İbrahim Genç

"Kürtlerin Kudüs'ü"

07 Mart 2010 Pazar 23:08

38344Türkiye’de her ne zaman Irak lafı geçse akla hemen Kerkük gelir. Bu konuda Türkler ve Kürtler kendileri açısından doğru saydıkları verileri vermekle yetinirler. Tabi bu böyle bir kısır döngü şeklinde devam eder çoğu zaman. Bunun en önemli nedenleri de Türkiyelilerin Kerkük’le ilgili güncel bilgilere tamamen sahip olmamaları ve bazı çevrelerin sürekli olarak kışkırtmacılık yapması.

Bugün de Irak’ta parlamento seçimleri yapıldı. Bu yazıyı yazdığım şu anda sonuçlara dair resmi bir şey ortada yok. Saddam diktatörlüğünden sonra orada seçimlerin yapılıyor olması başlı başına bir önem arz ediyor.

Kerkük söz konusu olduğunda işin içinden çıkmak gerçekten zor. Özellikle de Irak Türkmen Cephesi’nin (ITC) çığırtkanlıklarından dolayı bazen bir şeyleri anlatmak çok daha zor. Çünkü Türkiye’de, sanki Irak Kürdistanı’nında Türkmenleri temsil eden tek partinin ITC olduğu yanılgısı var. Bunun yanında Kerkük’te birçok halkın bir arada barış içinde yaşadığını görüyoruz. Ki bu son seçimde de birçok Türkmen partisinin Kürt listelerini desteklediklerini gördük.

Kerkük’ün tarihine girmeyi başka bir yazıma bırakarak şunu söyleyebilirim ki Irak Kürdistanı’nda Türkmenlere birçok demokratik hakkın verildiğini söyleyebiliriz. Türkmen dilinin Kürtler tarafından resmi dil olarak kabul edilmesi, başlı başına büyük bir mesajdır.

Şimdi ben de, uzun yıllar Irak’ta ve özellikle Irak Kürdistanı’nda bulunan ve bölgeyi çok iyi bilen Milliyet gazetesi parlamento muhabiri Namık Durukan’la yaptığım şu kısa sohbeti sizinle paylaşmak istiyorum:

İbrahim Genç: Petrol bakımından büyük bir çekim cazibesine sahip Kerkük özelinde konuşmak gerekirse, Kerkük’ün statüsünü belirleyecek bir referandum söz konusu birkaç yıldır ama bu sürekli erteleniyor. Bu referanduma Türkmenlerin ve Arapların itirazı ne düzeyde? Özellikle Türkmenlerin itirazı var. Ki Türkiye de Kerkük konusunda genellikle Türkmenler üzerinden bir müdahale alanı oluşturmaya çalışıyor.

Namık Durukan: Kerkük, Türkmenler ve Kürtler için çok önemli. Türkmenler, Kerkük’ü bir başkent olarak görüyor. Talabani’nin ifadesiyle de Kerkük “Kürtlerin Kudüs’üdür.” Bunun yanında bölgede tutunmak için müthiş bir petrol rezervi söz konusu. Bu sebeple de çelişkiler daha belirgin hale geliyor. Biraz daha geçmişe, Saddam Hüseyin dönemine gittiğimizde ise Türkmenler ve Kürtler arasında bir sorunun olmadığını görüyoruz. Çünkü Saddam Hüseyin iki halka da eziyet ediyordu. Bunun sonucunda Kürtler  silahlı mücadele yolunu seçtiler, Türkmenler ise siyasi alanda faaliyet yürüttüler. Sonuç olarak Kürtler daha çok bedel ödedi. Saddam Hüseyin devrildikten sonra her grubun kendine göre talepleri ortaya çıktı. Türkmenler Kerkük’ün bir Türk kenti olduğunu iddia etmeye başladılar. Oysa Kerkük şehir merkezine baktığımızda Türkmenler yoğun bir nüfusa sahip olmalarına rağmen, Kerkük ilçe ve köyleri birlikte değerlendirildiğinde Kürt nüfusunun Türkmen nüfusunu ikiye katladığını görüyoruz.

İbrahim Genç: Bununla birlikte Türkmenlerin ne tür demokratik haklara sahip olduğunu söyleyebilirsiniz?

Namık Durukan: O bölgede uzun süre kaldığım için bölgeyi bilen biriyim. Şimdi oraya baktığımızda Türkmenlerin birçok demokratik hakka sahip olduğunu görüyoruz. Türkmenlerin bir sürü okulu var, Türkmence eğitim veriliyor. Türkmence yakın dönemde resmî dil ilan edildi. Birçok gazeteleri ve radyoları var. Bunun yanında nüfusları oranınca mecliste temsil ediliyorlar; ama Kürt nüfusu daha yoğun olduğu için vali Kürt. Tabi vali yardımcısı olarak Türkmen de var Arap da. Bir nevi orası ortak yönetiliyor. Yine Erbil’de de durum böyle. Son olarak kabul edilen Kürdistan anayasası da bu hakları garanti altına alıyor.

