İrfan Sarı

Kürdü ısıtan güneş

18 Kasım 2013 Pazartesi 09:49

"Bir ufka vardık ki artık

Yalnız değiliz sevgilim.

Gerçi gece uzun,

Gece karanlık

Ama bütün korkulardan uzak.

Bir sevdadır böylesine yaşamak,"  (Ahmed Arif)

Doğrusu Kürtler çok uzun, meşakatli, zorlu yollardan gelip şimdi zapt edilmesi zor bir döneme başlamış durumda.

Kabul ediyorum ki gelinen o zorlu yollar gibi girilen yollarında karanlık ve zorlu zamanları olacaktır.

Ama bu gün tartışma götürmeyecek olan şudur; gelinen noktadan bakıldığında Kürtler özgürlüğe doğru zapt edilemez bir karizmaya kavuştu.

İçeride ve dışarıda bu önü alınması imkansız yürüyüşü bentlerle, komplolarla, entrikalarla engellemeye çalışacak olanlarda olacaktır. bunun kadar doğal bir durum olamaz çünkü Kürtlerin büyük iddiaları var; özgürlük gibi.

Özgürlük iddiası bu günün değil, tarihsel bir geçmişi var.

Dört yanı tel örgülerle çevrili bir ülkenin çocuklarının pincik pincik kazıyarak ilerlediği yol nihayet önü alınmaz bir hızla özgürlük meydanına gelmiş ve nefeslenerek ilerlemeye hazır hale gelmiştir.

Elbette bu savaşı vermiş nice kahraman Kürt evladının adını sıralamak mümkündür.

Mümkündür çünkü kürdü bu meydana getiren mücadele öyle çanak çömlekle verilmedi.

Kürtlerin saatinin doğru ilerlemesi takviminin mecrasına girmesi, fırtınalı günlerinden, yağmurlu günlerine ve oradan güneşin yarattığı sıcaklığa kavuşmanın bir sebebi ve bir uğraşı söz konusudur.

İşte bu yüzden gelinen noktada, Kürtleri özgürlük meydanına kavuşturan aşkı ne kimse satın alabilir ne de kimse satabilir.

Geçmişin hayal kırıklıkları dipdiri gözlerimizin önünde, çıkarılan ders ve alınan ders ortadadır.

Doğal olarak güven ve cesaretle alınıyor yol.

Tabiî ki kırk milyon insanın, kırk milyonu da aynı kalıpla biçilip dikilmedi, her birinin kendine has düşünsel yapısı, dünyaya bakış açısı, inancı, felsefesi, karizması, liderlik yapısı, niteliği vardır.

Asgari müşterekler buluşulan noktalar ve verilen mücadeleler ise saygı duyulacak hassasiyetler olarak kırk milyonunda belleğinde.

Gelgelelim meselenin özüne.

Diyarbakır yani çalınan Amed 2013 yılı içerisinde iki buluşma gördü biri 21 Mart ikincisi 16 Kasım…

Tarih gün gibi açık, yüz binlerin toplandığı bir alan ve on binlerin toplandığı alan.

İkisi de Kürdün geldiği noktadaki özgürlük sevdasıydı.

Sevdanın biri diğerinin tıpa tıp duygusunu vermeyebilir ama ikisi de sevdaydı.

Konuşulur, tartışılır, yazılır, çizilir ama ben böyle yorarım.

Halkın hafızası yerinde. Bilir ki o sevdalardan biri diğerinden beslenir.

Açık bir dille söylenebilir ki; Kürtler kendi güneşini, Kürdistan kendi güneşini kendi bulur ve o güneşin nasıl ısıtacağını da kendisi belirler.

Gelinen aşamada, dört kıtada konuşulan Kürtleri, tartışılan Kürtleri es geçerek bir yeni harita oluşturmak neredeyse intihardır. Çünkü uzun mücadele süresince satrancın hamlelerini Kürtler düşünerek ve yerinde verdi.

Mükâfat zamanıdır.

Mükâfata hak kazanmayanlarda kendine bir rol biçmek adına ortalığı velveleye verebilir bu da oldukça mümkün ve normal bir durumdur. Buna takılmamalı…

Tek kişilik zindan, dört yanı denizde kaplı olabilir, Özgürlük sevdasıyla yaşayanların ülkesini bu kadar kamufle edebildiniz işte.

Bu yazı toplam 6441 defa okunmuştur
21:15
 // Mustafa Siirt
Mamoste ağzına sağlık ılımlı yazılara devam edelim! Kürtlerin ÖZGÜRLÜK hasreti gerçekten bitmek üzere!!! Bu iki tarafın BARIŞ adına göstereceği fedakarlıklar ile olacaktır! Kürtlüğümüzü kimse inkar edemez!!! Özgürlüğümüzü kimse elimizde alamaz!!! Ama özgürlük için kan dökme diyeti bitmiştir!!! 16 Kasım tarihi bir gündür!!! Belki kabullenemeyen ve sindirmeyecenler var onlara da saygı duymak lazım!!! Ama çözüm inanın DİALOĞ VE BARIŞ ile olacaktır!!! Siirt ten selamlar...
22 Kasım 2013 Cuma 21:15
ahmetle gever arkadaş
 // caner
ya siz iki yazıyı tam olarak okumadınız öyle başlık olarak değerlendiriyorsunuz ya da ben anlama özürlüyüm iki yazıdan aynı şeyi anlamadım sizin gibi....
19 Kasım 2013 Salı 09:30
tutarlı ol
 // gever
ahmete aynen katılıyorum...
18 Kasım 2013 Pazartesi 22:33