Bedri Çallı

Kobanê Zaferi ve Sonuçları-1

05 Şubat 2015 Perşembe 13:23

Sevgili okurlar hatırlarsanız veya Yüksekovahaber.com sitesini  tekrar incelerseniz, sitedeki   köşemde 06 EKİM 2014 tarihinde YANLIŞ HESAP KOBANÊ’DEN DÖNER başlığını kullanmıştım.

Ben daha savaşın başında bu iddialı başlığı kullanırken, bu davaya inanan, kanını, canını ortaya koyan kahramanlara inandığımdan dolayı, bu zaferin kazanılacağına ve karşılarındaki caniler ve onların destekçilerinin rezil rüsva olacaklarına inanmıştım, o yazımda beni yanıltmadıkları için sağ olsunlar var olsunlar.

Elbette bu savaşın Kürt halkına faturası çok ağır olduğu inkar edilmez bir gerçektir. Kürt halkı açısından bu savaşın sınırları çok genişledi. Kobanê’den tutun Şengal, Kerkük, Maxmur ve daha bir çok yerde sürdü.  Savaşta çok sayıda YPG ve YPJ savaşçıları ve Peşmerge kayıpları oldu. Çok sayıda Kobanê’li  ve Şengal’li sivil kalleşçe öldürüldü. Aynı şekilde (ÖSO)nun Burkan El Fırat örgütünün de kayıpları oldu.

Bütün bunların ciddi sayıda yaralıları, kaçırılan insanlar, harabe olan bir kent , yıkılan ev ve işyerleri, yakılan ve çalınan araçları, yok edilen ev eşyaları ve iş yerlerindeki malları, yıllık ektikleri ama biçemedikleri tarım ürünleri  vb. Kürt halkının ciddi kayıpları olmuştur.

Ayrıca Kobanê ve Şengal halkına reva görülen bu zulüm tüm Kürdistan da eylemlerle protesto edildi ve bu mazlum halka sahip çıkıldı.

Kürt halkı İç İşleri Bakanı Efkan ALA’nın 8 EKİM 2015 tarihinde “misliyle karşılık bulur” söyleminin faturası ağır olacağı mesajı alınmasına rağmen  meydanlara inmiş, Kobanê sınırı boyunca ve Suruç (Pırsüs) köylerinde nöbet tutarak ve Kobanê’deki mazlumlara saldıran çetelere desteğin kesilmesini sağlamıştır. O günlerde bu halk 39 evladını kaybetmişti.

Türk Hükümet yetkilileri her fırsatta öfkesini göz önüne seriyordu. İnsan ağlarken samimi olmalı, elbette Filistin’de, Mısır’da veya dünyanın herhangi bir ülkesinde şiddete maruz kalmış, haksız yere canından olmuş her bir insan için sizden önce  üzülen Kürt ana ve babalarıdır. Çünkü tarih boyunca sürekli şiddete maruz kaldıkları için insanları sizden iyi anlarlar.

Ama yanı başında  senin ülkende yaşayan halkının akrabaları, kadınları, çocukları ve yaşlıları kurbanlık gibi kesilirken, ülkendeki eylemlerde polis ve askerin haksız yere öldürdükleri çocuklara ağlaman gerekirken, ölen o çocukları suçlayacaksın ve kalkıp başka ülkedeki çocuklara ağlarsan samimi değilsin.

 Enteresandır ki hemen öldürülmelerinin üzerinde dakikalar geçmeden ölenleri suçluyor ve kısa bir zaman geçmeden haksız yere güvenlik güçlerin tarafından öldürüldüğü kanıtlanınca da sesi soluğu kesilir, bir özür bile dilenmiyor.

Türkiye’yi yönetenler yanlış politikaları ile ülkeyi her geçen gün farklı sıkıntıların içine çekmektedir. bu tür saldırganlıkları ve İŞİD’e verdikleri destekle ülke kaynakları bir hiç uğruna heba ettiler. Ama çok acıdır bu kaynakların hesabını soran da yok. Mesele Kürtler olunca ortada muhalefette kalmaz yargıda kalmaz. Bu politika ile ülke huzurunu bozdukları gibi kendi halkıyla karşı karşıya gelmiş ve kendi halkını küstürmüştür.

