Ümit Yazıcıoğlu

Kürt meselesine yaklaşımlar

16 Mayıs 2012 Çarşamba 11:38

Kürt sorununun artık polisiye tedbirle, dağda savaşmayla, tutuklama ile çözülemeyeceği açık ve net bilinen bir gerçektir. Buna nazaran Türkiye'deki siyasi iktidarlar 1923'den 2002'ye kadar, Kürt meselesine çok boyutlu yaklaşımlar içerisinde hiçbir zaman bakmadılar. Bugün de hükümet bu konuda kapsamlı bir çözüm politikasına sahip değil.  

Fakat Erdoğan Hükümeti bu sorunu bir “terör” ve “terörle mücadele” sorunu olarak değil, “demokratikleşme” sorunu olarak gördüğünü, hatta “milli bir mesele” olarak gördüğünü bizzat Başbakan’ın ağzından 2003'lü yıllarda açıkladı.

Öyleyse Türkiye tarihiyle yüzleşirken, bir yandan geçmişte yapılan hataların neden olduğu sorunları çözmelidir. Bu bağlamda ilk etapta Kürt olgusu demokratikleşmenin temel olgusu olarak ele alınmalı, Kürt kimliği yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Eğer bu yapılmazsa sorun gün geçtikçe yönetilemez bir hal alır ve Türkiye’nin geleceğini esir alan bir işlev görür. Bu çerçevede, Kürt sorununu oluşturan karmaşık süreçlerle yüzleşebilecek kapsamlı bir çözüm paketinin yeni anayasa yazılmaya başladığı bu günlerde eş zamanlı olarak yürürlüğe konması gerekmektedir, kanaatindeyim.

İktidarlar ülkede "Kürt sorununu çözemediği için de PKK gibi bir silahlı hareket 1970’lı yılların sonundan itibaren hayata geçen bir realite oldu. O günden bugüne devletin uyguladığı yanlış güvenlik politikaları ve PKK’nin devam ettirdiği silahlı hareketin yarattığı kaos, Türkiye’yi bir çıkmaz içine sokmuştur." Bu realiteyi inkar etmek mümkün değildir. Dolayısıyla demokratik reformların gerçekleştirildiği, farklılık taleplerinin karşılanmasıyla beraber kardeşlik hukukunun tahkim edildiği, ekonomik tedbirlerle beraber siyasi tedbirlerin alındığı kapsamlı bir çözüm programı, birlik ve beraberliği sağlayarak, Türkiye’nin ciddi bir kriz olarak gördüğü bu sorunu çözüme dönüştürebilir.

Bu bağlamda Kürt olgusu demokratikleşmenin temel olgusu olarak ele alınmalı, Kürt kimliği yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Hatta 'Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında bütün kültürlerin demokratik bir şekilde varlığını ve kendini ifade etmesini kabul eder' şeklinde bir madde Kürtlerin talebini karşılayacaktır. Tabidirki bu bağlamda Dil, kültür hakları yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Radyo, tv ve basın üzerinde hiçbir kısıtlama olmamalıdır. Türkçe radyo, tv hangi kurala bağlıysa, Kürtçe ve diğer dillerdeki yayınlar da aynı prosedüre bağlı olarak faaliyet yürütmelidir. Kültürel faaliyetler için de aynı hukuki kurallar ve prosedür işletilmelidir.

Temel eğitimde Kürtçe eğitim dili olarak kullanılmalıdır. Bundan korkmamak gerekir, zira isteyen herkes eğitimde anadiline öncülük verilen okullarda çocuğunu okutabilmelidir. Bu an için ise Liselerde Kürt kültürü, Kürt dili ve edebiyatı dersleri konulmalı, bunlara seçmeli ders olarak eğitim müfredatında yer verilmelidir. Bu sayede genç nesil arasında kardeşilik duyguları percinleştirilebilir. Üniversitelerde ise Kürt dili, edebiyatı, kültürü ve tarihi yüksek okulları kurulmalıdır.

Ayrıca  ‘‘ülkede toplumsal barış ve demokratik katılım yasası çıkarılmalı, bu yasayla gerillanın, cezaevindekilerin, yurt dışındakilerin ve yurtdışına çıkmak zorunda kalmış tüm sürgünlerin hiçbir kayıt konmadan demokratik siyasal yaşama katılması sağlanmalıdır‘‘, düşüncesini ciddiye almak, hükümet için zorunludur kanatindeyim.

Bilindiği gibi, Kemalist devlet inkâr ve asimilasyon üzerine kuruluydu ve bu nedenle sorunun adına 'Kürt sorunu' diyemedi. Fakat Başbakan Erdoğan çıktı "Bu sorun Kürt sorunudur ve bu benim sorunumdur. Büyük devletler hatalarıyla yüzleşebilen devletlerdir. Bununla yüzleşmeden yarınlara çıkamayız. Kürt sorunu inkâr, asimilasyon ve imha ile çözülemez! Daha çok özgürlük gereklidir. Bu da anayasal vatandaşlıkla olur" dedi.

Sorunu çözüme ulaştıracak olan sözlerdir bunlar, o zaman bu sözlerin içeriğinin hem parktikde hem de anayasa değişiklikleri yapıldığında hukusal bazda düzenlenmesi hukuksal garanti altına alınması gerekir, düşüncesindeyim.

Bu yazı toplam 6235 defa okunmuştur
Değerli Hocam
 // Bülent CINAR
Ey Kürd'oglu senin yüreğin çelikten kuvvetli, aklın kılıçtan kesindir. Kürd orman gibi sessizdir fakat öfkesi ateş gibi yakıcıdır. Kürd palandökendağı gibi ağır ve sarsılmazdır fakat saldırışında rüzgâr gibi hızlıdır! Yeryüzünde Kürd'ün bir eşi daha görülmemiştir...değerli Hocam...
06 Haziran 2012 Çarşamba 18:20