Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Kürtçe'den hızlı geçmek!

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Milan Kundera “Yavaşlık” adlı romanında insanın içine sinen bir yalınlıkla “hız ile unutmak, yavaşlık ile hatırlamak” arasında güçlü bir bağ kurar.

 

Hızlı yaşanan, yüzeysel yaşanan çabucak unutulmaya yüz tutarken; yavaşça yaşanan insanın içine siner.

 

Kolayca unutulmaz.

 

Dün Yüksekova"da Kürtçe Dil Bayramı nedeniyle bir basın açıklaması düzenlendi.

 

Kurdî-Der Yüksekova şubesinin fedakar başkanı Besim Baykal ve Kurdî-Der üyeleri önceki gün 'Dil Bayramı' etkinliklerinden ilki olan basın açıklamasını duyurmak için DTP'li yöneticilerle birlikte yaklaşık 2 bin bildiri dağıttı.

 

Yüksekova burası, kime sorsan Kürtçe candır…  

 

Kime sorsan Kürtçe bayramdır…

 

DER…

 

Sadece demekle yetinildi dün.

 

Başkan Baykal ve Kurdî-Der üyelerinin Kürt dilini yaşatmak ve yaşattırmak için Yüksekova'da verdiği mücadele takdire şayan. Ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını bizzat bilirim.

 

Peki ya bizler, dilimiz için elimizden, dilimizden geleni yapıyor muyuz?

 

Kimsenin Kürtlük ve Kürtçe denilince mangalda kül bırakmadığı bu memlekette, dil bayramına topu topu 50-100 kişi aktif bir şekilde destek verdi dün. Bunların da çoğu yine Kurdî-Der üyeleri, DTP'li yöneticiler ve bazı Sivil Toplum Örgütü temsilcileri.

 

İnsanların tavırları, düşünceleri davranışlara dönüşmedi demek ki bu konuda. İnsanlar Kürtçe'nin güzelliğini “yüzeysel” bir şekilde, bunun için hiçbir bedel ödemeden “hızlıca” kabul ediyor.

 

Eğer yavaşça sindire sindire “yaşasaydık” Kürtçe'yi böyle mi olurdu?

 

Kürtçe'yi dili olarak kabul eden bir halk Kürt Dili Bayramı'nda yalnız mı bırakırdı dilini?

 

Yine “Yavaşlık” romanında Kundera “sesin” insanın “talihini” nasıl belirlediğini şu sözlerle dile getiriyor:

 

“İnsanlar bir insanın talihini, görünüşünün, yüzünün güzellik ya da çirkinliğinin, boyunun durumunun, saçının olup olmamasının belirlediğini düşünürler. Yanılgı. Her şeyi saptayan sestir.”

 

Bu durum bir halk için de geçerlidir.

 

Kürtler için her şeyi saptayan sesleridir.

 

Kürtçe"ye sahip çıkmadıktan sonra avazımız çıktığı kadar, yıllar boyunca bağıralım. Anlamsız, hızlı, yüzeysel kelimelerden başka bir şey çıkmayacaktır ağzımızdan.

 

Yüzümüz, boyumuz, “mücadelemiz” ne kadar “süslü” olursa olsun talihimizi belirleyen sesimizi unuttuğumuz an yok olmayı kabul etmişizdir.

 

İçinden çıkılmaz süslü bir yanılgı içine düşmüşüz demektir.

 

Her yerde ışıklar, kalabalıklar varken, karanlığın içerisinde tek başımıza kalmayı “kabul etmişiz” demektir bu.

 

Dün gördüm ki, çoğumuz avazımız çıktığı kadar bağırıyorken, kendi sesimize, Kürtçe"mize yabancılığımızı unuttuğumuzun farkında değilmişiz.

 

Onu yalnız bırakarak, süslü kelimelerin arkasında, bağırarak sessizliği seçmişiz.

 

Kürtçe'nin yanından “hızlıca” geçivermişiz.

 

Onu unutuvermişiz.

 

Ses bir insanın, bir halkın talihini belirlerken, biz sesimize kendi ellerimizle üstelik sesimizin bayramında kıyıvermişiz.

 

Kürtçe'nin dilinden ayrı düşüp, yok olmaya doğru sesimizi yükseltmişiz…

 

Bu yazı toplam 10240 defa okunmuştur
ÖLÜ BİR DİL ÜZERİNE !!!
 // DİL GÖNÜLLÜSÜ
Dilimiz ölmüş kimsenin haberi yok hele bu halkın siyasetçisi mangalda kül bırakmazken iki kelime kürtçeyi bir araya getirip konuşamıyorsa... Dil ölmüştür geriye ALLAH rahmet eylesin demekten başka birşey kalmıyor KURDİ DER gibi bir kurumun bile ne kadar sıkıntı içinde olduğunu çok iyi biliyorum KURDİ DER veya diğer dil kurumları istediği kadar strateji oluştursun bu yinede devam eder çünkü
1. sebep okunup işlenmeyen bir dil varki bu en acı ve en tehlikeli olanı
2. umursamazlık
3.üçüncüsü kısmi yasakların kalkması nede olsa yasakları çiğnemek isteyen bir toplum olduğumuz için yasaklar biraz gevşeyince bizlerde gevşiyoruz eskisi gibi sahip çıkma ve koruma bizdede gevşekliğe sebep oluyor kısacası büyük hemde çok büyük bir strateji hazırlanıp hayatın her alanına dili sokmak
özellikle yayınevlerinden çıkan kürtçe kitapların fiyatını aşağılara çekmek, yeni kitaplar hazırlamak, yeni yazarlara imkanlar sağlamak, diğer dillerden çeviriler yapmak, internet üzerinden canlı yayında dil dersleri vermek kürtçe dil öğrenme cd leri hazırlamak. Bunlar çok büyük bir maddi külfet gerektiriyor. Fedakarlık gerektiriyor İstek gerektiriyor. Özveri gerektiriyor. bu özveri KURDİ DER de var ama ne yazıkki adamlar yanlız ve sahipsiz bırakılmış...
01 Temmuz 2009 Çarşamba 01:07
supersin
 // dilan
ya gercekten super ya evet kıme sorsan kürtce candır ben bi semdinlili olarak yazılarını begenerek okuyorum basarılarının devamını diliyorum!...
25 Haziran 2009 Perşembe 15:06
helal
 // zanyar
gerçekten çok güzel anlatmışsınız...
21 Haziran 2009 Pazar 13:32