İrfan Sarı

Legal ve İllegal Hırsızlar

23 Şubat 2014 Pazar 14:26

Legal hırsızlık nasıl olur diye sorabilirsiniz!

Türkiye’de yakın bir geçmişte tekerrür eden ve ayakkabı kutularıyla sembolleşen legal hırsızlığın evvelce de bankaların içinin kredilerle nasıl boşaltıldığını ve siyaset kurumun başındaki siyasetçilerin akrabalarının nasıl palazlandığını biliriz.

Siyaseten hırsızlığın yegâne ülkesi Türkiye değil tabi. Dünya bu konuda hatırı sayılır bir hırsız kadrosuna sahip.

Kıtlık zamanı yağmacılığın çoğaldığına rastlanılır, bolluk ve bereket zamanı da rehavete kapılan ahalinin gözlerinin içine baka baka çalmayı da görmek mümkündür ki bu tip çalma profesyonellerin işidir.

Türkiye kıtlık ya da bereketli çalma zamanların hangisinde bilemiyorum ama bildiğim bir şey var vergilerin en cafcaflısını alıyor.

Nitelikli hırsızların yaptığını herkes bilir ama pek çokta üstüne gidilmez. Kanunlar, kanun koyucular, adalet, adalet uygulayıcıları, basın, basın çalışanları, sivil toplum, sivil toplum temsilcileri o durumda suya sabuna dokunmadan yaşamayı yeğler.

Toplum ve birey bu durumda ne yapacağını anlayamaz zira kendi olmaktan uzaklaştırılmıştır. Nereye, nasıl, ne şekilde tepki göstereceğini çözemez. Bir zihin köreltme söz konusu olur. Bilgi karmaşası yaşanır, topluma doğrudan aktarım yapan merkezler bu işin böyle olmasını ister çünkü.

Neye uğradığını anlayamayan toplum ve birey açıkçası darbenin nereden geleceğini çok kestiremez. İşkence altında ve gözleri bağlı bir mahkûmu andırır bu zamanlarda toplum ve birey, çaresizdir.

O kadar çaresizliğin içinde dahi uğramış olduğu zihin köreltme toplumu ve bireyi sağlıklı karar almaya götürmez, hırsızı yakaladığında dahi onu af etmeye hazırdır. Oy verir, destekler, sorgulamaz, yargılamaz, eleştirmez.

Türkiye haritası içinde kalan güneş, su, rüzgar tarzı yenilenebilinir enerjiler gibi insanlardan doğal olarak insanların oluşturduğu toplumdan çalınan enerji kim vurdu ya gider. Bu sadece Türkiye ye mahsus bir durum da değil gelişmiş toplumlar da ve geri kalmış toplumlarda da buna rastlayabilinir ama Türkiye bu konu da ileride bir yerdedir.

Velhasıl Türkiye de doğa talan edilirken insanlarda soyup soğana dönüştürülüyor durmadan.

Yereldeki hırsızlar içinde birçok şey söylenebilir.

Uzun soluklu bir savaşın iyice yoksullaştırdığı halk gerçeği var karşımızda. Eğitimden mahrum bırakıldığını hiç söylemeye gerek yok. Yanı sıra savaşın yarattığı boşluklardan istifade edenlerin uyuşturucu alım satımı yapıp bir gecede zengin olmanın yaratmış olduğu üstler ve altlar arasındaki uçurum…

Evet, öyle büyük bir uçurum ki insanlar kıskançlık egolarına, hırslarına yenilip kısa zamanda haksız kazanç elde etmenin peşine düşer. Meşru olup olmadığı bir an akıllarından geçmez, gemisini yürüten kaptandır hep.

Ve bu illetin içicisi olan bireylerin toplum içinde dışlandığına tanıklık ederiz.

Oysa bu yüz kızartıcı işi yapanlara olan sadakat gözden kaçmaz, sadakat olmasa bile tam olarak bunun ismi yağcılık-yaranmacılık olarak tanımlanabilinir.

Ve bence toplumun ekonomik zekasıyla oynamanın en belirgin karmaşası tefeciliktir. Tefecilik kısaca dayanışma olarak algılansa da kökenin de meşrulaştırılmış harsızlığın ta kendisi olduğunu unutmamalıyız. Toplum içindeki siyaset ve din geleneği bu işe dair belirgin bir mücadele örneği bırakamamıştır.

Pratikte bu gayri meşru işleyişin toplumda çökmelere ve dejenere olmaya meydan verdiği konusunda hemen her kesim hemfikirdir. Ancak söz konusu işleyiş karşısında hiçbir kıpırdama söz konusu değildir.

Her kes ve kesim suskun olmayı tercih eder.

Ayrıca üretim kaynakları yeterince dönüştürülmediği ve üretime dair devletin yok denecek desteği kaçınılmaz sonu getiriyor. Yani üretimden düşmüş, muhtaç olmuş halk.

Tüm bu durumlar, savaşın açtığı boşluklardan istifade eden illegal hırsızları da çıkardı karşımıza. Son zamanlar da ilçemizdeki hırsızlık vakaları mutlak sonuç olarak karşımızda uzun zamandı duruyordu anacak şimdi kapımızı dövmeye başladı.

Unutulmamalı ki bu sorun bir an önce çözüm bulmazsa her bireyi potansiyel hırsız haline getirecektir ki o zaman zihin erozyonu ya da körelmesi hayat bulur.

Bu da yoz toplum, yoz yaşam olur. Düşünülmesi bile korkunçtur bu durumun. Başkalarının emeğine, alın terine, baba mirasına göz koyanların galip gelmesine fırsat vermemeli…

 

 

Bu yazı toplam 5451 defa okunmuştur
duyarlılık güzel
 // ayrık
bir gün bir yerlerde arkeologlar taş tabletler bulmuşlar , okumuşlar vakti deminde bir ozanın zamanın tiranlarına karşı direnişi yazıyormuş hocam senin yazılarında hiç güncelliğini yitirmiyor elli milyon sonra dahi güncel , yeni , havadar , tılsımlı , manidar , düşündürücü , ezgi , yankı , hüzün , umut , kaos , metafizik , kuantum , kutsal , roman , müzik , klasik , özdek yanı herşeyden var ....
24 Şubat 2014 Pazartesi 19:39
yüksekova öğrencileri
 // cihan
sayın irfan sarı, sizin sosyal sorumluluklar konusunda duyarlılığını biliyoruz.
malum 23 marta ygs sınavımız var 2011-2012 -2013 te yök'ün uygulandığı ygs sınavı yüksekovada da yapılyordu çokta güzel oldu lys ise hakkari merkezde yapılyordu; ama bu sene kimler tarafında alınan bir karar ise ygs yani birinci ayak yüksekovada yapılmayacak. bizi zor durumda bıraktılar hakkari de çoğumuz kalacak yer bulamıyoruz, otele verceğimiz para yok bu sınav stresine bir de barınma sorunu eklenince çileye dönüşyor başarısızlık kaçınmaz oluyor sonra hakkari sonuncu oldu çarşaf çarşaf haberler üç yıl üst üstte ygs y.ovada yapıldı en ufak bi sorun da yaşanmadı. hakkari ösym merkezi de gerekli hiç bir açıklama yapmıyor ulaşabilrsiniz tlf mevcut tşk....
24 Şubat 2014 Pazartesi 15:05
geverli
 // meğsudavayı
evet ama gerçekten tefecilik hat safhada bunun önünü kapatılmalıdır bu tefecileri her kes görüp ama göz yumuyor.bu tefeciler her gün partide oturup bol bol çay içiyorlar ..............
24 Şubat 2014 Pazartesi 10:55