İbrahim Genç

Korku tünelinde Türklerim, Kürtlerim…

06 Ocak 2013 Pazar 22:16

Türkiye’de tutarlı bir siyasal çizgi takip edilemediği için bir gün sonrasını bile öngörmek pek zor. Adeta korku tünelinde ilerleyen çocuklar gibiyiz Türkiye’de. Hangi dönemeçte nasıl bir sürprizin çıkacağını kestiremiyoruz. Yüreğimiz ağzımızda, yüreğimizin çarpıntısı kulağımızı çınlatıyor. İlerliyoruz bin bir korku, sevinç, barış, savaş ve umut duygularıyla… Her şeye rağmen bu korku tünelinden güzellikler devşirmek istiyoruz. Bin defa da ölsek, bin birinci defa yaşamaya ant içiyoruz. Ayrılmak gelmiyor içimizden, zıt kutupların birbirini çekmesi olsa gerek bu. Yumruk yumruğayız; ama üçüncü yumrukta sarmaş dolaşız yine. Ayarımız yok, haykırıyoruz “azat et beni zulmünden”… Yankısı duyuluyor “etle tırnak gibiyiz”… Çelişkiler dehlizinin  içinden süzülüyoruz, kayboluyoruz takvimlerden gün eksilterek… Seviyoruz, inadına seviyoruz; nefret tohumlarını ekmeden…

Dedim ya korku tünelindeki çocuklar gibiyiz, lunaparktayız. Birçok şeyi aynı anda yaşamak mümkün. Korku tünelinden biri çıkıp “tek”ledikten sonra “Beğenmeyen çekip gider” diyebilir, bunu “ya sev ya terk et” diye formüle eder bazıları. Kimi çıkar “Altlarını üstlerine getir, birliklerini boz” da diyebilir. Adı üzerinde, yüreğimiz ağzımızda. Korku tünelinin yolcularıyız. Öyle ki onlarca hatta binlerce insan tutuklanabilir. Bir köşede linçler olabilir. Burası korku tüneli, ana dilinde eğitim almasan da olur. Hatta işi biraz daha heyecanlandırıp senin kafanı karıştırmak da pek güzel olur. Mesela “Zazalar Kürt değildir” diyelim. Zazacayı ayrı bir dil olarak zihinlere yerleştirmek de isteyebilirler.

Türkiye’dir bu korku tünelinin adı. Sahip olduğu tüm güzellikleri saçmalıklara feda edebilen bir ülke. Tüm bu olumsuzluklar ve çelişkiler içinden bir bakıyorsunuz ki “Öcalan’la devlet görüşüyor” manşetleri süslüyor gazeteleri. Makul bir insan, bu denli büyük sorunlarda süreçlerin olduğunu bilir. Öyle bir süreç ki bu yol üzerindeki tüm işaretler bir sağduyuya insanı götürür. Daha Roboskî için bile dişe dokunur, vicdanları rahatlatır bir gelişme yaşanmamışken; cemaatin ve iktidarın televizyon ve gazeteleri savaş borazancılığı yaparken; Batı’nın kentlerinde Kürtlere yönelik linçler artış gösterirken; KCK bahanesiyle her gün tutuklamalar devam ederken; bir araya gelip toplantı ve yürüyüş hakkını kullanamazken yurttaşlar… Pat diye Öcalan’la görüşme de neyin nesi oluyor? Niyetiniz nedir? Türk ve Kürt halkına neden amacınızı ve niyetinizi açıklamıyorsunuz?

