Özgür Amed

Kıyıya vuran balıklar, acılar, gerçekler...

12 Ağustos 2014 Salı 10:55

Savaş sürüsünden başka bir şey değiller.

Ve bu sürünün ne ilginçtir yakıp yıktığı, sürekli olarak saldırdığı tek yer Kürt devriminin, inancının olduğu yerler. Neredeyse tek işleri sadece bize saldırmak. Bu saldırılar öyle bir atmosferde konuşulup, kaos zemininde işleniyor ki; sanki tüm Ortadoğu ülkeleri ağır savaş altında… Herkes saldırı mağduru! 

Tuz yedirilip bekletilen hayvanların suya olan açlıkları gibi, öyle saldırı için bekliyorlar.
Uluslar arası desteği alenen alan bu cani ordusu; bir gürültü hareketi.
Bu savaş sürüsünün kaynaklarına dair, hareket alanlarına dair nedense pek bilgi geçmeyenler gün boyu sözde haber adı altında "İŞİD böyle yaptı, şöyle etti, buraya girdi, şu sayıda insan öldürdü, kafa kesti, kaçırdı" diyorlar. 

McLuhan’ın 60’larda ortaya attığı 'Araç mesajdır' tezi ne kadarda haklı. Neyi nasıl ve nereden verdiğiniz meseledir. Bunu servis ederken nasıl ettiğiniz ise işin, mesajın özüdür. Bu bağlamda bu çete, katil sürüsünü her gün besliyorlar teknoloji çağı ile.   

Geçtikleri her tarafta bir 'yıkım' algısı veriliyor. Fenomenleştirildiler ve bunun nimeti sonuna kadar kullanılıyor. Bir gürültü hareketi doğmuş oldu. Gürültü, ümitsizler için umut demektir. Bu umudun arkasında koşan binler tatmini düşleyecektir. Çünkü vaat var o gürültüde. Cennet ile süslendirilmiş, azdırılmış bir psikopatlık şuan refaha erişmenin, huzurun reçetesi  olarak sunuluyor. Bu reçetenin alıcısı hem maddi hem manevi anlamda bol. 

Bir açık katliam kitlesi olarak kendine sınır koymayanlar, daha çok insan ve kanı arzularken; bu kanı görüp arkasına dönenlerin müthiş işbirliği ile de sofralarını zenginleştiriyorlar. Dağlarda sayıklayan, açlıktan-sussuzluktan ölen çocukların ahları onların zengin uykularında dolanacak. 


Savaş sürüsünün vahşet ile açığa çıkardığı en önemli siyasi ders ise, 'Kıyıya vurmadıkları sürece balıklar suyun farkında değildir' gerçeği oldu. Su kurumadan kıyıya vuran basiretsiz, inançsız, ilkesiz, ideolojisiz anlayış; tüm çıplaklığı ile gözümüzün önünde artık. Küçük planların insan hayatından değerli olduğu Kürt topraklarında aslan kesilenler, gerçek Kürtlük benden sorulur diyenler modern Halepçe’nin bir demosuna gözlerini kapadılar. Ortadoğu’nun tek gerçekliği olan savaştan korktular. 

Diğer ders ise, bizim ölüm ve öldürme edimi ile olan artık çelik sertliğindeki kanıksama alışkanlığımız. Bu normalizasyon bizi hepten götürecek. Felaketimiz olacak… Hayat her anlamda hiçbir değişikliğe uğramadan devam ediyor. Sızıyı hissedenler duvarlar arasında ağlıyor. O kadar… Yerel siyasetimiz bunu kontrol edemiyor. Yönetemiyor… Daha kaç Rojava, Şengal, Kobanê olmalı ki; bu eşiği de aşalım?


Bizim için de balıklar kıyıya mı vurmalı? Ya da vurdu da bundan da mı haberimiz yok?

Bu yazı toplam 6933 defa okunmuştur
Eline saglik usta bu ne guzel yazi
 // ozgur dusunce
Kasap et, koyun da can derdinde
Katiller imparatorluk ve zenginlik hayalinde
Kurtler birlik olmus, bu ne buyuk mucize
Ruh vermis Buyuk Allah Kurt Milletine

Arslan kukremis arslanlar diyarinda
Kartallar ucmus daglarin yamaclarinda
Insaalah hepimiz gorecegiz
Bagimsiz Kurdistan kurulmus gunesin dogusunda...
15 Ağustos 2014 Cuma 13:43
Kalemine Sağlık
 // Mihemê Botanî
Yüreğine , kalemine, diline sağlık sevgili yazar kardeşim, gerçekleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermişsin. Gerçekten de durum tam anlattığın gibi yanı başımızda ortalık kan gölüne dönüyor, üstelik zulme uğrayanlarda çok değil bundan 15-20 sene evvel bizlerle yaşayan ve yine savaş mağduru olan Maxmur halkı, yanı kardeşlerimiz. Ve hiçbirşey olmamış gibi hayatlarımıza devam ediyoruz, yediğimiz her lokma boğazımıza takılması gerekirken. Ateş yine düştüğü yeri yakıyor dünya sessizce izliyor...
Ama o ateş gün gelince bizi de saracak, uzak değil Kıyamet yakındır...
15 Ağustos 2014 Cuma 09:50