İbrahim Genç

Kürt siyaseti 'Bıçak' sırtında

05 Kasım 2014 Çarşamba 09:36

Kendi halkına yüz yıldır zulmeden bir sistemin halkıyla barışmasından bahsediyorsanız bu iş öyle kolay olmaz. Çünkü üst üste biriken ve çetrefilleşen  sorunları  ve çıtası yükselen beklentileri karşılayıp şişen öfkeyi ve patlayan tepkiyi  hesaba katmanız gerekir. En azından benzer sorunları yaşamış ülke deneyimlerine bakmak zorundasınız. Ya onurlu ve adil bir barışa razı olursunuz ya da sorundan kaynaklı olarak sürekli kanarsınız. O zaman çok net konuşmak zorundayız.

Eğer bu ülkenin en can alıcı sorunu, Kürtler başta olmak üzere diğer halklara yönelik inkar, imha ve asimilasyon ise o zaman önce yüzleşmek gerekir. Bu durumda da ülkeyi şu an yönetenlerin önce üsluplarını değiştirip yönettikleri ülke adına özür dilemeleri gerekir. Batı Almanya Başbakanı Willy Brandt da ülkesinin işlediği cinayetler için 1970’te Yahudi anıtı önünde özür dilediğinde bu işte hiç de parmağı yoktu. Ama yönettiği ülkenin barış adına bembeyaz bir sayfa açması için bu gerekiyordu. Gel gör ki Türkiye’de Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın dili barıştan çok uzakta duruyor.

AKP’nin HDP’yi değersizleştirme çabası

Özellikle Kobanê barbar IŞİD tehdidi altındayken Türkiye’nin sürdürdüğü politika, asıl adı “Terörün sonlandırılması ” olan çözüm sürecini anlamsızlaştırdı. Suruç ve Kobanê özbeöz akraba iken tabi ki Kürtlere en çok desteğin Türkiye tarafından verilmesi bekleniliyordu. Ama gel gör ki bu görülmedi. Bundan ötesi, Kürtlerde Türkiye’nin IŞİD’e destek verdiği kanaati oluştu. Çünkü her gün Türk askerinin IŞİD üyeleriyle sınır hattında yaptığı konuşma görüntüleri basına yansıyordu.

Bunun yanında Cumhurbaşkanı Erdoğan “Kobanê düştü, düşecek” derken göstericilere saldıran polis “Yaşasın IŞİD” diyordu. Diğer taraftan da siz Kobanê’ye destek olmak için sınırda toplananları gazlayıp boş arazide bile toplanmasına müsaade etmiyorsun. Böyle bir durumda insanlarda adeta bir cinnet hali oluşturdu. Ki yönetenlerin zehirli üslubu şiddeti besledikçe besledi ve maalesef ki onlarca insan yaşamını yitirdi. Bundan ders alınmayıp barışa da şantaj uygulayan AKP yönetimi, tehditlerine devam edip başta HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş olmak üzere Kürt hareketini hedef gösterdi.

AKP’nin Kürt hareketine yönelik  bu kadar sert saldırmasının ve itibarsızlaştırmaya çalışmasının nedeni, siyasi arenada HDP’yi kendine rakip görmesidir. Çünkü görüldü ki HDP, Türkiye’nin her noktasından oy alıp anti-demokratik seçim barajını bile geçebilir. Bu sebeple de özellikle cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde büyük bir prestij kazanan Selahattin Demirtaş’a yönelik bir siyasi linç ve dezenformasyon başlatıldı.

Ahmet ağabeye saldırı

Bunun sonucunda da dün Ankara’da, HDP PM üyesi Ahmet Karataş bıçaklı saldırıya uğradı. Ahmet ağabey ile birkaç ay önce Meclis’te epey uzun bir sohbet yapmıştık.  Kürt hareketinin en emektar kişilerinden olan Ahmet ağabey, aslında fikirleriyle herkesin dikkatini çeken ve kendisine akıl danışılan aydın ve tecrübeli bir siyasetçidir. Geri planda durmayı tercih eden Ahmet ağabey, Kürt hareketinin fikirlerinden çokça istifade edebileceği kadar makuldur. Onunla uzun sohbetimizde fikirlerini dikkatle dinlemiş ve Kürt siyasetinin sahip olduğu önemli bir değerin varlığıyla mutlu olmuştum. Şükür ki Ahmet ağabeyin durumu iyi.

HDP’ye çok iş düşüyor

Şimdi Kürt hareketi, oturup ince eleyip sık dokuyarak kendini dünyaya kabul ettirecek politikalar üretmeli. Bu anlamda Kürt hareketinin dünya ve bölge gelişmelerini iyi analiz edip özelde iyi bir politika, genelde de geniş bir lobi çalışması yapması gerekiyor. Bu yüz yılı eskinin pratikleriyle değil, şartların gerektirdiği bir pratikle algılamak lazım. Çünkü Kürt halkını bekleyen tehlikeler var. Kobanê’de görüldü, Kürtlerin çektiği acılar ve sahipsizlik… Bu sebeple de farklı alternatifler geliştirerek; siyaset, lobi ve iş bitiricilik gibi konularda işleyen iyi bir diplomasi yeteneğine ihtiyaç var. Bunu HDP’li milletvekillerin yapabileceğine inanırım.

Son söze gelirsek; Kürt hareketinin ve demokrasi mücadelesinin değerli şahsiyetlerinden değerli büyüğümüz Ahmet Karataş’a geçmiş olsun derken başta bu saldırı olmak üzere böylesi tüm saldırıları kınıyorum.

Bu yazı toplam 10991 defa okunmuştur