Özgür Amed

Kürt bebekleri ve Politika meselesi!

30 Aralık 2012 Pazar 13:36

Okul ile köy sıralarında tanıştım. Sözde 2 yıl gittim ama topî topî 20 gün kadar devam ettim okula. Hiç unutmam okulun ilk haftası. Anam hazırlamış bana bir besleme çantası! İçinde suşi, avakado, kremşantili pandispanya, mexcico el nane tenurê ve daha adını sayamadığım onca şey. O kadar zenginiz ki su bile içmiyorum!

Çantayı açarken hep bunları hayal ediyorum etmesine ama her seferinde şansıma en lüks çeşit olarak bir yumurta çıkıyor. Varsa bir de bir parça ekmek!

Bir gün teneffüs sonrası sınıfa girdim. Hobaa! Bir de ne görem? Üst taraflarımızda oturan bir xanım kız benim çantaya girip yumurtayı almış ve yemeye başlamış! Öyle sırıtarak “Ehe ehe! Senin kızmayacağını düşündüm ondan yedim” dedi. Ee benim gibi bir İngiliz asilzadesi de kalkıp ona kızacak değil ya bir yumurta için! Allah sizi inandırsın o kadar açtım ki benden önce midem söze girdi ve “Sorun değil, lafı mı olur” gibisinden bişiler geveledi. Bu durum benim ilk politik uyanışım oldu. Milan Kundıra’nın “İktidar sizi nerenizden vuruyorsa kimliğiniz orasıdır” sözü aklıma düştü o garibim köyün saf, temiz, huzur kokan nehirlerinin geçtiği ağaçlık yollarında. Ben açtım ve beni anamın pişirdiği yumurtalardan vurmuşlardı! Demek iktidar böyle bişi imiş! Hewar oy hewar!
 
Tabi bu durumun peşine düştüm. Şüphe ettim kendimden yıllar sonra! Yakıştıramadım kendime bu “uyanış” şeklini. Düşünsenize "Heval uslup" denilecek bir tarafı bile yok!

Sonra çok küçük yaşta bana verilen bir kesk, sor û zer rozetini koruma çabamın asıl bahsettiğim politizasyon süreci olduğunu keşfettim! Bilinçdışıma başarı ile inmiş onu küllerinden yeniden doğurmuştum. Daha sonra bu merak ile etrafı gözlemeye başladım…

Meğerse Kürt çocuğunun dünyası ne biçimmiş arkadaş! Politik olmak bizim genlerimizde varmış. En son fark eden de benmişim. Yıllardır ortalıkta dolaşan Josef Bruer’in psikaniliz çalışmalarını Viyana’da çalıştığı sırada bir Kürt ailesi tanıştıktan sonra bıraktığı tezine de kalben inancım artık tam!

Sorum basit: Kürt çocukları neden bu kadar erken politikleşiyor? Bilim bu konuda ne diyor? Neden bir çalışma yapılmış değil…

Şimdi müsaade ederseniz siz değerli Romalı dostlarıma bir iki örnek ile nasıl farklı çocuklara sahip olduğumuzu anlatmak istiyorum ki konu pekişsin.
 
Sınıfta etkinlik yapacaktım. Bir öğrenci bir kelime söyleyecek. O kelimenin son harfi ile diğeri yeni bir kelime türetecekti. Sıra yan yana oturan iki öğrenciye geldi. “A” harfi ile kelime türetmesi gerekiyordu.

Ne olduysa bir süre duraksadı ve yüzünü bir hüzün kapladı. Sanki Toma su sıkıp gaz manyağı etmiş gibi derinlere daldı…

"Hadi oğlum! Söylesene" diye tembihledim. Ağzından zar zor kelime çıktı:

 -Apo

Bende zorda kaldım. Çünkü sınıftaki herkes ne demek ve kimi kastettiğini biliyordu. Geçiştirdim çabucak "Tamam sıra sende" diyerek topu yanındaki arkadaşına attım.

Arkadaşı da mirası devralır gibi en içten hüznü ve Hamit Geylanî ağabeyin şiirlerini okumuş bir çocuğun bin yıldır ağlayan yüz hali ile ağzından bıraktı kelimeyi:

-Ocalan…
 
Bunu bir sınıf öğretmeni dostum anlatmıştı. Tabi daha pek çok örnek mevcut. Bu mevcudiyetin yegane temsiliyetinin 1.sınıf sıralarında ki vücut bulmuş hali pek çok şeyi aşıyor… Asıl odak noktası da burası.
 
