İbrahim Genç

Kürt Kürtçede yaşar!

15 Mayıs 2013 Çarşamba 12:04

Ülkemizde başlayan yeni bir barış süreciyle umutlar en sarp yerlerde bile filizlenirken Kürtçe anadilde eğitimle ilgili bir şeylerin söylenmemesi Kürtlerde kuşkuya neden oluyor. Çünkü devlet büyüklerinin yakın zamanda Kürtçe için sarf ettikleri sözleri hiç kimsenin kolay kolay unutmaya niyeti yok. Kürtler, artık varlık sebebi saydıkları dillerini tüm inkar, imha ve asimilasyona karşı bu yüzyılın dili haline getirmek için çabalıyorlar. Bunun için mutlaka devletin de idari anlamda yapacağı kolaylıklar büyük önem taşıyor. Bu sebeple de 2006’dan beri her 15 Mayıs’ta kutlanan Kürt Dili Bayramı gününde başta Kürtler olmak üzere dil üzerine çalışan herkesin Kürtçe üzerine yoğunlaşması gerekiyor.

Bu anlamda Mardin Artuklu Üniversitesinin Kürtçenin korunması, geliştirilmesi ve öğretilmesi anlamında önemli bir yeri olduğunu görüyoruz. Tüm hocalarıyla hiçbir siyasi yelpazede savrulmayan ve sadece bilimsel etiği esas alan Artuklu Üniversitesinin gerek Kürt edebiyatı ve gerekse Kürtçe üzerine yaptığı çalışmaları takdire değer. Ki son olarak geçenlerde (12 Mayıs) Kürt Dil Bayramı vesilesiyle düzenledikleri panele değinmek ve böylece Kürtçenin bayramını kutlamak gerekiyor.

Bilindiği üzere bugünün Kürt Dil Bayramı olarak kabul edilmesinin nedeni, Celadet Ali Bedirhan tarafından Latin harfleriyle Kürtçe çıkarılan Hawar dergisinin 15 Mayıs 1932’de yayın hayatına başlamasıdır. Ki Artuklu Üniversitesinde düzenlenen “Kürt Dili Bayramı Münasebetiyle Kürtçe Eğitim Tarihi” adlı panelde bugünle ilgili önemli bilgiler paylaşıldı. Üniversitenin konferans salonunda yapılan panele konuşmacı olarak Artuklu Üniversitesi rektör yardımcısı ve Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, Güney Kürdistan’dan Selahaddin Üniversitesi edebiyat fakültesi dekanı Muhammed Kakesor, Yard. Doc. Dr. Abdurrahman Adak ve Artuklu Üniversitesi öğretim görevlisi Mikail Bülbül konuşmacı olarak katıldılar.

Panelin açılışını Celadet Ali Bedirhan’ın ve 15 Mayıs’ın önemine atıfta bulunarak yapan Kadri hocanın “Bu münasebetle Kürtler hem onurları olan dillerine sahip çıkmakta hem de dillerinin standart bir gramer, imla ve terminolojiye kavuşmada öncülük yapan Celadet Bedirhan'ı rahmet ve minnetle anmaktadır. Bu büyük insan ve ekibi sayesindedir ki biz bugün Mardin Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü Kürt Dili ve Kültürü Ana Bilim Dalı olarak 20 kişilik bir öğretim kadromuzla derslerimizi standart bir Kürtçe ile alıp veriyoruz, yüksek lisans tezlerimizi standart bir Kürtçe ile yazıyoruz ve tezlerini bu çerçevede hazırlayan çok sayıda adayımızı mezun etmenin mutluluğunu yaşıyoruz" sözleri önemliydi. Buna ek olarak Kadri hocanın, Hawar’ın 15 Nisan 1941 tarihini taşıyan 27. sayısında Celadet Ali Bedirhan’ın Xwedîyê Hawarê imzasıyla yazdığı makalesinden yaptığı şu alıntı çok etkileyiciydi: “15 Mayıs 1932. Bu tarihte Kürtlerin feryat ve çığlıkları kalplerinden çıkarak yeni meydana getirdikleri Kürtçe bir derginin satır ve sayfalarına yansımıştır. Kürtler için 'Hawar' yeni bir çığlıktır, öğrenme ve öğretme çığlığıdır. Bu gün, Kürtlerin sosyal ve edebi yaşamlarında tarihi bir günüdür. Kürtler bu günde diğer milletlerin alfabe etkisinden kurtulup bağımsız bir alfabenin sahibi oldular. Bu alfabe bir bayraktır; bağımsız edebi varlığımızın bayrağıdır. Evet, 1919 yılından beri hazırlamaya çalıştığım alfabeyi Hawar'ın 15 Mayıs tarihli sayısında yayımlamış bulunuyorum. Yavrum ayıptır, ya kendi dilinizi öğrenin ya da 'biz Kürt'üz' demeyin. Dilsiz bir Kürtlük size hiçbir saygınlık kazandırmaz, bu bizim için büyük bir utançtır. Kendi dilleriyle okuma yazmayı öğrenerek varlıklarının anahtarını ceplerine koyanları ve böylece kendilerini yabancıların etkisinden kurtaranları kutluyorum, ne mutlu onlara! Diğer dillerin alfabeleriyle okuma yazmayı bildikleri halde kendi dillerinin alfabesini henüz tanımayanlara da bin kez yazıklar olsun diyorum"

