Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

MAVİDER

03 Ağustos 2010 Salı 22:51

Eğitimde var olan sorunlara az da olsa çözüm olabilmek umuduyla 2 yıl önce birkaç arkadaşla bir dernek kuralım dedik.

Bir grup üniversite öğrencisi ve eğitimci ile bir araya gelip görüş alışverişinde bulunduk.

Tomar tomar evrak topladık, derneğin tüzüğü falan derken 3-4 aylık bir sürenin ardından derneğin temelini oluşturduk.

İlk ve asıl hedefimiz, kurduğumuz dernek aracılığı ile üniversite öğrencilerine ve bölgedeki minik öğrencilere eğitim desteğinde bulunmak oldu.

Mavi Umut Derneği oldu derneğimizin adı ve elimizdeki umut anahtarı ile mavi bir kapı araladık.

MAVİDER… www.maviumutdernegi.com

İlk yönetim Kurulu toplantısında arkadaşlar Yönetim Kurulu Başkanlığına beni seçti.

Yönetimimizi oluşturduktan sonra üniversiteli öğrencilerle bir toplantı düzenleyip sorunlarımızı değerlendirdik.

Neler yapabileceğimizi konuştuk ve yola koyulduk.

Öğrencilerle yaptığımız toplantıların ardından esnafa gitme kararı aldık ve gittik. Esnaflardan üniversitelerde okuyan öğrencilerimiz için makbuz karşılığı destek talep ettik. Umduğumuz desteği alamadık.

Sonra üniversiteli öğrencilerle birlikte bir basın açıklaması düzenledik. İş adamlarına burs verme çağrısında bulunduk.

Yüksekova’da ilk kez üniversiteli öğrenciler sokakta çektikleri sıkıntıları dile getiriyor ve burs istiyordu. Ancak bu çağrı da sonuçsuz kaldı.

Kimseden çıt çıkmadı!

Sonra minik öğrenciler için bir şeyler yapalım dedik.

Yüksekova merkezde bulunan bir ilköğretim okuluna 3000 kitap bağışının yapılmasını sağlayarak yola bir kütüphane kurmayla başladık. Gerçi İl Milli Eğitim Müdürlüğü 3000 kitap bağışında bulunduğumuz okul kütüphanesinin kapısına ‘Bu Kütüphane MAVİDER katkılarıyla kurulmuştur’ yazısını çok gördü ama olsun biz kurduk ya kütüphaneyi içimiz rahat.

Ardından birçok köy okuluna batıdaki bazı dernek ve duyarlı vatandaşlar aracılığıyla kitap götürdük.

Yüksekova ve Şemdinli ilçesinin Irak sınırında bulunan birçok köy okuluna kırtasiye malzemesi götürdük.

Sınırda üşüyen yüzlerce bedene mont olduk, ayakkabı, eldiven, şapka olduk.

Kar kış demeden binlerce minik öğrencimizi sevindirdik.

Onları sevindirdik ama asıl hedefimiz olan zorluklarla boğuşan üniversiteli öğrencilerde kaldı aklımız hep.

Derneğimize gelen yüzlerce burs başvurusuna karşın yaptığımız basın açıklamasının ardından tek bir iş adamının bile derneğimizi aramamış olması bizleri üzdü.

Birebir görüşebildiğim her iş adamı ya da esnaf kendi çapında üniversitelilere burs verdiğini iddia ediyordu. “Ben zaten bir sürü öğrenciye burs veriyorum” diyenler vardı. Kime gitsen mutlaka 10-20 öğrenci okuttuğunu iddia ederdi.

Gelin bu bursları derneğimiz aracılığıyla verin dediysek de kabul ettiremedik.

Elbette aralarında doğru söyleyenleri de vardı ama tümünün burs verdiğini sanmıyorum.

Mesela Şemdinlili iş adamı Sabri Özel çıkardı burs verdiği öğrencilerin listesini ve iletişim bilgilerini gösterdi. 70 kişiye burs veriyordu. Tebrik ettim.

Ama ortalıkta iş adamı diye gezinen birçok kişi yalan söylüyordu.

Üniversiteli arkadaşlarımız eğitim gördükleri üniversitelerde bin bir zorluklar içerisinde, hatta zaman zaman ırkçı saldırılara uğramalarına rağmen maddi sıkıntılar çekerken onları yalnız bırakmak kabul edilemezdi.

Onlar yarın Hakkari’nin, bölgenin, ülkenin söz sahibi insanları, yöneticileri, siyasetçileri, sağlıkçıları, eğitimcileri olacaklar.

Yönetimdeki arkadaşlarla ve üye arkadaşlarla birlikte proje hazırlama çabasına girdik.

Bir eğitim projesi hazırlayıp Avrupa Birliği hibelerinden faydalanmak üzere Ankara’da Merkezi Finans İhale Birimine sunduk.

Projemiz, 1 yılı aşkın bir değerlendirme sürecinden sonra, yeterli puan almasına ve tüm aşamaları geçmesine rağmen ‘bütçe yetersizliği’ gerekçe gösterilerek reddedildi.

