Şeyhmus Diken

Kürtçeye çevrilmenin cazibesi!

10 Mayıs 2014 Cumartesi 19:26
Son yıllarda Türkçe kitaplar Kürtçeye çevrilip yayınlatılmak isteniyor. Peki, sorarım Türk aydınına; Neden bir zahmet siz de Kürtçe edebiyatın örneklerini Türkçenin okurlarıyla buluşturmuyorsunuz?

Hafızam beni yanıltmıyorsa 2007 yılı olmalı!

Lis Yayınevinin Genel Yayın Yönetmeni arkadaşım Lal Laleş ile birlikte Türkçe yazan beş kadın yazarın öykülerinden kendilerinin de onayıyla Lis Yayınları için beş seçki kitabı yapmıştık. Kitaplar Kürtçeye çevrilmiş ve iki dilli olarak yayınlanmıştı. Kitapların sadece basımı için İsveç İstanbul Başkonsolosluğu Kültür Ataşesi küçük bir de sponsorluk desteği sağlamıştı.

Oya Baydar, Müge İplikçi, Sema Kaygusuz, Leyla Erbil ve Jaklin Çelik’in kitapları iki dilli olarak yayınlandıktan ve İstanbul ve Diyarbakır başta olmak üzere çeşitli illerde iki dilli etkinlikler yaptığımız sıralarda; İsveç İstanbul Başkonsolosluğuna hitaben yazılmış Türkçe yazan bir kadın edebiyat yazarının mektubu bize ulaştırılmıştı.

Kadın yazar özetle, kendisinin kitaplarından da bir Kürtçe çeviri kitabının bu çalışmaya dâhil edilmesini çok istediğini ve bundan ziyadesiyle mutlu olacağını belirtiyordu mektubunda.

İşte tam o zaman anlamıştım ki Kürtçe mayası tutacak.

Yıllardır, Kürdü yok sayan, Kürtçeyi edebiyat yapılmaz zayıf ve yetersiz bir dil olarak görenler, hatta Kürtçe dendiğinde dudak kıvıranlar! Nihayet anlıyorlardı ki; aslında Kürtçe diye bir dil vardı ve Kürt de vardı ayrıca.

Ama bu kolay olmamıştı tabi. Kürdün dişiyle tırnağıyla sökerek sağladığı siyasal, toplumsal, kültürel ve entelektüel mücadele ile olmuştu.

Son birkaç yıldır artık neredeyse etkili şahsiyetler aracı kılınarak Türkçe yazan şair, öykücü ve romancıların kitapları Kürtçeye çevrilip yayınlatılmak isteniyor. Kürtçede okunsun diye bir dertleri de yok anladığım kadarıyla! Çünkü onlar da çok iyi biliyorlar ki, Kürtçe yazılan edebi metinlerin de okuyucuları henüz arzulanan düzeyde değil. Ama olsun Türk edebiyatçıları ve Türkçenin yazarları, istiyorlar kitaplarının Kürtçeye çevrilip basılmasını. Üstelik bunu Kürt yazar ve çevirmenlerinden bekliyorlar.

Bu çok anlamlı ve anlaşılır bir istektir.

Dillerin, kültürlerin birbirlerini itmemesi, ötelememesi, eşitlemesi koşuluyla çok da kıymetlidir.

Binyılllık Anadolu kardeşliğinden söz eden bir dil geliştiriliyor bu ülkede. Hoş bizim öyle kardeşlik, hele hele binyıllık kardeşlik gibi bir derdimiz yok. Dostluk derseniz düşünürüz. Ama kardeşliğin hayrını görmediğimiz için onu bir tarafa bırakmak gerek şimdilik.

Ama o zaman orta yerde şu soru durmuyor mu peki ala!

Yıllardır yok sayılan, inkâr edilen, sonra da mecburiyetten kabul edilen bir dil, Kürtçe, orta yerde. Kürt entelektüelleri varlık yokluk kavgası vererek bu dili edebiyatıyla, sokağa yansıyan haliyle mahkeme kapılarında yaşatıp bugünlere taşıyarak var ettiler.