İbrahim Genç: Sizin anlattıklarınıza rağmen başta Irak Türkmen Cephesi olmak üzere bazı grupların sürekli bir katliam olduğunu dile getirmelerinin, bir Türkmen-Kürt çelişkisi ortaya atmalarının iç yüzü ne olabilir?

Namık Durukan: Bölgede her ne kadar zaman zaman Türkmenler ile Kürtler arasında sorunlar yaşansa da bu bazı çevrelerin dile getirdiği gibi çatışmaya, baskıya varan ölçülerde değil. Orada Türkmenlerin büyük bölümü ile Kürtler arasında herhangi bir sorun yok. Ama ne yazık ki bazı gruplar oradaki Türkmenleri örgütlüyor. Bunun sonucunda da çelişkilerin derinleştirilmesi sağlanıyor. Özellikle Türkiye’deki bazı çevreler bölge ile gerçekçi olmayan haberler yayarak bunu yapıyor. Bu çevrelerin temel amacı da bölgedeki Türkmenleri Kürtlere karşı kışkırtmak. Bununla da Kürtlerin bölge düzeyindeki düşüncelerini kırmak. Kısaca belirtmek gerekirse bölgedeki Türkmenler üzerinde birçok farklı grup oynuyor.

İbrahim Genç: Kürt Federe Bölgesi’ndeki Kürt halkının Türkiye’ye bakışı nasıl? Özellikle Türkiye Kürtlerine yönelik bir dikkat var mı? Türkiye’deki Kürt sorununa ilgi duyuyorlar mı?

Namık Durukan:Tabi ki Kürt Federe Bölgesi’ndeki Kürtler, Türkiye’yi yakından izliyor. Bunun iki büyük nedeni var: Birincisi Kürt bölgesindeki Kürtler Türkiye’yi bir model olarak görüyor. Çünkü Türkiye onlar için hem Avrupa’ya en yakın ülke hem gelişmekte olan ve demokrasiyi yakalayan bir ülke. Bu sebeple Irak’a, Suriye’ye ve İran’a böyle bakmıyorlar. İkinci bir neden ise bölgedeki birçok üretim ilişkisinin, yatırımın Türkiye’nin girişimleriyle yapılıyor olmasıdır. Ki oradaki ekonomik üretimin %60-65’i Türkiye üzerinden yapılıyor. Bunun yanında Kürt Federe Bölgesi’ndeki Kürtler her ne kadar Türkiye’deki Kürt sorunun çözümü konusundaki gelişmeleri izleseler de pek de müdahaleci değiller. Sadece liderler düzeyinde açıklamalar yapılıyor. Buna karşın oradaki tüm Türkmenlerden ziyade, Irak Türkmen Cephesi’ne yakın Türkmenlerin Kürtlere önyargılı yaklaştığını söyleyebilirim. Birçok Türkmen ile yaptığım görüşmelerden anladığım kadarıyla Türkiye’deki Kürtleri de Irak’taki Kürtlerin akrabaları olarak gördükleri için Kürtlere pek de iyi bakmıyorlar. Ama buna karşılık Türkmenlerin büyük çoğunluğu Kürtleri kardeş olarak görmekte ve geçmişten bu yana süregelen birlikteliği ön plana çıkarmaktadır.

Bu yazı toplam 7168 defa okunmuştur
Gerçekler Parmak Basmak Gerekirse
 // kırÇİÇEĞİ
yazardan başlamak lazım :)) R.O.Kütahyalının imla hatalarından sonra Kudusün kutsallığını Kerkük ile bağdaştırmak dahası teşbih sanatını kullanmak doğru yanlış demeyeceğim yazarın kendisine bırakıyorum.Fakat yorumculara da değinmeden edemiyeceğim.Lütfen okuduğunuz yazılarda ki teşbih sanatını öğrenin buraya yaptığınız yorumlardaki fanatik ve ah...ca...ce birbirinizi tehdit etmekten vazgeçmenize faydası olur :))) Anlayan anladı sanırım.......
09 Mart 2010 Salı 14:55
süper!!!!!!
 // ALİ
1.ci dünya savaşı sırasında abd nin ilan ettiği wilson ilkelerine göre de nufusu daha fazla olan halkın yönetimin onun elinde olması gerektiğini söylüyor..kerkükte kürlerin nufusu türkmenleri 3-5 katı haliylen yönetim kürtlerde olacak..bu çok demokratik bir durum aynı zamanda yönetimde türmenlerde var araplarda vardır..öyle çıkıp nara atmak yok nufus çoğunluğu kimde ise hakimiyet onun elindedir bunu böyle bilin.....
09 Mart 2010 Salı 09:05
öküztürklerine
 // jiyanjiyan
kerkük nah türklerindir.binlerce seneden beri kürtlerindir ve öyle kalacaktir.yinede almayi deneyin, tabii tek basina, avrupa ve abd den rezil rezil yardim alamadan. nasil sizin o sanli tsk niz 30 senedir .....
08 Mart 2010 Pazartesi 23:18