Bizim bir akraba var. Onların da dünya tatlısı bir çocuğu. Normal şartlarda bir bebek ilk önce kafası ile rahme iner ve öyle doğar. Ama bizimki zafer işareti ile gelmiş. Çepık û sloganlarla da doğmuş… Türüne az rastlanır bir bebek. 1 yaşındayken polis ile sorun yaşayan kaç bebek tanıyorsunuz? Bizimki az daha içeri düşüyordu. İlk konuşma evresini yoğun siyasetten ötürü ana-baba diyemeden atlattı. Bijî serok diyerek büyüdü. Şuan 6-7 yaşlarında. Yeni yeni süt vermeye başladılar. Bu değerli arkadaşın yani bebek yoldaşın azmine bir Amed Newroz’u arifesinde rastlamıştım. Papaya “Müslüman ol” diye çağrı yapan Flash Tv gibi bağırıyordu o kalabalığın ortasında. Büyük bir inanç ve azimle bunu yapıyordu.

Slogan atarken boyun damarları resmen patlayacak gibiydi. Biraz daha devam ederse soluğu hastanede alacağımız kesindi. Annesini uyardım, durdurun bu çocuğu diye. Sonra dayanamadım ve “Ne yaptınız buna? Sahi siz ne zaman bu kadar vicdanlı oldunuz?” diye de sordum. Sorularım newrozda kaldı. Halen o tarlada ewêl ewêl dolaşiler.

Adı bende saklı bu bebek ile ara ara karşılaşıyoruz etkinlik veya aile ziyaretlerinde.
 
Dayımın bir kızı var. Keçikek bedew, xweşik û delal e! O da her bebek gibi annesinin kollarında nice yer ziyaret etti. Anne nereye giderse o da malum onunla. E bunun içinde mitingler, yürüyüşler de dâhil. Artık nasıl olmuşsa kalabalık kitleler ve sloganlar, zafer işaretleri bizim bebenin beyninde birer öğrenilmiş davranışa dönüşmüş. Gerisini annesine bırakıyorum: “O gün sabah erkenden bir ölüm haberi aldık. Kalkıp yasa gittim. Kızımı da kucağıma alıp geçtim ilgili yere. Vardığımda herkes ağlıyordu. Hemen kadınlar bölümüne geçtim. Onlarca kadın toplaşmış ve ağıt yakıyorlardı. Ben de tam ağlama moduna geçip üzüntüye ortak olacaktım ki bizimki kollarımda iki elini kaldırıp zafer işareti yapmaz mı?

Ellerini sağa sola sallayarak zafer işareti yapıyordu… Gördüğü kalabalığı bu sefer yanlış anlamıştı ama artık olan olmuştu." 
 
Derdimi kısmen anlattığıma göre devlete çağrımı yapabilirim:

"Bu çocuklarla senin işin var. Heç kusura bakma! Hema işine bak yeter. Siz siyaseti lüks univlerin kürsülerinde öğrenedurun. Bakın hayatta neler oluyormuş."
 
Bi sond û telaq bazı şeylere cevap vermek zor. Kürt çocuklarının siyasete ara geçiş dönemi de çok gizemli çok özel… Tüm duyarlı psiko-felsefe dünyasına da az meseleye girmelerini tavsiye û arz ederim…

...

(Not: İçerdeki öğrenci arkadaşların genel sınav dönemleri. Hepsine başarılar diliyorum. Test olan sınavlarda sıkışırsanız kesin cevap C şıkkıdır. Dersim’de yatan Ferhat Pervane arkadaşın son sınav kâğıdını gördüm. Abê gözün sevim biraz daha çalış. O ne cevaplardı öyle!)

Bu yazı toplam 24847 defa okunmuştur
22:43
 // urfali
O ozgurluk meselasini yine bu mazlum kurt cocuklari tasiyacak onada az kaldi.hewler kamislo kanittir...
31 Aralık 2012 Pazartesi 22:43
BERXWEDAN
 // ZINAR
Direne direne kazanacağız Heval Özgür çocuklarımız, gençlerimiz, ana, babalarımızla. BERXWEDAN JİYANE...
31 Aralık 2012 Pazartesi 13:20
10:51
 // edip xaniki
her biji heval...
31 Aralık 2012 Pazartesi 10:51