Kadri hocadan sonra söz alan Prof. Kakesor, Güney Kürdistan’da Kürtçenin kullanılması süreci hakkında bilgi verdi. Kakesor, Güney’de daha 1920’lerde Kürtçe kitap basılmasının Kürtçenin daha çabuk zenginleşmesini sağladığını belirtti. Benim de sorduğum sorular üzerine Kakesor; Güney’de Kürtçenin Kurmanci ve Sorani lehçelerinin ikisinin de eğitimde kullanılabildiğini, buna karşılık hangi lehçenin eğitimde ölçüt alınabileceği ya da hangi lehçenin resmi dil olarak kullanılabileceği konusunda tartışmaların sürdüğünü ve bunda siyasetin belirleyici olduğunu dile getirdi. Zazaki lehçesinin Güney’de bilinip bilinmediğine dair soruma ise Kakesor, Zazakinin Güney Kürdistan’da pek bilinmediğini söyledi. Bunun üzerine Kadri hocanın Kakesor’a Zazaki üzerine bir konferans yapmayı teklif etmesi gayet yerinde bir davranıştı.

Panelin devamında söz alan Yard. Doc. Dr. Abdurrrahman Adak ise yaptığı sunumda Kürtçenin eğitimde yasaklanması ve daha sonra kısmen kullanılması üzerine bir sunup yaptı. Abdurrahman hoca Kürtçenin eğitimde kullanılmasını üç dönemde ele aldı:

1) Perwerdeya di medreseyan de

2) Perverdeya di mekteban de

a-Periyoda 1924-1991 (Qedexeb3un)

b-Periyoda 1991-2010 ( Perwerdeya sazîyên sîvîl de)

c-Periyoda 2010-2013 (Perwerdeya di sazîyên fermî de)

3)Perwerdeya di sazîyen fermî de

Sonrasında söz alan Mikail hoca ise Kürtlerin kullandığı alfabeler üzerine bir sunum yaptı. Sözlerine “Yasaklanmış bir dilin konuşulması bile siyasidir” sözleriyle başlayan Mikail hoca, devamında Celadet Ali bedirhan’ın “Yekîtîya kurda yekîtîya alfabe ye” sözlerini aktardı. Güney Kürdistan’daki alfabe kullanımına da değinen Mikail hoca, Güney Kürtlerinin Latin alfabesine geçip geçmeme tartışmaları üzerinde Ankara’nın da etkisi olduğunu dile getirdi. Konferansın sonunda soru cevap bölümünde kayda değer sorular soruldu ve kısa tartışmalar da yapıldı. Sanırım yıldan yıla Kürt Dili Bayramı üzerine etkinliklerin çoğaltılması ve yoğun tartışmaların sürdürülmesi gerekiyor.

Cejna Zimanê kurdî pîroz be!

Bu yazı toplam 5891 defa okunmuştur
açik cevap
 // her neyse
muzaffer kardesim, insanlar eger kı ben kürdüm diyorsa kürtçe bilmek zorundalar ve diline sahip çikmalılar. bu sözüm herkes her millet için gecerlidir. Bir dil konusulmadıgı sürece yok olup gıder. bunu tarıhte yasamıs olan uygarlıkların dıllerını kaybetmelerıde acıklar bıze....
16 Mayıs 2013 Perşembe 15:54
övgü de övgü
 // merdan eser
İbrahim bey, hocalarınızı övmeye bir doyamadınız ha...
15 Mayıs 2013 Çarşamba 19:15
eleştirim
 // muzzaffer
ibrahim bey yazılarınızı okuyorum.hep ana dilde eğitim diyorsunuz. yörenin bütün sorunları bitti en açil konu olarak ana dilde eğitim.mi kaldı bakın ülkede artık lise mezunları bile iş bulmakta zorlanırken .üniversite mezunlarının bile ikinci dil tercih sebebiyken siz neyle uğraşıyorsunuz.bırakın kürtçe öğrenmek isteyen öğrensin niye gençlere şart koşuyorsunuz.kürtçe bilmeyen kürt olamaz diyorsunuz.saygılarımla...
15 Mayıs 2013 Çarşamba 17:25