Ümit Yazıcıoğlu

Kürdistan'da domino taşları

13 Aralık 2011 Salı 16:31

Domino teorisi 1950'lerde ABD’nin yaklaşık yirmi yıl boyunca uyguladığı Güneydoğu Asya politikasının dayandığı  siyasi bir görüş. Bu teori  ilk önce Nisan 1964′te Vietnam’la ilgili yapılan bir basın toplantısında dönemin ABD Başkanı Eisenhower tarafından ortaya atılmıştı. Kısacası ABD devletleri 1964 yılında Vietnam’dan geri çekilme yönündeki  dış siyasi baskılara karşı, ABD’nin Vietnam’ı kaybetmesi halinde ABD’nin yanında yer alan ülkelerin domino taşlarının yıkılması gibi teker teker Çin ve Sovyet etkisine girecekleri şekildeki bir değerlendirmeden kaynaklanıyordu. Tarih gelişmeler ise bu düşüncenin doğru olmadığını ispatladı.

1965’li yıllarda Amerika’nın dış politikasının yönlendirilmesinde etkili olan yabancı bazı devlet ve siyaset adamları Başkan Eisenhower’in anlattığı Domino teorisinin doğruluğuna inanıyorlardı. Bundan dolayı  ABD Vietnam’dan çekilmeyi  yıllarca reddetti. Bu teori’nin asıl siyesi amacı ise 1965’te ABD’nin Dominik Cumhuriyeti’ne karşı giriştiği askeri harekâtı açıklamak, Küba lideri Fidel Castro’nun yaratacağı bir domino etkisinden ABD’ni siyasi arenada korumak amacını taşımaktaydı.  

Malumunuz “Domino teorisi” bir kehanet değil, zaten tarihi gelişmeler bu düşüncenin doğru olmadığını ispatladı, ben de bir kâhin değilim. Fakat 1952’den beri Türkiye için dizilen domino taşlarının yıkılışını gördükçe birkaç yıl sonrası için dizilen taşların da hangi yöne devrilebileceğini fark edebiliyorum. Bu bağlamda ülkemizde bu gün yaşadığımız olaylar ve geçmişte yaşananları inceleyerek yarın neler olabileceğini  halka anlatmak gerekiyor.

“Domino teorisi” Kürd sorununun çözümünde geçersizdir. Kürd sorununun çözümünde temel iki aktörün varlığı ise bir realitedir. Bu aktörlerden birisi devleti temsilen Başbakan Erdoğan, diğeri ise PKK ve Kürt halkını çoğunlukta temsilen Abdullah Öcalan olarak değerlendirilebilir. Bu gerçeğin farkında olan ve  “ülke’yi karıştırmak isteyen bir güç Öcalan’ı siyasi arenadan pasifize etmek istiyor. Ülkemizin siyasal koşulları giderek ise demokrasi ve hukukun aleyhine, despotik uygulamalar lehine süratle değişmiştir ve değişmeye de devam etmektedir. Bu nedenle KCK operasyonları oluyor, Mahmut Alınak gibi avukatlar, gazeteciler, vs. insanlar tutuklanıyor. Öcalan gibi siyasi tutuklularla avukatlarının görüşmeleri aylardır önleniyor. Dolayısıyla devletin bu tavır ve tutumunun ülkeye bir faydası yok, çünkü fısıltı gazetesi ülkeyi karıştırmak için yeni teoriler üretiyor.

Bu arada belirtmekte yarar var, her ne kadar ülkede Kürtleri temsil ettiklerini iddia eden diğer Kürdi örgüt ve partiler varsa da, realitede bunların pek bir etkisi bulunmamaktadır. Çünkü PKK dışındakiler Kürt halkının çoğunun desteğini alamamaktadırlar, dolayısıyla siyasi arenada ciddi etkileri yoktur. Her ne kadar bazı Kürdi aydınlar ülkede veya yurt dışında hükümetin bazı bakanlarına şahsen görüşlerini aktarma olanağına sahip oldularsa da, hükümet bu insanların görüşlerini değerlendirdiğinde, onların kaleme almış oldukları anılarını da değerlendirmektedir. Dolayısıyla devlet yıllar önce kendileriyle birlikte hareket eden yoldaşlarını, şimdi ise yazmış oldukları hatıralarında o eski yoldaşlarını onlara hakaret edercesine eleştirenleri de, ciddiye almamaktadır. 

Sonuç:

Ülkeyi karıştırmak isteyen etkili bir güç, Öcalan’ı siyasi arenadan pasifize etmek istiyor. Bu nedenle Öcalan’la avukatlarının görüşmeleri aylardır önleniyor. Bu tutumun ülkeye bir faydası yok. Bizler ise taşlar yıkıldığında olayın ne kadar ciddi olduğunu görüyoruz.

Yabancıların Türkiye’ye nasıl baktığı bizi hiç mi hiç ilgilendirmez diye düşünenler çıkabilir, saygı duyarım. Çoğu zaman ben de bu kanaati paylaşırım, öyle ki kimse onların daha masum olduğunu iddia edemez. O zaman gelin siyasi kültürümüz penceresinden bugüne Türkiye’ye ülkenin içinden bakıp, bu çıkmaz gidişata dur diyelim.

Bu yazı toplam 10183 defa okunmuştur
Tablo bu bir alıntı
 // Kerem Kerimoğlu
Topyekün savaş ilan etti bu hükümet. Dalga dalga yayılıyor. Savaşın cepheleri, muharebeleri bunlar. Hiçbir yer güvenli değil, her yer saldırı altında. Gözaltına alınanlar arasında tanıdıklarım var. Bunların gazeteci olduklarını biliyorum. Gazetecilik dışında hiçbir eylemlerinin olmadığını biliyorum. Bir ayrım yapmıyor. Resmi ideolojinin dışında kalan, Kürt halkının haklı meşru taleplerini savunan herkes bu büyük saldırının hedefi. Bütün mesele; sıra kime, ne zaman gelecek. Tablo bu...
21 Aralık 2011 Çarşamba 10:34
Abdullah Öcalan ile 142 gündür görüşülemiyor
 // Berivan Dertli
Avukatlar dün müvekkilleri Öcalan ile görüşmek üzere tekrar Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na yeniden başvuru yaptı. Avukatlar Sinan Zincir, Gülşen Özbek ve Suna Bilgin'in yaptığı başvuruya İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi yetkilileri tarafından "gemi bozuk" gerekçesiyle görüşmenin yapılamayacağı yanıtı verildi. 22 Kasım'da "KCK" adı altında yürütülen operasyonlarla 36 avukatı tutuklanan Öcalan'la 27 Kasım'dan bu yana görüşe izin verilmiyor, acaba Öcalan hastamı?...
16 Aralık 2011 Cuma 12:45
ama
 // okumadım
okumadım ama velhasıl kürtler domino taşı gibi devrilmiş bu dünyada hep ayaz elde kalan...
15 Aralık 2011 Perşembe 09:59