Siz adeta sömürgeci ülkenin entelijansiyası gibi egemence davranarak yazdıklarınızın Kürdün diline çevrilmesini Kürt aydınlarından talep ediyorsunuz. Birçok Kürt aydını da bunu zevkle, memnuniyetle yapıyor. Üstelik telif, çeviri ücreti filan gibi meseleleri de sorun etmeden, dostluk saikıyla yapıyorlar çoğu kez.

Peki, sorarım Türk aydınına, Türk yayınevlerine! Sahi siz nerdesiniz ve ne yapıyorsunuz?

Neden, kardeş dediğiniz halkın dili olan Kürtçeyi öğrenmiyorsunuz? Neden öğrenmiyor ve bir zahmet siz de Kürtçe edebiyatın nadide örneklerini Türkçeye çevirmiyor ve Türkçenin okurlarıyla buluşturmuyorsunuz. Üstelik bunu da garip bir hal ile Kürt aydınlarının yapmasını bekliyorsunuz.

Bu soru Kürt dostu birkaç tekil örnek dışında orta yerde duruyor ve henüz yanıtı yok! 

Bu yazı toplam 5821 defa okunmuştur
vasat
 // mehmet kaygusuz
Sayın vasat arkadaş.hani derler ya ne kadar yaşarsan yaşa öğreneceğin çok şey var diye.ben daha öncede bir hususta yorum yazmıştım.sizin gibi bir arkadaş bana çıkışmıştı sen kim oluyorsun kürt olmadığın halde yorum yapıyorsun hem senin kafan çalışmaz demişti.bende acizane vasatta olsa bir kaç ünv bitirdiğimi boyumdan 8-10 kat yüksekte kitap okuduğumu belirtmiştim.şimdi sizden vasat arkadaşlık tabirini duyunca bu kadar okuduğum kitap yazan insanlara güldüm.güya yazarsınız,bana vasat arkadaşlığı bile öğretemediniz diye;siz ne düşünürsünüz bilemem ben yaradılanı seviyorum yaradandan ötürü buda benim inancım.ben hiç bir yerde ne kürde ne başka insana kem gözle bakmayacağım bakmam bakmadım.fena ettimse kusur benim....
20 Mayıs 2014 Salı 22:28
Asırlık Kardeşlik Safsatası
 // Dilkeşt
Kardeşlik sadece bir aldatmacadan ibaret. Türk kardeşliğine kesinlikle inanmıyorum ve hiçbir Kürd de bu oyuna gelmesin.Onların kardeşliği onlar gibi olmaktır, farklı olduğun zaman kardeş olmadığın gibi direkt düşman oluyorsun. Kürd'ün kardeşi sadece Kürd'dür.Başkaları enfazla arkadaş,dost olabilirler.Eğer Türkler samimiler ise onlardan kardeşlik beklemiyoruz, vasat bir arkadaş olsunlar, yeter bize....
17 Mayıs 2014 Cumartesi 10:47
kardeş?
 // mehmet kaygusuz
sayın yazar bugün anneler günü, sizin yazınıza muhterem annemin bir sözü ile cevap vermek, anneme selam ve sevgilerimi göndermek isterim. bu vesile ile şahsınızda annenize ve tüm annelere sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.derdi ki "büyüğü deli, küçüğü deli,beşikteki başını sallıyor" yani ben sizi bir kürt aydını olarak büyüğü yerine koymuşumdur her zaman.kardeşliği bu kadar keskin şekilde zaten olmaz derseniz geriye sadece kültüründe kürtlüğünde türklüğünde posası kalır.velev ki geçmişte acılar yaşanmış olsun, ben şahsen kardeşliği kabul ediyorum ve bunun için illa aynı anadan doğmuş olmamız gerekmediğine inanıyorum.lütfen beni bu düşüncemden men etme.yazıma hoşgörü ile yaklaşacağına inanıyor sevgiler gönderiyorum....
11 Mayıs 2014 Pazar 17:05