İbrahim Genç

Kobanê sınırından CHP’ye ‘Heval Parlamen’ sesleri

25 Eylül 2014 Perşembe 09:53

Suruç (Pirsus) ovası uzayıp gidiyor hüzünlü bakışlarda. Geniş ovada kümelenmiş toprak evleriyle küçücük köyler… Suruç ile Mürşitpınar arasında köyleri birbirine bağlayan onlarca yol ayrımı… Ve tüm bu yol ayrımlarında bekleyen askerler. Suruç merkezde ise özel harekat birlikleri ve çevik kuvvet polisleri… Tüm sokak başları tutulmuş. Resmi olarak ilan edilmemiş bir olağanüstü hal durumu. Yani böyle bir ortamda her an bir şeylerin olabileceği duygusu uyanıyor insanlarda. Bunun yanında Suruç belediye binasının önü ve çaprazındaki parkta insan seli (24 Eylül). Bir günlük grev kararı alan KESK ve bileşenlerinin taşıdığı flamalar… Birazdan Suruç’tan Kobanê’ye, sıfırı noktasına gidilecek, basın açıklaması için…  Aracımızın Suruç merkezden çıkıp Mürşitpınar yoluna girmesi baya zor oluyor ve zaman alıyor. Yol boyunca askerler ve polisler, görüş açımızdan hiç çıkmıyorlar…

1-650.jpg

"Lütfen barışa destek verin"

Bir müddet sonra Mürşitpınar sınır kapısındayız. Kobanê birkaç adımlık uzaklıkta. Kapılar kapalı, teller örülü. Kobanê’ye destek olmak için yüzlerce insan kapıya yığılmış. Diğer taraftan kalabalığı yarıp usulca Rojava’ya geçen Kobanêliler… Kalabalık durmadan “Katil IŞİD, işbirlikçi AKP”, “Kürdistan IŞİD’e mezar olacak” ve “Bijî berxwedana YPG” sloganları atıyor. Bu sırada bir hareketlenme başlıyor. Kısa bir süre sonra CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba başkanlığındaki CHP milletvekillerinden oluşan bir heyetin sınırda incelemeler yaptıkları anlaşılıyor. İnsanlar Veli Ağbaba ve Mehmet Bekaroğlu’nun etrafında toplanıyor. Onlar basına açıklamada bulunurken halkın “Lütfen barışa destek verin” ve “artık barış gelsin, barış istiyoruz” talepleri dikkat çekiyordu. Ortada insanların mağduriyeti ve bir dram olduğu için CHP’nin duyarlılık göstermesi ve yardım ulaştırmaya çalışması gayet anlamlı bir adım olarak değerlendiriliyor.

"IŞİD’i yeneceğiz. Kobanê bizimdir"

Kobanê tarafına geçen gençler dikkatimizi çekiyor. Bir an önce geçmek için art arda sıralanan onlarca kobanêli genç… İçlerinden biri diğerlerine “Kobanê’yi önce Kobanêliler savunacak, daha sonra tüm Kürdistan. Ama önce biz” diyor. Yüzlerde bir parça bile korku yok, umutsuzluk yok. İçlerinden hafif sarışın renkli gözlü biri “IŞİD’i yeneceğiz. Kobanê bizimdir. Ama birçok Arap bize ihanet etti” diyor.  Özellikle Tel Ebyad’ın IŞİD’in elinde olmasını, orada yaşayan Araplara bağlama eğilimi göze çarpıyor. Kobanê’ye geçmek için sırasını bekleyen hangi gence sorsak “Gün namus günüdür, savaşmaya gidiyoruz” diyor. İçlerinden bazıları “Buraya kadınlarımızı, büyüklerimizi getirip yerleştirdik ve şimdi savaşmak için geri dönüyoruz” şeklinde durumu açıklıyor. Kimliği olanlar kolayca geçerken kimliğini kaybeden ya da olmayanlar zorluk çekiyor. Bazen de kendileriyle geri götürmek istedikleri eşyalarından dolayı sorun çıkartılabiliyor. Aynı şekilde Kobanê’ye geçilirken yapılan üst aramalarında kadınları üstünü araması için bir kadın görevlinin olmaması tepkiye neden olurken sonra bir sağlık görevlisi kadının bu işi üstlendiğini görüyoruz.

