Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Kürtler, Newroz Ateşi

01 Nisan 2008 Salı

Cumhuriyetin kurulduğu günden beri ülkede Kürtlere karşı yaptırımlar asimilasyon temelinde devam ediyor. Tarihi sürecinde Kürtler kendilerine ayrılan yerde sefaleti, yokluğu, cehaleti, kader bellemiş görünürler. Asimilasyon kendi çocuklarına koydukları isimden tutun da yaşadıkları yerlerin isimlerinin değiştirilmesine kadar sürer. Bu yolda din eksenli politikalar çok kapsamlı kullanılır.

 

Kürtlerin karşı karşıya kaldığı planlı ve programlı asimilasyonda özellikle yerel işbirlikçiler kullanılmıştır. Bunun da bölgedeki karşılığı belirli aşiret nüfuzuna ve ya toprağa sahip kişiler yada dini cemaatlerin liderleri demektir. Kürtlerin zaman zaman ayaklanmaları söz konusu olmuşsa da bu da kanla ve şiddetle bastırılmıştır.

 

2008 yılı Newroz"unun bölgedeki tansiyonuna böyle bir girişle başlamak fayda verir. Newroz kutlamalarına bu yıl şiddetin bulaşmasının başlıca nedenlerinden biri, yerel hükümet ayağının askerin sesine kulak vermesi.

 

Kış aylarında başlatılan hava ve kara operasyonunda, Zap ve Kandil kavşaklarının geçilememesi askerde bir moral bozukluğu yarattı. AKP hükümetinin ABD"ye vermiş olduğu siyasi çözüm sözü karşılığı ordunun kışlaya çekilmesi gerekiyordu. Bunu kendine siyasi malzeme yapan Başbakan"ın ABD ziyaretinde askeri yanında götürmesi, bu savı destekler niteliktedir.

 

Hal böyle olunca bölgeye bakış değişir tabiatıyla. Çünkü hükümet son genel seçimde oy aldığı seçmenini tatmin edebilmek için sözünü tutacaktır. Türkiye arenasında saygın olan ordu ise, kaybolan prestijini burada kazanmak için son kozlarını valiler ve kaymakamlar üzerinden yürütecektir. Biri "yatırım paketleri" derken diğeri "kaybolan prestijim" demiştir.

 

Bunun en anlamlı zemini ise Newroz kutlamaları.

 

Son 10 yıldır Newroz kutlamalarına 21 Mart günü dışında da izin verilir ve kutlamalarda bu tür olaylar yaşanmazdı. Bu yıl valilikler ve kaymakamlıklar başlarda “evet” izni verdiği Newroz kutlamalarına son anda “hayır”dedi. Bu durum DTP yöneticileri ve Newroz kutlama tertip komiteleri tarafından sıcak karşılanmadı. Çünkü bugün kendi tabanlarıyla buluşma noktalarıdır ve önlerinde çok önemli bir yerel yönetimler seçimi maratonu var.

 

Gerek kutlamalarda gerekse kutlama öncesi toplantılarda kitlelerine sağduyulu olmalarını söyleyen yöneticiler bu yasaklama karşısında halka müdahale edemedi. Kendiliğinden gelişen kitlesel gösterilerde inisiyatif halkın kendi eline bırakıldı. Ve aslında son operasyondan bu yana biriken öfkelerini gizleyemeyen polis ve askerin istediği ortam da böylelikle oluşmuş oluyordu kimilerine göre...

 

Kişi başına düşen bir asker ya da polisin bu sayısal çoğunluğuna anlam vermek zor olmasa gerek. Hele askerin asli vazifesi ülke sınırlarını korumak iken şehir içinde ırkçı, şöven ve militarist sloganlarla yürümesi (Her Türk asker doğar) kendini ele veren cinstendi. Adı orantısız güç olarak yansıyan bu şiddetin beslendiği kaynak belli oluyordu böylece. Kadınlara, çocuklara ve ergenlere uygulanan ve demokratik hukuk ülkesiyle bağdaşmayan bu şiddet bazı Kürtlerin de şiddete sapmalarını tahrik etmiştir. Böylece ülke yönetiminin Kürt meselesine bakışını gözden geçirmek ve hatta yerel inisiyatiflerle görüşmek düşüncesini tartışmak kaçınılmaz kılınabilir.

 

Bu bağlamda ordu artık bu yolla prestij kazanamayancağını öğrenmeli ve asli görevine dönmeli. Polis ise can ve mal güvenliğini sağlamakla memur olduğu insanların yakasından düşmeli. Siyasi bir partinin simgesi olan şekilci tavrını bırakmalı.

 

Bu bayram tıpkı Diyarbakır"daki gibi adına yakışır bir biçimde kutlanılabilirdi. Ancak vali ve kaymakamların küçük düşünmeleri meseleye “kan” bulaştırmıştır.

 

Yüksekova"da polisten hakaret işiten gazetecilerin, “Suçumuz ne?” sorusuna “Yüksekovalı olmanız yeterli” cevabını alarak çevik kuvvet polisleri tarafından darp edilmeleri ve makinelerinin tahrip edilmesi ise tahammülsüzlüğün göstergesidir.

 

1 gün yakmak için izin istenilen Newroz ateşi, izin onaylanmayınca Hakkari"nin merkez ve ilçelerinde 5 gün boyunca havai fişekler eşliğinde yakıldı… Hem de geceli gündüzlü!

 

* 28 Mart 2008 tarihli Agos gazetesinde yayınlandı

Bu yazı toplam 16256 defa okunmuştur
biji heval
 // özgürlük savaşçıları
gün gelecek bu topraklarda kürdün özgürlüğü yol alcaktır...
08 Mayıs 2008 Perşembe 09:13
Süpersin abi
 // Serhad Baran
Çok güzel yazmışsın eline diline sağlık....
30 Nisan 2008 Çarşamba 18:14
helal sana
 // ezim ez
varmım böyle yurekli adam kaldim bu turkyede böyle yurekten yazan adam helal be bu köşe yazin bir dünyay bedel hellah abime...
26 Nisan 2008 Cumartesi 20:38