İrfan Sarı

Kürtler ve Türklerin barışı

09 Nisan 2009 Perşembe

Türkiye siyasi tarihine bakıldığında hemen her on yılda bir darbe geri kalan zamanlarında da milliyetçilik kılıcı kuşanmış bir despotizm hüküm sürer.

 

Çünkü siyaset hiçbir zaman kendini askerin yönetiminden bağımsız tutamamıştır. Her zaman şemsiyesi ve hatta ayağının altındaki buz parçası da hep asker olmuştur.

 

Geçmişteki darbelerden sonra askerin birebir kendisi üniformasıyla baştayken o kadar insan mağdur edilip işkencelerden geçirilmiş ki neredeyse her aileden biri bu işkenceden payına düşeni almıştır. Durum böyle olmasına karşın kurulan her siyasi parti bir şekilde askerin kışlasında durmasına irade ve siyasi bir duruş sergileyememiştir.

 

Sağ sol çatışmasından, alevi Sünni denemesine kadar uzanan provaların içine ayrıca Kürtleri özelleştirdiklerini biliyoruz. Kürtler varlıkları etrafında yeşermeye başladıkları zaman hain, ayrılıkçı, bölücü ilan edildi.

 

Öyle dikkatle yüzler Kürtlerin üzerine çevrildi ki ülkede siyasi iktidarların aldıkları kararlar yanlış bile olsa görülmedi.

 

Etnisite demogarifisi Kürtlerin sayısını 11 milyon göstermesine rağmen siyasi hayat Kürtleri hep potansiyel ayrılıkçı göstermeye devam etti hala da devam etmektedir.

 

5. 137 metre yükseklikten Harran, Konya ve Çukurova"ya bakmayı bir türlü öğreten ve coğrafik barışı anlatan bir siyasi hayat gelip oturmadı bu ülkenin yönetimine.

 

Denizin içine balıklama atlayan bir coğrafya, uzun ve doyumsuz kumsallar, berrak güneş tamamen unutulmuş. Hele Toroslardan ve Ziganalardan Zagros dağlarına uzanan sıradağlar dizisindeki doku ve bitki florası neredeyse bütün dünyada eşine rastlanamayacak güzellikte.

 

Toprağa bir avuç buğday verdiğinizde bir çuval geri alırsınız. Bir ağaçtan elli kasa meyve çekersiniz bir inekten kırk kilo süt sağarsınız.

 

Gelin görün ki bir siyasi aktörden yüz yıldır kan, gözyaşı, sürgün ve nefretten başka bir şey almak mümkün olamamıştır.

 

Gelinen noktada toprağı süremeyecek hale gelmiş ve üretilecek ürünlere kota getirilmiştir. Örneğin dünyanın bütününe sigara satan ABD olmasına rağmen Türkiye"de tütün üretimi yasaklanmış ya da kota uygulanmıştır.

 

Bu inanılmaz coğrafyanın toprağından ülkenin tamamı hayatın kazanabilecek durumdayken herkes devlet kurumlarına kapağı atmak ve devletle göbekten bağlı olmayı ister duruma getirilmiştir. Aileler üniversite de öğretmen olsun diye değil Asker, polis olsun diye bebeklikten itibaren prova yaptırır çocuklarına.

 

Ülkenin Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde olması neredeyse hiçbir vatandaşın aklının ucundan geçmezken buna yönelik bir tek önlem devlet tarafından alınmamıştır.

 

Ve daha bir makaleye sığmayacak kadar çok mesele.

 

Türkiye"ye kendi barışını sağlamak bu anlamıyla hep zor geldi.

 

Bu gün geldiğimiz noktada çok uzak coğrafyalardan gelen ABD başkanını barışımıza katkı sunsun diye yere göğe sığdıramıyoruz.

 

Buna rağmen Kürt meselesine kalıcı bir çözüm için siyasi aktörler hala çaba sarf etmemektedirler ve Kürt meselesiyle Ermeni meselesini birbirine karıştırmak ve bu şekilde kafaları da bulandırmak peşindedirler.

 

Buda meselemizi ertelemekten başka bir işe yaramayacaktır.

 

Kendi barışımızı sağlamak sadece bizim elimizdedir. Bu coğrafyanın zenginleri Türkiye halklar olmalıyken başkalarını hak sahibi etmek doğru bir tavır olmaz.

 

Saydığımızdan çok daha fazla zenginliği yaratabilmek için siyasi cesaret ve erginlik yaratmalıyız.

 

Kullanılabilinir enerjimizi açığa çıkarmak toplumsal barışı sağlamak için bir seferberlik ruhu lazım.

 

Bu ruh Kürtler ve Türklerin kendisinde ve coğrafyasında saklıdır onlardan başkası da bulamaz.

 

Bakın Kürt atasözü de bunu doğrulamaktadır.

 

Sûvarê xelqê ne be peyayê xwe be. (elin binicisi olacağına kendi yayan ol.)

 

Kendi barışının mimarı olmak varken başkalarının toplum mühendisliğine ihtiyaç duymak siyasi birikimden yoksun olmak anlamına gelmez mi?

Bu yazı toplam 6797 defa okunmuştur
özyeterlilik..
 // diyar agiri
evet sayın irfana bu konudu katılıyorum. türkiyede iç antlaşma hatalarla yanlışlarla yüzleşebilme ve beraberce sorun çözebilme kabiliyeti malesef hiç gelişmemiş.bu sadece kürt sorununda deil diğer bir çok sorundada var.işte bunların aşılabilmesi için özgür düşüncenin gelişmesi gerekir.silahların gölgesinde siyaset tıkanır.....
04 Haziran 2009 Perşembe 11:51
YAZIYI OKU BAŞLIĞI SEN KOY
 // serdar yüksekovalı
BAKIN ARKADAŞLAR KÜRTLER TÜRKLER KARDEŞTİR DİYE BİR SÖZ KULLANMYORUM ZATEN BU İSPATLANMIŞTIR KÜRTLER VE TÜRKLER KARDEŞTİR BAKIN DOĞU VE G.DOĞUDA GERÇEKTEN ÇOK ACI OLAYLAR YAŞANMAKTADIR BİR ÇOK AİLE VARKİ BİR OĞLU ASKER BİR OĞLU GERİLLA PEKİ NEDEN BİZ İÇİMZDE ÇATŞIYORUZ BAKIN ŞÖYLE BİR DÜŞÜNSENİZ GERİLLA VE ASKER BİRLEŞSE KENDİ İÇİMİZDE ÇATIŞACAĞIMIZA DIŞMZLA ÇATIŞALIM ABD,AB BİZİ GÖRSÜN O ZAMAN TÜRKİYE BUNU YAPACAK GÜÇTE AMA GERİLLA ASKER BİRLEŞLİRSE BUNLAR YAPILIR SİZ HİÇ YABANCI KANALDA BU KÜRT SORUNUNA NE DİYOLAR BİLİYOMUSUNUZ GERİZEKALILAR DAHA İÇLERİNDE BARIŞI KURAMAMIŞLAR DİE BAHSEDİYOLAR AMA ASKER VE GERİLLA BİRLEŞİRSE DAHA İYİ OLUR DÜNYA ABD,AB DEĞİL BİZ ABD,AB YE HÜMK EDERİZ...
07 Mayıs 2009 Perşembe 16:04
dogalık gevere cvp
 // rasti
sarının doğal fotorafıdır zaten...
13 Nisan 2009 Pazartesi 11:56