Yalancı çobana dönen AKP iktidarının bu yeni hamlesine bugün Kürtler tam da bu sebeple mesafeli yaklaşıyor. Çünkü gerçekten bir barış arzusu olsa, bunun işaretleri çok evvelden görülebilir. Bugün İktidar’ın entrikaları, Kürtlerde müthiş bir güvensizlik yaratmış durumda. Onca anti-demokratik uygulamayı ve acıyı tek bir hamleyle Kürtlere unutturmak amacıdır bu. Yine de desteklenmeli. Ki görüldüğü kadarıyla tüm Kürtler bu son süreci destekliyor. Zaten barışı desteklemeyenlerin tarihe hesap vermesi mümkün değildir. Açıkçası Kasım sonlarında Ankara’dayken bir BDP’li vekille uzun uzun sohbet etme şansım olduğunda sürece biraz karamsar yaklaşmıştım. Ama vekil, görüşmelerin olduğunu dile getirip umutlu olduğunu dile getirmişti. Bunca çelişki, şiddet ve tutuklamaya karşılık vekilin iyimserliği beni etkilemişti.

Her şeye rağmen Kürtler, birlik olmaktan vazgeçmemeli. Çünkü Kürtlerin en önemli eksiği, bir kazanım elde ettiklerinde bunu karşıdakinin lütfu olarak görmeleridir. Her halk kendi dinamiği üzerinde yükselir. Bu da koşulsuz birlik ve beraberliğin sonucunda olur. Kürtler, artık eski Kürtler olmadıklarını fark edip kendi potansiyelini görebilmeli. Barışı bu değerler üzerinden savunmalı. Kendi değerlerini, güçlerini, temsilcilerini; karşının bir hamlesi karşısında feshetmemeli. Dünya tarihindeki tüm halklara bakın; Katalanlara, Güney Afrikalı siyahilere ve hatta İsrail’de yaşayan Araplara… İktidarlar politikalarını uygularlar, kimi oy için kimi ülke çıkarı için. Ama halklar da kendi birliklerini pekiştirirler tüm iktidar entrikaları karşısında.

Her şeye rağmen tarihe karşı borçlu olduğumuzu unutmayalım ve bu süreci destekleyelim. Gördüğümüz kadarıyla MHP dışında bu sürece karşı yıkan yok. Eğer AKP hükümeti, dürüst ve iyi niyetliyle bu sorun kolayca çözülebilir. Türk ve Kürt halkları artık bu ölümlerden bıktılar. Ben, cemaat ve iktidarın denetimindeki TV ve gazetelerin Kürtlerle ilgili yaklaşımlarını düzeltmesinin sorunun çözümünde etkili olacağını düşünüyorum. Çünkü Türk ve Kürt insanının zihniyetini darmadağın eden bu güçlerdir. Ben Türk ve Kürt halkının barıştan yana olduğunu düşünüyorum. Israrla buna inanmak ve sadece bu iki halka güvenmek istiyorum. Türk halkı da vatanseverliğini, Kürtlerin en doğal haklarına karşı çıkarak değil; bu ülkenin nasıl emperyalistlere yatak edildiğini görüp buna karşı çıkarak göstersin. Cehaletle, sloganlarla, Kürtlerin haklarının gaspıyla vatanseverlik yapılmaz. 

Bu yazı toplam 7093 defa okunmuştur
22:26
 // Ozgur Barıs
Kaderin cilvesine bakın ki benim kendimi savunmama bile gerek kalmıyor..kendi kursununuzla birbirinize sıkan acizler...size düşman gerekmez, birbirinize yetersiniz.....
08 Ocak 2013 Salı 22:26
21:17
 // yüksekova haber bize küfreden
Yüksekova haber ya bizim de yorumlarımizi yayınlayın ya da kimsenin yayimlamayin yoksa artık kabul etmiyecez...
08 Ocak 2013 Salı 21:17
salağın birine
 // sus
Yazara dalga gecer gıbı filozof dıyen EY APTAL! Bu kadar begenmıyorsan neden sen cıkıpta kendın yazmıyorsun üç bes satır. yoksa senın okuma yazman mı yok ya da senın anlaman kıt mı? yazar sadece gerceklerı dıle getırıyor. ve bunları da düşüncelerınde harmanlıyor. EY APTAL SUS DA BIRAK BILENLER KONUSSIN.......
08 Ocak 2013 Salı 14:58