"Heval parlamen"

Sınırın sıfır noktasında bunlar yaşanırken CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ı fark ediyoruz sınırın öte yakasında. Tanal da aslen Urfalı ve bir Kürt… Sınır görevlileriyle yaptıkları konuşmalara bakılırsa geçişlerde yardımcı olmaya çalışıyor. Halkın durduğu tarafa doğru yürüyüp “Ben İstanbul milletvekiliyim, size yardımcı olmaya geldim” dediğinde herkes şikayetlerini haykırmaya başladı. Yanımda duran Rojava Kürtleri bir ağızdan “Heval parlamen, heval parlamen” diyerek taleplerini aktarmaya çalıştılar. Bu karmaşa karşısında Tanal da Kürtçe konuşarak meseleyi anlaması için birinin sıkıntıları anlatmasını rica etti. Etrafındakiler de yine “Heval parlamen” hitaplarıyla geçişlerde kendilerine zorluk yaşatıldığını belirttiler. Özellikle kimlikleri yanında olmayanlar “Heval Parlamen”den yardım istediler. Orada aldığımız bilgiye göre Kobanê’ye savaşmak için 3-4 bin genç geçiş yapmış.

"Şengal ve Kobanê arasında bir fark yoktur"

Kobanê’yi savunmak için gençler ve bazı aileler Rojava’ya dönerken KESK bileşenleri de basın açıklaması yaptılar. KESK Eşbaşkanı Lami Özgen’in de katıldığı açıklamada insanlık onuru adına sonuna kadar Kobanê’ye destek olunacağı ve Kobanê direnişinin aynı zamanda bir işçi-emekçi mücadelesi olduğu vurgulanarak sonuna kadar destek olunacağı belirtildi. Birçok kesim orada hazır bulunurken bunlardan Avrupa Ezıdi Federasyonu sözcüsü Sabriye Sevgat dikkatimizi çekiyor. Özellikle Şengal’de yaşananlar ve kadınlar aklımıza geldiğinde Sabriye Sevgat’ın anlatacaklarını merak ederek biraz sohbet ettik. Bir Ezıdi Kürt’ü olan Sevgat, gayet güzel ve sade bir Kürtçe konuşuyor.

Değerlendirmelerine Sevgat “Bizim için Şengal ve Kobanê arasında hiçbir fark yoktur. Toprakları için savaşan halkımız inşallah kazanacaktır. Burada yaşananlar insanlığa sığmıyor. İnsanın bunlara karşı durması gerekiyor. Burada kadınlarımıza, çocuklarımıza yapılanlara baktığımızda Kürtlerin yalnız olduğu anlaşılıyor. Kürt halkı sadece kendi direnişiyle bugün ayakta duruyor.” sözleriyle başlıyor. Şengal’de en büyük savaşı YPG ve HPG’nin verdiğini, buna karşılık Peşmerge’nin yeterince destek vermediğinden şikayet eden Sevgat “Şengal’de bazı yerler hâlâ IŞİD’in kontrolünde. IŞİD bugünlerde tüm gücünü Kobanê’ye yöneltti. Sanırım bugün Kobanê’de yaşananlar şimdilik Şengal’de yok.” dedi. Sevgat, dünya devletlerinin bu zulümden utanç duyduklarını ama buna karşı sessiz kaldıklarını belirtip “Tüm Kürtlere ve insanlığı savunanlara bir çağrım var. Herkes Kobanê’ye bir destek versin. Biz bugün burada insanlık savaşı veriyoruz.” dedikten sonra  hiç kimsenin Kürtleri din üzerinden birbirinden ayırmaması gerektiğini vurguladı. “Biz bir milletiz” vurgusu yapan Sevgat sözlerini “Türkiye Kürtleri de kendilerine sahip çıksınlar. Örneğin  Roboski, Silopi, Cizre halkı büyük bir mücadele verdiler. Ki buraya sığınan insanlara kucak açmışlar ve bu onlar için bir mihnet değil. Zaten en çok halkımızdan mihnet etmeliyiz. Bugün gün şerefine sahip çıkma günüdür. Bir insan birazcık şerefliyim diyorsa, hani büyüklerimizin deyişiyle burnu kızarıyorsa Şengal’e de, Kobanê’ye de sahip çıkması gerekir.” şeklinde sonlandırdı.

