruz. Evet biz biatcıyız. Biz sadakatle ideallerimizin önderi olan kişinin izinden gitme noktasında evet biat özleriyiz" diyorsa bu da onun hâlâ değişmediğini gösteriyor. Konuşmasının devamında rüşvet ve yolsuzluk iddialarını dinî argümanlarla örtmeye çalışan Metiner, Başbakan Erdoğan’ı da Uhud Savaşı’nda Hz. Muhammed’in öldüğüne dair duyumlar ve yaşananlar üzerinden anlatmaya çalışıyor.

Mehmet Metiner, “biat adamı” olabilir ama toplumun artık masal dinlemeye ihtiyacı yok. Toplum daha yeni yeni bir lider fetişizminden kurtulurken ikinci bir fetişizm, toplumsal hipnoza neden olur ve bu da kolay yönlendirilebilir, çığırından çıkarılabilir bir toplumun inşası olabilir. Metiner konuşacaksa eğer; Meclis’te her önüne konulan kanun teklifine imza atmak dışında Adıyaman’ın ve Kürtlerin sorunlarına dair kaç tane yazılı veya soru önerge vermiş onu görelim.

Bu yazı toplam 8498 defa okunmuştur
İsmine bile gıcık oluyorum
 // Camer
bu nasıl bir kişilik bu nasıl bir karakter.yüzsüzlüğün açıklaması METİNER...
10 Ocak 2014 Cuma 09:32
01:34
 // vanlı
m.metiner gibi adamlar çok az bulunur. o en büyük okulu bütün sertifikaları üstün başarı ile almış her zaman birinci gelmiştir.BU OKUL YALAYICILAR SANAT VE MESLEK OKULU. Dur ama biraz şansız oda mesleği boyunca her zaman beyazlar denk gelmiş.ben ona dua ediyorum ömrünün sonunda inşallah bir siyahi başkan ada denk gelir ve tadını çıkartarak emekli olur diliyorum ona:-):-):-)...
08 Ocak 2014 Çarşamba 01:34
00:44
 // elbistanlı
Mustafa efendi,sen bilmezmisin bir küçük taşın dalga etkisi sonsuza yani sınırsız etki ve tepki doğurur,merak etme biz biat ten el etek öpmeden ziyade,ufuka,ruha iradeye,adamışlığa,bilince,sadeliğe,dürüstlüğe,eşitliğe en önemlisi mücadele leye yani başkan APO ya ve davamıza gönül vermişiz,senin bilmem sözüm ona metin erin gibi adres arayan taş gibi yuvarlanıp durmuyoruz, biraz iradeli olsan anlarsın...
08 Ocak 2014 Çarşamba 00:44