İbrahim Genç

Kürtçenin Heba Edilen Kaynakları

18 Şubat 2014 Salı 00:45

Kürtler, coğrafyalarının parçalandığı ülkelerde asimilasyon, inkar ve imha politikalarına on yıllarca direndiler. Direnişin ilk aşaması, hayatta kalabilmekti. İkinci aşama, varlığını kabul ettirmekti. Nihayetinde üçüncü aşama ise hayatta kalıp varlığını kabul ettirdikten sonra dil, kültür ve tarih alanındaki zenginliklerini ortaya çıkarmaktı. Bu anlamda kendilerine tarihleri unutturulmak istenen Kürtler, dil ve tarih zenginliklerini ortaya çıkarıp bir hafıza tazeleme gayretine girmektedirler.

Tabii Kürtlerin işi hiç de kolay görülmüyor. Çünkü Kürtçenin eski yazma eserleri on yıllarca ya yok edildi ya da başka milletlere mal edildi. Bu anlamda Kürtçenin eski eserlerinin toplanması ve muhafaza edilmesi noktasında büyük bir eksiklik var. Öyle ki Kürtçe eserlere ulaşılacak ortak bir kütüphaneden bahsedemiyoruz. Kürtlerin en eski yazma eserleri Ankara, İzmir, İstanbul ve Konya gibi şehirlerde kaderlerine terk edilmiş durumda. Buralardaki kütüphanelerde yer alan Kürtçe eserlerin bir kısmı Türkçe, Farsça, Arapça ve hatta Hintçe olarak kataloglara geçirilmiş. Bunun yanında kimi eserler hâlâ keşfedilmeyi bekliyor.

Bu konuda daha önce birçok araştırmacı, Diyarbakır’da diğer ufak çalışmalardan daha kapsamlı bir Kürt kütüphanesinin kurulması için Diyarbakır Büyükşehir belediyesine çağrıda bulundular. Ki başlı başına sadece Diyarbakır il halk kütüphanesindeki Kürtçe eserlerin tam anlamıyla belirlenmesi de gerekiyor. Diyarbakır’da büyük işler yapmış olan Sayın Osman Baydemir’in de, yerine gelecek yeni başkanın da bu konuya eğilmesi gerekir. Çünkü Diyarbakır, Kürtlerin coğrafyası için ortak bir siyasi ve kültürel merkezdir.

Kürtçenin yazılı kaynaklarının peşine düşmek için Kürt araştırmacıların, yüksek lisans öğrencilerinin finanse edilmesi noktasında da belediyeler, Kürt iş adamları, Kürdoloji bölümü olan üniversiteler ve Irak Kürdistan Bölgesi Kültür bakanlığı bir şeyler yapabilirler. Bu alanlara yönelik çalışmalar için burslar ayarlanabilir. Çünkü Kürtlerin bu yüzyılda kendilerini kabul ettirmelerinin yolu dil, kültür ve tarih alanındaki çalışmalarıyla mümkündür.

Bu sebepledir ki bugünlerde basına yansıyan, Kürtçenin Hawramî lehçesiyle yazıldığı dile getirilen ceylan derisine yazılı 20 sayfadan oluşan 2 bin yıllık kitap hangi Kürt’ü heyecanlandırmıyor? Bu gizemli kitap, İran Kürdistanı’nda fakir bir Kürt tarafından bulunup İngiltere’ye götürüldü. Şimdi Kürdistan Bölgesi hükümetine bu kitabı satın alıp Kürdistan’a getirilmesi çağrısı yapılıyor.

Bu noktada bir diğer olumlu gelişme de Mardin Artuklu Üniversitesi Kürdoloji Enstitüsü tarafından 19. yüzyılın önemli Kürdologlarından Aleksander Jaba’nın koleksiyonunun Mardin’e getirilmesidir. Kürdoloji Enstitüsünün müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, 80 kitaptan oluşan bu koleksiyonun araştırmacılar için bulunmaz bir şey olduğunu söylüyor. Kadri hoca, daha önceki bir muhabbetimizde şimdi de önemli bir Kürdolog olan Minorsky kütüphanesini getirmek konusunda anlaştıklarını dile getirmişti. Bu saatten sonra yapılması gereken de Kürtçeye dair kaynakların ortalıkta heba edilmeden araştırmacılara ulaştırılmasıdır. Çünkü artık “heval”den “mamoste”ye geçen Kürtlerin “slogan”larla değil, “Ehmedê Xanî, Baba Tahirê Uryan, Ehmedê Xasî” ile konuşması gerekiyor.

Bu yazı toplam 6666 defa okunmuştur