Çoğu zaman tek başıma kalmama rağmen yine de tüm kanalları zorlamaya çalışıyorum.

Son olarak SODES’e farklı konularda 5 proje hazırlayıp sunduk.

Projeler şuan değerlendirme aşamasında, umarım en az 1 tanesi kabul olur.

Yani mavi kapıyı araladıktan sonra bize gelen yüzlerce burs başvurusunu karşılamak için elimizden geleni yaptık, yapıyoruz. Ancak hala Türkiye’nin hatta dünyanın değişik üniversitelerinde eğitim gören yüzlerce maddi durumu kötü öğrencimiz var. Bunların bizde başvuruları da mevcut ancak asıl desteği Hakkarili, Yüksekovalı, Şemdinlili iş adamlarından almamız şart.

Çünkü bu yükü en başta onların sırtlaması lazım.

Ben bir gazeteci olarak üniversiteli öğrencilerimiz için az da olsa bir şeyler yapamaya çalışıyorum ancak yeterli olmuyor. Batıdaki üniversitelerde linç girişimleri ve baskılara rağmen eğitimlerini sürdürme çabası içerisinde olan öğrencilerimiz için el ele verip destek sunmamız şart.

‘Gerçek’ iş adamlarının, esnaflarımızın ve duyarlı vatandaşlarımızın üniversiteli öğrencilerimizin seslerine daha fazla kulak tıkmamalarını ümid ediyorum.

Gelin hep birlikte üniversiteli öğrencilerimize destek çıkalım. 

Onları yalnız bırakırsak, biz de yalnız kalırız!

Bu yazı toplam 5438 defa okunmuştur
esnafa ve evlere kumbara
 // delfin geveri
Erkan arkadaşımız bu konuda çok çaba sarfettiğini, bir sürü yola başvurduğunu ama sonuçun yertersizliğinden yakındı.Erkana bu çabasından dolay bir öğrenci olarak teşekkür ediyorum. öğrenci olduğum için gerçektende bu konuyu önemsiyorum ama elimizde öneri sunmaktan başka bişey gelmiyor şimdilik. derneğe yardımcı olmak için ilahi iş adamı olmamız da gerekmiyor herkez kendi bütçesine görede yardımcı olabilir .bence şu yol denenebilir; yetecek kadar kumbara hazırlanıp esnafa ve evlere dağıtıp sonra da kombaraları her ay bir görevli açıp paraları toplayabilir. basit ve gerçektende etkili olabileceğini düşünüyorum.Bir eğitimci olarak mezun olur olmaz bu derneğimize en iyi şekilde yardımcı olacağımı da söylemek istiyorum. derneğimize başarılar...
10 Ağustos 2010 Salı 18:25
to cling to life.
 // Nalbend-Ersin
Yani bu yaşa(konuma) gelmiş bir insanın bu şekil davranması yakışık almaz diye düşünüyorum. Koşullar hepimiz için aynı bende yüksekovalıyım ve antalyada okudum halada orda çalışmaktayım. Bursun bir öğrenci için ne denli önemli olduğu bilincindeyim. Ama bir "Kürd" öğrenci için koşulların hiç bir zaman iyi olmadığını, hiç hastalıktan kurtulamadığımızın biliyor olman lazım. Geçen günlerde ölümünün 115. yilini andığımız büyük Üstad Engels'in bir sözü var "İhtiyaçlar sınıra dayandığında icatlar ortaya çıkar" der. Kuşkusuz bu böyledir. O zaman sana düşen icat yapmaktır. Bunun başka bir ichizati yoktur. Sayın Çapraz'ın bu duyarlılık anlayışına değinmeden geçemeyecem. Taktire şayan bir durum. Enternasyonalist düşüncenin sözüyle; Aşk İle......
05 Ağustos 2010 Perşembe 23:24
to cling to life.
 // Nalbend-Ersin
Öncelikle şu Osman Kardeşimin ( burda Osman Kardeşim dememin nedeni kendisi ben üni.3. sınıfa gidiyorum diyor bir mantık çerçecvesinde bakıldığın kendisinden yaşça büyük olduğıumu var sayarak yazdım. Umarım! kırılmamiştır.) yorumuna bir eleştiride bulunayım dedim. Maruz görürsen eyer bir kaç söylemde bulunacam. Anlaşılan( çoğumuz gibi) maddi zorluklar çekiyorsun. Bunu dile getirmişsin. Yoksulluk ayıp değil tabi, Söylenmeyecek birşeyde değil. Yalnız bir sorun var üni. 3. sınıfa geçmiş bir kişinin hayatını sade bursa dayalı bırakması, ben çalışmak istiyorum ama iş vermiyorlar! diye duygusal ama gerçekçi olmayan tavırlar, dişim ağrıyor dereyi geçemem diyen katırın hikayesinden öteye gitmez. Editör yayınlarsa dewam edecem....
05 Ağustos 2010 Perşembe 23:13