Sayın Cumhurbaşkanı:  bir müjde gibi, tüm Kürt halkının kalbinin attığı Kobanê için daha ekim ayında “KOBANÊ DÜŞTÜ DÜŞECEK” müjdesini vererek içindeki  arzusunu ortaya atıyordu.  “PKK’de PYD’de aynıdır ikisi de terör örgütüdür” diyerek içindeki nefreti göz önüne seriyordu.

Türkiye İŞİD ve EL NUSRA gibi örgütlere destek sunarak hem kendi halkının gözünde ve hem de uluslararası arenada  puan kaybetmiştir.

Asırlardır Kürt halkı tarafından Amed, Cölemrg, Dersim, Wan şeklinde isimlendirilmiş ve böyle bilinir. Kürt halkına ve onun diline tahammül edilmediği için egemenler her ne kadar Diyarbakır, Hakkari, Tunceli Van vb. şekilde isimlendirmiş olsalar da, halkın dilinde ve kalbinde  hiçbir zaman gerçek isimler unutulmadı.

Aynı senaryo Suriye’de uygulanmıştı. Orada yaşayan Kürt’ler KOBANÊ ismini bilir ve sahip çıkarlar. Ama yine aynı egemenler bu isme tahammül edememiş, buraya AYN EL ARAP ismi kullanmışlar, ama Kürt halkı hiçbir zaman bu ismi kabul etmemiş  ve bilindiği gibi Kobanê isminden vaz geçmemiştir.

Bundan böyle Kürt halkının bu kahramanca direnişin baş mimarları, Arin Mirxan Miştenur tepesindeki fedai eylemiyle, Kader ORTAKAYA Kobanê’deki savaşçılara katılmak üzere sınırı geçerken, Suphi Nejat ağırnaslı (paramaz kızılbış) savaşarak ve daha kanını döken yüzlerce kahraman bu destana damgasını  vurduklarını unutmayacaktır.

Bu halk “her bıji serok OBAMA” demişse, bu sözü söyleten Eski Başbakan Recep Tayip ERDOĞANDIR. Eğer İŞİD’e destek vermeseydi, tam tersine samimi bir şekilde Kobanê halkına sahip çıksaydı. Belki “her bıji serok Erdoğan” derlerdi. Bütün bu yanlışları yapma nedeni  ise Rojava’da halkın oluşturduğu Kanton endişesiydi. Oysa buna gereksiz hüsnü kuruntu, çekememezlik derler.

Verilen bu haklı ve doğru savunmanın bir delilini Kürtlere çok sempati ile yaklaşmadığını bildiğimiz FOX TV ve sunucusu Fatih PORTAKAL’ın “ HPG, YPG, YPJ, YJA STAR, PEŞMERGE ve  ABD öncülüğündeki Koalisyon’a teşekkür etmemiz gerek” şeklindeki sözleri eğri oturup doğru söylemek derler.

Eğer bu güçler olmasaydı, Irakta ve Suriye’de Türkmenler kurbanlık koyun gibi kesilmiş olacaktı. Diyordu. Türkiye’nin bu önlemede yar alması gerektiği halde, karşı olması ve Türkiye’ye rağmen bu başarı sağlanmış ise hepimizin bu güçlere minnet borcumuz vardır. demiştir.

Sevgili okurlarım: birkaç ay gibi kısa bir zamanda Kürdistan Coğrafyası o kadar çok acı yaşadı ki bunu özetleyip kısa yazmak ne mümkün. Bu nedenle yazının akıcı olması ve sıkmaması açısından bölmek zorunda kaldım. En kısa zamanda devamını okumanızı sağlayacağım.

Bu yazı toplam 8807 defa okunmuştur