Tampon bölge oyunu

 Kürtler her gün biraz daha bölgede belirleyici bir noktaya geliyor. Bu sebeple de bölgede her şey Kürtler üzerinden şekilleniyor. Dolayısıyla başta Türkiye ve IŞİD olmak üzere birçok kesim, Kürtlere yönelik olumlu-olumsuz politika geliştiriyor. Tabii her ne kadar Kürtler dört parça Kürdistan’ı bir bütün olarak görseler de özellikle Türkiye’nin bunu anlamadığı ortaya çıkıyor. Rojava Kürtlerinin özbeöz Türkiye tarafındaki Kürtlerin hem ulusal hem de akrabalık noktasında yakınları olduklarını anlamayan Türkiye burada dar bir politika yürütüyor. Bu sebeple de Rojava’ya yönelik olumsuz politikasının ülke içinde yaratacağı tepkiyi ölçemiyor. Ki bu sebeple de birkaç yıldır Kürt bölgesinde bir tampon bölge oluşturmak için BM’yi ikna etmeye çalışıyor. Tabi uluslar arası kamuoyu Türkiye’nin Suriye politikasına rağbet etmeyip de Türkiye tek başına kaldığında kendini “değerli yalnızlık” ile teselli etmeye başladı.

Bugün de Türkiye, Rojava’da bir tampon bölge oluşturmak için sınırda insani bir dram ve mağduriyet yaratmaya çalışıyor. Bu sebeple de Rojava’dan Türkiye geçenlerin sayısını abarttıkça abartıyor. Yıllardır Rojava Kürtlerine sağır kesilen AKP, bir anda Kürtleri fark etti orada. Benim da sınırda yaptığım gözlemlere göre –bugünlerde Rojava’ya dönüşler de kesintisiz devam ederken- rakamlar çok abartılı. Mesela Birecik’in doğudan batıya doğru sınırda sıralanan Konak, Göktepe ve Eşme köyleri tarafında Tespit Komisyonlarının yaptığı çalışmalar köylerde 1500 kişinin olduğunu, diğer olasılıklar da hesaba katılırsa 3000 civarında kişinin olduğunu gösteriyor. Suruç tarafında da Kuzey’e geçenlerin sayısı 10-15 bin arasında ifade ediliyor. Sanırım Türkiye bu hesaplamayı yaparken önceki yıllarda Türkiye geçmiş insanları da sanki yeni geçmiş gibi hesaplayıp mağduriyetin boyutunu artırıyor.

IŞİD’i paklama girişimleri

Bir diğer nokta da IŞİD, ABD  tarafından bombalandığında “Amerikan emperyalizmi” edebiyatına sarılanların ilginçliği. Hiç kimse vahşi bir çete halka saldırırken ve gün namus günüyken bir an önce çare bulunması gerektiğini düşünmezken ABD’ye  saldırıyorlar. İlginçtir ki bu noktada bazı sol kesimler ile IŞİD’e saldırıyı protesto eden İmkan –Der ile aynı noktada buluşuyorlar. Hadi ABD emperyalist bir güç, peki IŞİD neden Kürtlere saldırıyor? Gitsinler İsrail’e karşı Filistin’de savaşsınlar. Kürtlerin namusuna büyük saldırılar olurken bu zulmü sonlandıracak olan eğer ABD ise o zaman ses çıkarmaya kimsenin hakkı yok. Tüm bunlardan Kürtlere karşı bir ittifakın oluştuğu ve özellikle Türkiye içinde IŞİD’e, Kürt düşmanlığı üzerinden bir desteğin oluşacağını tahmin ediyorum. Tampon bölge ya da güvenli bölge çok isteniyorsa eğer, zaten Kürtlerin bölgesi güvenliydi. Rojava’nın dışındaki yerlerde tampon bölge kurulabilir ya da IŞİD’e karşı Kürtlere destek verilir ve Rojava daha çok güvenli hale gelir.

2-389.jpg

Bu yazı toplam 13661 defa okunmuştur